Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

Farkındalık - Rahatlamak mı, uyanmak mı?

Değerli Yaşamseverler,

Bayram haftasından merhaba!

Sizlere ve sevdiklerinize şeker tadında bir bayram dilerim.

Farkındalıkla ilgili sohbetimize devam ediyoruz. Bu yazı dizimi Anthony De Mello’nun Farkındalık isimli kitabından esinlenerek hazırlıyorum. Aşağıdaki satırları yazmadan evvel Mello’nun bir psikoterapist olduğunu paylaşmak isterim. Bunu neden paylaşma ihtiyacı duyduğumu aşağıdaki satırları okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

Herhangi bir konuda sıkıntı duyduğumuzda ve kendi başımıza işin içinden çıkamadığımızda; kısacası sarpa sardığımızda, yardım almaya yöneliriz. Yardım için başvurabileceğimiz genelgeçer yöntemler var. Arkadaşlarla ve aileyle konuşmak, onlardan öneri istemek, bir terapistten psikolojik destek almak, zaman zaman medikal destek almak. Bunlardan profesyonel olanlara bakarsak (psikoterapi gibi), bu ve benzeri destekler “rahatlamamıza” yardımcı olan destekler. Bir başka deyişle “acımızı dindiriyor”. Geçmişimizden getirdiğimiz, ayağımıza takılan travmaları iyileştiriyor. Böylece yaşam yolculuğumuza devam edebilecek güç ve kuvveti az ya da çok toparlamamıza yardımcı oluyor. Yani bize bir parça nefes almak için alan açıyor. Bu ve benzeri yöntemler yaşamımıza ve seçimlerimize bir nevi müdahale ederek açıyor bu alanı. Yönümüzü değiştiriyor veya hangi yöne gitmemizin bize iyi geleceği konusunda önerilerde bulunuyor.

Acıları dindirmenin zaman zaman gerekli olduğunu düşünmekle birlikte bu yöntemin (psikoterapi) kanımca kısır kaldığı iki alan var:

1) Yöntem, kişinin kendi başına sorunlarını çözemeyeceği varsayımından yola çıkarak kişiyi rahatlatmak adına yol haritası hazırlıyor ve acısını nasıl dindirebileceği hakkında önerilerde bulunuyor. Yöntemin başarısı, kişinin bu önerilerin ne kadarını satın alıp yaşamına katacağıyla sınırlı.

2) Yöntem, geçmişten gelen travmalarla ilgili acıları dindirirken geleceğe herhangi bir ışık tutmuyor (bunu yapan terapistler var ancak sayıları fazla değil). Geçmişten gelen travmaların getirdiği acıları dindirdikten sonra gelecek inşasını kişinin kendisine bırakıyor. Acıların dinmesi önemli, ancak gelecekteki kutup yıldızını göremeyen kişi için geçmiş acıların dinmesi bir yere kadar faydalı, bir yerden sonra yetersiz kalıyor.

Farkındalık dediğimiz şey rahatlamaktan ziyade uyanmakla ilgili. Geçmişte olan bitenleri ürkmeden inceleyip bunlardan edinilen öğrenmelerle geleceği kurgulamakla ilgili farkındalık. Farkındalık, zaman zaman acıları dindirmekten ziyade acıların içinde bir süre kalıp onların kaynağını tanımakla ilgili. Onlarla kavga etmek yerine onların kök-sebebini anlamak ve onlarla barışmakla ilgili.

Pozitif psikoloji kökenli profesyonel koçluk mesleğinin çıkış noktası tam da burası işte. Profesyonel koçluk, yukarıda paylaştığım terapinin kısır kaldığı 2 alanı bertaraf ediyor. Yanlış anlama olmasın. Koçluk terapiye alternatif değil, ancak terapinin kısır kaldığı iki noktaya ışık tutan, değerli bir disiplin.

İnsanın; geçmişi, bugünü ve geleceğiyle bir bütün olduğunu düşünürsek, sadece geçmişe takılarak veya sadece gelecekle ilgili kaygılanarak yaşam yolculuğuna devam edemeyeceği kesin. Yaşam yolculuğunu keyifli bir performansa dönüştürebilmek için insanın ihtiyacı olan tek şey, görmek istemediği şeylerden dolayı gözlerini sıkı sıkı kapatıp daldığı uykusundan uyanması, geçmişe “acı tecrübe” zihniyetiyle değil de “ne öğrendim” zihniyetiyle bakması ve bu öğrenmeleriyle geleceğini tasarlaması.

Profesyonel koçluk sınıflarında artık terapistleri daha sık görmeye başladık. Psikoloji disiplininin kısır kaldığı alanların farkına varan vizyoner terapistler bu günlerde profesyonel koçluk sertifikası almak için koçluk sınıflarında yerlerini alıyorlar. Katıldığım koçluk derslerinde terapistlerin yaşadıkları uyanışlara şahitlik etmek ve psikoloji disiplininin koçluk disipliniyle bileşiminden çıkan sinerjiyi gözlemlemek beni son derece mutlu ediyor.

İnsan, parçalara ayrılamayan bir bütün. Sadece geçmişi, sadece bugünü, sadece geleceği yok. Sadece zihinden, sadece kalpten, sadece ruhtan ibaret değil. İnsan, bunların hepsi.

Bu bağlamda insana dokunan disiplinlerde büyük bir değişim yaşıyoruz. Profesyonel koçluk mesleğinin çıkışı ve meslek olarak kabul edilmesi bunun en güzel örneklerinden biri. Gelecekte insanı bütünsel olarak ele alan mesleklerin çoğalacağından eminim.

Lütfen not edin: 30 yıllık genç bir disiplin olan Profesyonel Koçluk, ülkemizde de resmen kabul edilmiş bir meslektir. Koçluğun ülkemizde meslek olarak kabulü, 29 Haziran 2013 tarih ve 28692 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Uyanmaya ne kadar hazırsın?

“Masallar çocukken uyuyana kadar, büyüyünce uyanana kadarmış.” Cezmi Ersöz


Faydalanabileceğiniz Kaynakçalar:

1) Awareness / Anthony De Mello
2) The Subtle Art of Not Giving a F*ck/ Mark Manson
3) Uyanmak istediğiniz alanlarda profesyonel koçluk alabilirsiniz. Bilgi için bana [email protected] e-posta adresimden ulaşabilirsiniz.
4) Instagram ve Facebook’ta peak_coaching hesaplarımı takip ediniz. Yakın zamanda internet gazetem de yayına girecek! Sizi haberdar edeceğim.

Sevgiyle kalın,

Facebook Yorum

Yorum Yazın