Abdullah Damar

Abdullah Damar

Mail: [email protected]

BİLİRKEN SUSMAK, BİLMEZKEN SÖYLEMEK KADAR KÖTÜDÜR (Platon)

Uzun süredir ünlü filozof Platon’un “Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür” sözünü düşünüyorum.

 

Belki de filozofların, aydınların, yazarların, sanatçıların, düşünürlerin kısaca geçmişten bugüne bildiklerini topluma açıklamaktan çekinmeyen bütün insanların, Platon’un bu sözünün gereğini yaptıkları kanaatindeyim.

 

Peki, dünyayı değiştirmeye, dönüştürmeye ve demokratikleştirmeye yetiyor mu bu çabalar, bu yazılıp çizilenler?

 

Ben, yettiği kanaatinde değilim!

 

Çünkü yaşanan süreç eskiden olduğu gibi, sadece filozofların, düşünürlerin, aydınların, sanatçıların ve onların etkisinde kalan karizmatik liderlerin çabalarıyla ilerleyemeyecek kadar girift ilişkileri içeriyor.

 

İnsanlar artık, liderin bir tek sözüyle harekete geçmiyor.

İnsanlar artık, son zamanlarda güncelliğini korusa da doğuştan kendilerinde varolan bir takım özelliklerin saikiyle hareket etmiyor.(Milliyetçilik ve Din gibi)

Bilgi çağının özelliği olsa gerek, insanlar kendilerini ilgilendiren her konuda, gözü kapalı hareket etmiyor, araştırıyor, inceliyor, bu araştırma sonucuna göre karar veriyor.

Kısacası, ince eleyip, sık dokuyarak yapacaklarını hayata geçiriyor.

 

İşte bu nedenle, insanları herhangi bir konuda ikna etmek, yönlendirmek eskiye göre oldukça zorlaşmıştır.

Günümüzde, toplumu dönüştürecek ve değiştirecek yegâne güç, bireysel çabalar sonucu ortaya çıkacak olan güç ve örgütlü siyasi dinamiklerdir.

Bu nedenle, kendinde enerji olduğunu düşünen, yeni fikirleri hayata geçirmekten çekinmeyen, bir insanın bile değişmesinin toplumsal değişime katkısı olduğunu bilen bütün insanların, bilgi ve birikimlerini kendilerine saklamamaları, bu bilgi ve birikimleri paylaşmaları, yazmaları, tartışmaya açmaları ve sonuçta bir sinerji yaratarak yeni fikirler oluşturmaları gerekiyor.

 

Toplumun dönüşmesini kendine amaç edinen insanların tarihsel süreç boyunca çok büyük acılar çektiğini de bir an bile unutmadan, bu çabalara devam etmek gerekiyor.

Çünkü bu çabalar, toplumun dönüşmesi için bir zorunluluktur.

 

Bu konuda çok sevdiğim ünlü Çin atasözünü hatırlatarak, yazımı noktalıyorum.

“Bilmeyen ve bilmediğini bilen çocuktur; ona öğretin.

Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır; onu uyandırın.

Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır; ondan sakının.

Bilen ve bildiğini bilen liderdir; onu izleyin.”

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın