Hayri Girişken

Hayri Girişken

Mail: [email protected]

GAZETE VE İNTERNET GAZETECİLİĞİ

 Eylül sonunda yapılan Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Genel Kurulu, 5187 sayılı “Basın Kanunu” ve 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” bağlamında  dengeli/dengesiz, hukuka uygun/hukuk dışı soruşturma, kovuşturma, basın özgürlüğü ve gazetecinin suçlanması, cezalandırılması konularının sorgulanması gerektiğini gazetecilere bir kez daha düşünmeleri ve bu konuda savaşım vermeleri gerektiğini yeniden anımsattı.

             ***

            AKP iktidarı döneminde 2004 ve 2007 yıllarında çıkarılan her (2) yasayı birlikte ele aldığımızda, yapılan düzenlemelerde temel yaklaşımın “basının sesinin kısılması” amacına yönelik olduğu ve bunun gizlenemez bir gerçek olduğu görülmektedir.

            Bugün, baskıcı uygulamaların gazeteciliği ve gazetecilik mesleğini  bitirmekte olduğu, ülkede yaratılan “yandaş medya”-“yandaş olmayan medya” çatışmasının “halkın haber alma özgürlüğünü derinden yaraladığı”, özel koruma altına alınan “yandaş medya”nın zeytinyağı gibi üste çıkarak günceli belirlediği ve ülkeyi siyasal iktidarla birlikte yönettiği açıktır.

            İnsanımıza uygulanan “halkı ahmaklaştırma tekniği”nin kullanılmasında yandaş medyanın katkısı ve öncülüğü yadsınamaz.

            Haberi verirken bireylerin beyninde şok ve donma, yeniden verilen ısıyla da çözülmeler yaratırsanız insanınızı donanımsızlığa iter, ötelersiziniz. Bunu yaparsanız o artık düşünemez ve sağlıklı bir değerlendirme de yapamaz.

            “Yandaş medya” dün vardı, bugün de vardır. Siyasal iktidarın baskıcı ve antidemokratik uygulamalarında basını kullanma eylemi basın tarihi kadar eski, tanımlama ise yenidir:

            “Yandaş medya”  ve  “yandaş gazeteci” …Bravo size…

            Basın tarihi kendisini içerden vuranları unutmayacak ve bağışlamayacaktır.

            ***

            Yazının başlığında belirttiğimiz “Gazete ve İnternet Gazeteciliği” konusu incelendiğinde ve karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapıldığında  asıl sorunun 5187 ve 5651 sayılı yasalar bakımından “internet gazeteciliği”nin sorunlarının ve getirilen kısıtlamaların daha yoğun olduğu görülmektedir.

            Bir kez gazetede bir haberi yayınlıyorsunuz, geniş kitlelere “basılı yayın”  ulaşıyor, yasak arkasından geliyor: Eskilerin deyimiyle “evrakı mevkute maksadına ermiştir.”

            Gelelim internet gazeteciliğine… Burada öyle mi ? Değil…

            5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilgili bir kısım suçlar için “Erişim engellemesi kararı verilebilir.”  diyor.

            Bu nedir ? Şudur:

            Soruşturma aşamasında hakim; kovuşturma aşamasında ise (acele hallerde) savcı bu kararı verebiliyor. Olamaz… Kimin için olamaz. Savcı için olamaz, gazete ve gazeteci için olamaz. Yani siz “süreli” yada “süresiz” yayın için Basın Kanunu’nda izlemek zorunda olduğunuz yöntemi internet gazeteciliğine “cuk” oturtarak uygulayamazsınız.

            Gerçi karara itiraz yolunuz var ama olan “internet gazetesi”ne olmuştur. Gazeteci  özgürlüğünü,;haber ise güncelliğini yitirmiştir.

            ***

            Bugün dünyada 1,5 milyar kullanıcı var.

            İnternet gazeteciliği bir olgu… Gazeteci internet suçu işlemekten yargılanıyor. Çok acı…

            Siteye ve habere “filtreleme sistemi” getiriliyor. Zararlı siteler bakımından bu tüm dünyada “haklı-haksız” tartışmasını yaratıyor. O iş ayrı ve işin idari boyutu…

            Buna karşın, internet gazeteciliğine aynı yasağın getirilmesi işin adli boyutunu tartışmaya açıyor. Burada idari ve adli önlem birbirine karıştırılıyor…

            Katılmadığımız nokta da burada belirginleşiyor: Ortak yönetsel kararlılığın “Bunu yazma ! Cezalandırırım Haaa !” mantığının birbiriyle örtüşmesi…

            İnternet Teknolojileri Derneği Yöneticisi Doç. Dr. Mustafa AKGÜL “Güncel Hukuk Dergisi”nde bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:

            “Türkiye’deki internet hukuku özgürlükler ve güvenlik dengesinin özgürlük aleyhine bozulduğu, ‘internette benim istemediğim kuş ne pahasına olursa olsun uçmasın.’  bakış açısıyla evrensel hukuk ve Anayasanın temel ilkelerinin feda edildiği bir düzenlemedir.” 

            ***

            Özetle; Basın Kanunu ile getirilen kısıtlamalar, internet gazeteciliğinde 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’la “bilişim” alanında çok daha yoğun bir baskı uygulamasıyla sürdürülmekte, haber alma-verme özgürlüğü, girişim aşamasında getirilen önlemlerle  gazetecilik mesleğinin  sürdürülebilirliğini engellemektedir.

            Yapılacak iş; 5651 sayılı Kanunu kaldırmak, yerine daha katılımcı ve iletişimli, basın özgürlüğünü kısıtlamayan, internet gazeteciliğini 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında değerlendiren çağdaş yeni bir yasal düzenlemeyle sorunu çözmektir.

            Erişimin engellenmesi ve gazetecinin uyarılması yoluyla yada  habere gelen yasakla habere erişimin engellenmesi, basın özgürlüğüne vurulan bir darbe olmaktan çıkarılmalıdır.

            TBMM’deki tüm siyasal partilere ve basın kuruluşlarına önemle duyurulur.

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın