Nejat Güneri

Nejat Güneri

Mail: [email protected]

GERÇEĞİN ACI YÜZÜ

Birkaç gün önceydi, yani bayramdan sonra…

Öğle namazı vakti…

Hava yakıyor…

Yollarda hemen hemen hiç kimse yok…

Camiden çıktım eve dönüyorum, arkamdan bir ses:

Amca, amca!

Dönüp bakıyorum sese, 2-3 metre gerimde pejmürde kılıklı bir genç.

Sarışınca…

Saç sakal bir birine karışmış.

Durup bekliyorum.

Ürkek adımlarla bana yaklaştı, göz göze geldik.

O bakışlar ki; en katı yürekleri, en acımasız beyinleri bile paramparça edecek masumiyetteydi!

Ezildim, eridim.

“Söyle evlat, hayır mı?” diyebildim.

“Amca ben dilenci değilim, dilenmiyorum. İşsizim, iş arıyorum!”

Sustu… Gözlerimiz halen sanki bir birine kenetlenmiş, kopamıyor…

“Evlat ben bir emeliyim, sana nasıl yardımcı olabilirim?”

“Belki sizi kıramayacak bir ahbabınızın yanında bir iş olur. Ne iş olursa olsun yaparım, çalışırım. Yeter ki, bir iş olsun!”

Gözleri dolu dolu olmuştu, neredeyse ağlayacak.

“Evlat bizde bir söz var. Ha sen nerelisin, Antepli misin? Söz şu: ‘Kelin emi olsa kendi başına çalar.”

“Bilirim bu sözü.”

“Yani demem o ki; bizde de var,  iş arayan iş diye yere saplanan torunlarım, yiyenlerim!”

“Amcam, ellerinden öperim, rahatsız ettim, kusuruma bakma.”

Ve bir anda koşar adımlarla yanımdan uzaklaştı, gözden kayıp oldu!

Domatesin, biberin, hıyarın yerlerde süründüğü şu mevsimde fiyatlarının ateş pahasında olmasından daha önemli olan kanayan bu yaraya parmak basmak gerekiyor!

Gerekmez mi?

Bu yara kangren olmak üzere, hatta olmuş gibi…

Bu ordu anlamsız bir şekilde büyüyor.

Hani yine bizde güzel bir söz var: “Boş duran pislik düşünür!” diye…

Bu orduyu oluşturanlar, ne yazık ki bir birlerini yemeye; önlerine gelenlere sebepsiz sataşmaya başladılar!

Yukarıda bahsettiğim genç o anda bana daha başka türlü yaklaşır o anlamsız boşluğun verdiği stresle saygı yerine, hakaret ederdi!

Yazık!

Facebook Yorum

Yorum Yazın