Nejat Güneri

Nejat Güneri

Mail: [email protected]

DÜNÜ ÖZLEMEK(5)

 

“Bee ben bilmem bacım” deyip de Çalgıcı Cudiyeden “Bende yandım eli zilliye’yi” isteyerek sonradan çirtikleye çirtikleye ortada oynayan mahallemizin kızları…

Düğün okuyucusu, Tuluk Meyrem’in: “Herkes çıkınını açsııın, olanlar olmayanlara versiiin” diyerek ünlemesi üzerine Cümbüşçü Adil’in düğüne mola vermesi…

Komşusu aç yatarken kendisi tok yatmayan büyüklerimiz…

Etli, yüzlü bir yemek yapıldığında; “Yeri oğlum şunu Aşe Bacıgile, şunu Fatma bacıgile ver de gel diyen, analarımız…

Ramazanda mahalledeki fukaralara, çit, çember arşınlayan herkesin neye ihtiyacı olduğunu bilen, gönderen hayırsever büyüklerimiz…

“Fattımın gızı Möhterem yeee doortdu, şu hahke bezini uşşana bez etsin diye salan büyüklerimiz…

Otuz uvak lahmacun yaptırılırsa, üstüne de beş-on dırnaklı ekmek alınır, lahmacun ekmeğin içine dürüm edilir, yenilirdi.

Paklava her zaman yenilemezdi. Gelen misafire sinide; bastık, kuru üzüm, sucuk, hayir, muska, fıstık ile Fekke Düzülürdü…

Bayramda, seyranda el öpmeye filan “ayansı” giyinilir, sayir günlerde evin işçisi olunurdu. Cahallara “temşiyet” verilir, hısım akrabayı sayar gider gelinirdi.

Paklava gırığıynan dürüm edilir, dondurmacılar da ekmek bulunur, yazın dondurma ekmeğe katık edilirdi.

Kışın günü “topaç eritmesi”, sobanın kapağının içine şişe saplanmış pişirilen cızırcızır et sucuğu…

Haveydili küfte, topaçlı simidaşı…

Her akşam yadyodan “arkası yarını” dinlemek, vaz geçilmez ayrı bir keyifti.

Beyti yağlı, küncülü, ördekli-gazlı, gelinli-gizlı kahke satan kahkeciler vardı.

Kış ağzı evlere, “zad-zahre” alınır…

Evin tabanına “bedri” hasırı, onun üstüne de “Kürt halısı” açılır… Orta yere odun sobası, dar göze tandır kurulur; soba söndükten sonra tandırda yatılırdı.

İnsanların aypedleri, molpedleri yoktu ama yüzleri güleçti. Ağzı böök olanlar alenen ayıplanırdı.

Öyle her şeyi beğenmezlik etmez, Allaha ŞÜRÜR edilirdi,

Yazık oldu bunca güzel insanın bulunduğu, bir şehrin bunca güzel hatıralarına…

NOT:

Bu yazının orijinali beş dosya kâğıdından oluşuyor. Ancak nereden, ne zaman elime geçti, bütün bu Antep gerçeklerini derleyen kim, bilmiyorum…

Vefat etmişse Allah rahmet eylesin, yok sağsa Allah sağlık, sıhhat-afiyet versin…

    

Facebook Yorum

Yorum Yazın