Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

İşinizle ilişkiniz nasıl? Sağlıklı mı?

Yaşamla ve yaşamımızın içindekilerle olan ilişkimiz, huzur ve mutluluk seviyemizi ciddi şekilde etkiliyor. İnsan yaşamı ilişkiler vasıtasıyla şekilleniyor. İnsanın işiyle ilişkisi, eşiyle ilişkisi, doğayla ilişkisi, yaşamla ilişkisi. İş yaşamımız özelinde düşünürsek, işimizle nasıl sağlık bir ilişki kurabiliriz? Bunun anahtarı bizde mi? Yoksa işimizin içeriğinin ve ne olduğunun da bir önemi var mı?

Sizi öncelikle Paul Nakai ve Ron Schultz’un ilişki yönetimi üzerine düşünceleriyle baş başa bırakıyorum:

“Sağlıklı ilişkiler kurmak için bizim gerçeğimizin yalnızca bizim için gerçek olduğunu anlamamız gerekir. Çevremizdeki insanlarla (veya mesleğimizle veya doğayla) sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek için çevremizdekiler ile uyum ve iyi niyeti geliştirme yeteneğimizi büyütmeyi ve bunu benliğimiz ile bütünleştirmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için zihnimizin, bilincimizin ve düşüncemizin, çevremizdekilerle olan her etkileşimimizi nasıl etkilediğini daha iyi anlamalıyız. İlginç olan, bu yolculuğa, yani çevremizle sağlıklı ilişkiler kurma yolculuğuna, başlamak için sadece bir kişinin gerekli olduğudur. İlişkilerde uyumu yakalamak için iki kişiye gerek olduğuna dair yanlış bir kanı vardır. Sağlıklı ve uyumlu bir ilişki kurmak için iki kişiye değil sadece bir kişiye ihtiyaç vardır, o da sizsiniz. Eğer şefkat ve anlayış olan bir yerden geliyorsak uyum otomatik olarak ilişkilerimizi farklı kılar.”

Yukarıdaki metin, ilişkilerimizi yönetirken zihniyetimizin, duygu ve düşünce kalıplarımızın ve davranışlarımızın ilişkilerimizdeki uyumu (veya uyumsuzluğu) şekillendireceğinden bahsediyor. Diyor ki, ilişkilerinde uyumu sağlamak için sadece sana ihtiyaç var. İlişkilerin, senin tarafından yönetilen tek kişilik bir dans. Senin zihniyetin ve tutumların, ilişkilerinin selahiyetini belirliyor. Dolayısıyla kendi düşünce, duygu, zihniyet ve davranış kalıplarının farkına varıp bunları ilişkilerini besleyecek şekilde evirirsen yaşamındaki her tür ilişkide uyumu yakalarsın.

Nasıl geliyor kulağa?

Şimdi bu çerçeveden, iş yaşamıyla olan ilişkimizi ve bu ilişkinin sağlık durumunu ele alalım.

Her insan profesyonel uğraşısına aşağıdaki 3 anlamdan birini yükler:

1. İş
2. Kariyer
3. Aşk (Meslek)

“İş”i, ay sonunda hesabınıza yatacak maaş için yaparsınız. İşiniz ile olan ilişkiniz sadece para boyutundadır. Bu işten başka ödül beklemezsiniz. İş, başka bir sonuç için sadece bir araçtır (boş zaman, aileye destek olmak gibi). Maaşınız yatmadığı vakit o iş yerinde 1 dakika bile durmazsınız.

“Kariyer”, işe daha derin bir kişisel yatırım gerektirir. İşten sadece maaş değil, terfi, prestij ve prim beklersiniz. Terfi durduğunda, varabileceğiniz en yüksek düzeye geldiğinizde, yabancılaşma başlar. İşinizde eski anlamı ve memnuniyeti bulamazsınız. Başka yerlere bakmaya başlarsınız.

“Aşk”, para vermeseler de yapacağınız iştir. İşe tutku ile bağlanmaktır. Meslek aşkı olan kişiler, yaptıkları işi sadece kendileri için değil, kendilerinden daha büyük bir şeye katkı olarak görürler. Para veya terfi düşüncesi olmadan çalışırlar. İşini aşk ile yapan kişiler, diğerlerine göre çok daha üstün bir performans sergilerler. Çünkü para ve terfi kaygıları yoktur. Aşk ile yapılan meslekte şefkat, anlayış ve uyum vardır.

Profesyonel yaşamla kurduğunuz ilişki, yaşamın bu kısmına karşı tutumunuz bu üçünden hangisi? İş mi? Kariyer mi? Aşk mı? İşinizi aşk ile yaptığınız vakit, bir diğer deyişle aşk ile yapacağınız bir meslek seçtiğiniz vakit profesyonel yaşamla olan ilişkiniz son derece özgün, bütün ve yaratıcı olacaktır.

“İş hayatındaki can alıcı nokta, hizmet etmek için beslenen dürüst duygudur. Ticaret, bilindiği gibi, hizmet bilimidir. En iyi hizmet veren, en çok kar edendir.”  George Eberhard

Sağlıcakla,

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın