Mehmet Kasapbaşı

Mehmet Kasapbaşı

Mail: [email protected]

ASIL SORUN BATI VE ABD’Yİ MUTTEFİK GÖREN ZİHNİYETTE

ABD’nin ülkemize yönelik davranışları karşısında sıkça, “Bu nasıl müttefik” şeklinde hayal kırıklığımızı dile getiriyoruz. Ne var ki bu hayal kırıklığı bir türlü son bulmuyor. Çünkü ABD bir takım anlaşmalar gereği müttefik kabul edilse bile dost olmadığı kesin. Böyle olunca da ABD’nin karakteri gereğini yaptığını görmek, her konuda dostluk ve stratejik müttefiklik beklememek gerekiyor. Nedense biz ABD’nin alnına dost ve müttefik yazısını yapıştırmış, onu okuyup, aksi tavır sergilendiğinde hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bu bakımdan sorun ABD’den çok bizim yanlış değerlendirme ve nitelendirmemizden kaynaklanıyor.

Bunun son iki örneğini kısaca aktarmak istiyorum. İlki ABD Savunma Bakan Vekili Shvanahan’dan gelen mektuptaki üslubun oluşturduğu hayal kırıklığı. Bu mektup ile ilgili olarak Savunma Bakanı Akar mektuptaki üslubun müttefiklik ruhuna uymadığını belirterek, “Buna gerekli cevabı hazırlıyoruz. Bu konuda ilgili kurumlarla koordinasyonlarımız sürüyor”

 “Stratejik ortaklıktan, müttefiklikten bahsediliyor. Biz bugüne kadar taahhütlerimiz konusunda herhangi bir aksaklığa meydan vermeden sorumluluklarımızın tamamını eksiksiz yerine getirdik. Muhataplarımızın da benzer şekilde bizlere olan taahhütlerini, sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyoruz.”

Sanıyorum konu ile ilgili daha fazla söze gerek yok. Çünkü ABD bir konuda daha sözünde durmamış, ikili oynamıştır.

Üzerinde durmak istediğim ve dikkat çekmeye çalışacağım ikinci konu ise Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün ABD ziyareti sırasında özellikle Gülen’in iadesi ile ilgili görüşmelerin ardından yaptığı açıklamadır.

Adalet Bakanı Gül ziyareti sırasında ABD Adalet Bakanı William Barr ile görüşmesinde Türkiye’nin Fethullah Gülen’in iadesiyle ilgili taleplerini bir kez daha iletiyor ve açıklamasında, “Şimdiye kadar adım atılmaması kabul edilemez. Türk yargı makamlarının ABD’ye iletmiş olduğu deliller ve belgelerin adli mercilere intikal ettirilmemiş olmasını kabul edemeyiz diyerek bir gerçeğe dikkat çekiyor.

Ülkemizde bir darbe girişimi olmuş, 250 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, olay yargıya intikal etmiş ve verilmiş ağır cezalar var. Bu arada eldeki tüm deliller de ABD’ye iletilmiş ve gereğinin yapılması istenmiş. Sonuç ise aradan geçen bunca zamana rağmen ABD’de olayla ilgili hiçbir işlem yapılmamış. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin gönderdiği belgeler dikkate alınmamış. Böyle olunca hâlâ ABD söz konusu olduğunda dost ve müttefiklikten söz ediliyorsa bu bizim yanlışımız değil midir?

Bu arada Türkiye’ye verildiği açıklanan ve bu sebeple de Türk pilotların F-35’lerle ilgili eğitiminin iptal edilmiş olması, ısrarlı bir şekilde S-400 füzelerinin alımından vazgeçilmesinin istenmesi, Suriye’de teröristlerle birlikte hareket ederek ülkemizin aleyhine gelişmelere çanak tutmaları da düşünüldüğünde hiç olmazsa bundan sonra ABD söz konusu olduğunda dost ve müttefik gibi kelimelerin kullanılmaması gerekmiyor mu?

Belli ki Türkiye, ABD ve NATO’dan çıkarlarının korunmasını bekleyemez. Beklediği takdirde hep zararlı çıkacağız. Bu bakımdan yeni bir dünyanın kurulması ve Türkiye’nin kurulacak bu yeni dünyada yerini alması için gayret sarf etmesi gerekiyor. Bu yeni dünya elbette tek boyutlu olmayabilir. Söz gelimi ABD’nin şımarıklığı ve çıkarcılığı sebebiyle zarara uğrayan Doğulu ülkelerle bir oluşum gerçekleştirilmeye çalışılırken, öbür yandan da İslam ülkelerinin ABD’nin güdümünden kurtulmalarını sağlayacak adımlar atılabilir. Selam ve Dua ile…

Facebook Yorum

Yorum Yazın