M.Bora Zor

M.Bora Zor

Mail: [email protected]

Gazetecilik nereye gidiyor?

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde, sürekli sorulur;

“Türk Basını nereye gidiyor?”

Meslekleri sorgularken, yozlaşmadan bahsederken ilk sıralara yazarız gazeteciliği…

Biz de Gazeteciler Günü sonrası bir kez daha irdeleyelim;

Nereye gittiğini gazeteciliğin…

**

Tarih boyunca medya, iktidar savaşlarının en önemli argümanı olmuştur.

İktidarı alan güç, toplumu rahat yönetmek için medyayı kendi istediği gibi kullanmak istemiştir.

Algıya hükmetmek için muhalefeti de, iktidarı da bu önemli güce sahip olma mücadelesi vermiştir.

Yani dördüncü kuvvet sıfatı, boşuna değildir.

**

Evet, yozlaşmadan gazetecilik mesleği de nasibini almıştır.

Ancak, bugün yaşananlar yeni şeyler de değildir…

Anadolu’da mücadele veren Mustafa Kemal’i vatan haini ilan eden, milli mücadeleye karşı yazılar yazan, sonra da bu vazifesi karşılığında Saray’dan bahşişini alan gazeteciler, vardır bu ülkenin tarihinde…

Tabii ki tren vagonlarında çıkardıkları gazeteyle, kurtuluş savaşının meşalesini harlamak için canla başla çalışan Kuvayi Milliyeci gazetecileri de vardır bu ülkenin...

Yandaşlık, candaşlık, sadece şekil değiştirmiştir.

**

Dünya gelişirken, gazetecilik de gelişiyor, evriliyor.

13. yüzyılda haber mektupları ile başlayan gazetecilik mesleği şimdi yeni bir dönemeçte…

Matbaanın icadı ile papirüs kağıtlarına yazılan haber mektupları devri bitti. Daha hızlı çoğaltma imkanı sağlayan matbaalarla 1605’te gazetelerin ilk örnekleri ortaya çıktı.

Gelişim sürecinde, kurşun harflerin yerini ofset baskılar aldı.

Şimdi teknoloji ile birlikte yeni bir değişim başlıyor.

Matbaa, papirüs kağıtlarını bitirirken, dijital dönüşüm de kağıda baskıyı bitiriyor.

**

Sadece fiziki değişimden de bahsedemeyiz.

Artık Türkçeyi iyi kullanmak tek başına yeterli değil gazetecilikte. Habercilik yeteneğine, iletişim kabiliyetine yeni özellikler eklemek gerekiyor.

Teknolojiyi çok iyi kullanmak, hızlı düşünme ve hızlı karar verme kabiliyetine sahip olmak gerekiyor.

Gelişimi takip edemeyenin yok olduğu bir süreçten geçiyoruz.

Gelişen teknoloji ile gazetecinin de kendisini geliştirmesi gerekiyor.

 

**

Peki gazeteci diye gezinen, televizyon ekranlarında zıplayan tipler diyeceksiniz.

Bunların gazeteciliğinden önce, toplumun yapısına bakmak gerekiyor aslında.

Teknoloji o kadar gelişti ki; Ekranda zıplayan tipin ne kadar izlendiğini çok rahat ölçümleyebiliyor medya kanalları.

O tiplerin izlenmediğini görseler, bir dakika duramazlar ekranda.

Ama izleniyorlar…

2018 yılı istatistiklerine bakıyoruz, en fazla okunan haberler;

Acun’un boşanması, Tarkan’ın çocuğunun olması, Ahmet Kural’ın şiddeti…

**

Bir üretici, talep gelen malı üretmeye odaklanır.

Medya da talebe göre haber üretiyor aslında.

Türk insanı okumaktan gün geçtikçe biraz daha uzaklaşıp, bu tür haberlere daha çok ilgi gösterdikçe, ne yazık ki eğilim de bu yöne oluyor.

Peki bu durumda sorgulanması gereken sadece gazeteciler mi?

Eğitimciler, siyasetçiler, bürokratlar daha az mı pay sahibi bu gidişattan?

Aslında sorulması gereken;

Türk Basını nereye gidiyor değil,

Türk Toplumu nereye gidiyor olmalı…

Makale Yorumları

  • M.Sait Köse13-01-2020 10:41

    Çok güzel bir analiz, özeleştiri.

Facebook Yorum

Yorum Yazın