Derya Sabuncu

Derya Sabuncu

Mail: [email protected]

KİME SIĞINALIM?


Ülkede kadın cinayetleri, şiddet olayları ve tecavüzler  almış başını gidiyor.
Muhayyel olan o dur ki bu durumlar yaşanmasın, kimsenin canı yanmasın.. Kadın ve erkek hakları ihlal edilmeden müsavat  (eşit) olsun. Kadın cinayetlerinin artışı sorgulanması levazım bir mevzu.
Her zaman olduğu  gibi adet ve gelenekler bozulmuyor tabi ki... Ölen zavallı kadın belki de  ışıl ışıl yanacak  istikbalinden   olurken, memleketin her köşesinde güzel insanımızın evlerinde televizyonlara,
gazetelere yansıyan, o günün en etkin haberi olarak gündeme oturuyor. Veyahut tecavüz olayında  hayati ve psikolojisi mahvü perişan olan kadın;  sessizlik müebbetti yemişçesine  sessiz çığlıklara ve engin fırtınalara gömülerek yaşamına "duygusal engelli" olarak hayata  kaldığı yerden devam ediyor. Deruni  acılarla  hayatlarına devam ederken, bu iğrenç vukuatların  üzerinden de bir kaç gün boyunca sosyal medya da sürüklenen bir mevzuya dönüşerek, oturdukları yerden " idam getirilsin"  naralarıyla sorunun çözüleceğine inanan klavye kahramanlarını görmek pek mümkün. Burada elbette caydırıcı cezalar olması elzem, fakat  kimse kendine şu soruyu sormuyor; Biz bu konularda ne derece hassasız?    ve ne kadar bilinç sahibiyiz ? 

Kendimizi ne kadar yetiştirebiliyoruz ?  Bildiğimizi zannettiğimiz  bilgiler  ne kadar hayat  kurtarıcı olabilir ?  Bunu bir araştırmak lazım. Toplumların düzelmesi için, bireylerin iyi yetişmesi ve kaliteli eğitimden geçmesi  gerekmez mi ? Önce üstümüzdeki toplum baskılarını atabiliyor muyuz? Her insan temel ahlak ve toplum kurallarını ihlal etmeden; Allah'ın kendisine verdiği  tercih hakkını  özgürce kullanabiliyor mu ? Bize sunulan  Yaşam çizgimizde  kimin için ve ne için yaşıyoruz ? İnsanoğlu yalnızdır,  yanındakiler sadece emanet ve imtihandan ibaretse şayet;  ölçüyü kaçırıp başkalarının bizim için sunduğu hayatı mi yaşamamız gerekiyor ? Yoksa bize verilen "tercih hakkını" doğru, istikametli yaradılış sırrındaki hakikat ölçüsündeki  insanlık yolunda mı kullanmamız gerekiyor ayırt etmek lazım...

Bu toplum baskılarını atmak için bilinç altına yerleşmiş olan yanlış sistem ne derece eğitilebilir bunu tartışmak gerekmez mi ?  Kadın öldürüp veya tecavüz eden adam hapisten çıktıktan sonra, sistemin verdiği rahatlıkla aynı hataya rahatça başvurabiliyor. Hatta arsızlık ve yırtılan yüz perdesi onu daha da vurdumduymaz  kılıp; " yine yapar, hapse girer bir müddet yatar çıkarım, deli raporu alırım." vs  rahatlığı oluşmuş.
İnsanları asarak düzeltmek çare midir tartışılır ? Ama  kaliteli eğitim, adalet ve sevgiyle bunu aşmak mümkündür.

Kadınlarımıza  ne derece değer verip merhamet ediyoruz?
Kadın;  müşfik bir varlık olarak yaratılmış, şefkat ve muhabbetin merkezi, sevginin güneşi, yaratılmışların en nahif  rikkati.(naziklik)
Böylesine nahif yaratılmış, bedensel olarak dahi bir erkekle mukayese edilemeyecek kadar zayıf, fakat iradesi, sabrı yedi erkek gücüne denk gelebilecek kadar  güçlü!
Kadının  hakkını gözetmeme, onu değersizleştirme, evlilik vaktine kadar istediği kadını kendi iğrenç emelleri doğrultusunda aşağılarcasına kullanma ve isi bitince bir bahaneyle vicdansızca ayrılarak onun duygularını incitme, cahil veyahut bilgisiz diye hafife alma, hududunu bilmeyen kimselerin toplum içinde kadını  azarlaması, is hayatında dahi toplantılarda fazla söz hakkı almaması, ev işleri mecburiyeti, sürekli bakımlı olmanın sadece kadına mahsusmuş  gibi psikolojik baskıları,
Hava karardıktan sonra dışarı çıkan kadının başına gelenleri "hak etmiş" olması  zihniyetinin dibine dibine vurduğu bakış açısı,
Efendimizin Allah'ın emaneti olarak gösterdiği kadına hak etmesi gereken saygınlığı ne derece veriyoruz bunu göz ardı etmemek lazım. 
Hadisi şerifte:
"Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!"

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın