Nil Akan Palacios

Nil Akan Palacios

Mail: [email protected]

Manevi fitliğe nasıl ulaşılır?

 

Değerli Okurseverler,

Manevi fitliğe ulaşmanın yolu, yaşamı öylesine yaşayarak değil, ağız tadıyla yaşamanın yolu “olma hali”mizi güçlendirmekten geçiyor.

Nedir bu olma hali? Hadi birlikte detaylandıralım.

Öncelikle “olma hali” bir seçimdir. Yaşamda yaptığımız birçok seçim gibi. Ancak bu öyle bir seçim ki yaptığımız diğer tüm seçimlerden alacağımız manevi hazzın ve doyumun seviyesini belirliyor.

“Olma hali”ni dikkate almadan, sadece “yapma hali”nde kalmak, yaşamı sığ, derinliği olmayan bir deneyim haline getiriyor. Böylesi bir deneyim ise maneviyatımızı besleyemediğimiz, tatsız, tuzsuz bir deneyimden ileriye geçemiyor.

Herhangi bir konuda başarılı olmanın ve bu başarıyı sürekli kılmanın yolu, başarıya ulaşırken manevi açıdan doyuma ulaşmaktan geçiyor. Bu yolculuğun ilk aşaması iyi bir planlama (%20), ikinci ve son aşaması ise bu planı uygulama sürecini iyi yönetmekten ibaret (%80). Başarı, bu iki aşamanın sonunda elde edilen çıktı. Başarının kendisi bir aşama değil, bir çıktı. Bir başka deyişle, sürdürülebilir başarı, başarıya giden süreci doğru yönetince geliyor.

Süreci doğru yönetmenin tek yolu, süreçteki “olma hali”nize odaklanmak. Süreci yönetirken ne kadar “kendiniz” olursanız, ne kadar “sevdiğiniz” şekilde ve “kendinizi iyi hissettiğiniz” araçlarla süreci yönetirseniz, başarıya giden yolculuk o kadar keyifli ve sürdürülebilir olur. Ancak başarıya ulaşmak için sadece başarıya ve sonuca odaklanır, süreci es geçer ve süreç içindeki “Sen”i görmezden gelirseniz, çabalarınızın hüsranla sonuçlanacağını neredeyse garanti etmiş olursunuz.

Bir örnek verelim.

Kilo vermek istiyorsunuz. Yüzbinlerce kaynak okudunuz. Doktor, diyetisyen tavsiyeleri aldınız. Konunun teorisini anladınız. Hepsi mantıklı. Ne yiyip ne yememeniz gerektiğini biliyorsunuz. Ancak gel gör ki kilo veremiyorsunuz. Çünkü tek düşündüğünüz sonuçta kaç kilo vereceğiniz. Ancak o kiloları nasıl vereceğiniz, kilo verme sürecini nasıl yöneteceğiniz üzerinde durmuyorsunuz. Yemezsem olur biter diyorsunuz. Bir işi başarıyla sonuçlandırmanın %20’si iyi bir planlama yapmanızda, kalan %80’i sonuca giden süreci nasıl yönettiğinizde saklı demiştik ya? Sürece gerekli ehemmiyeti vermediğiniz zaman başarıya gitmesini umduğunuz yolun %80’ini çar çur ediyorsunuz. Ve yüksek ihtimalle süreç hüsranla sonuçlanıyor.

Bunları neden bu kadar anlattım? Çünkü bizzat ben uzun zamandır kilo vermeye çalışıp da veremeyenlerdenim. Çünkü her denemede sonuca odaklandım, süreci es geçtim. Zira yemek yemek benim için zevk. Bunu ailemle ve arkadaşlarımla masanın etrafında toplaşıp yapmak daha da büyük zevk. Yemeği sevdiklerimle birlikte yediğimde tadına varıyorum; fiziki açlıkla birlikte manevi açlığımı da gideriyorum. Yalnız başıma yemek yemeyi sevmiyorum.

Ancak şimdiye kadarki kilo verme denemelerimde teoride başarılı olabilecek beslenme planlar yaptım (%20). Ancak bu planı hep günümün ajandasında bir yerlere sıkıştırmayı yeğledim. Planımı keyif alabileceğim şekilde bir sürece oturtmadım. Sabah acele acele çocukları hazırla, kendini hazırla, işe yetiş. Toplantılar arasında kahvaltı niyetine birkaç bir şey atıştır. Öğlen yemeğini ayaküstü geçiştir. Akşamüstü eve gelince ara öğün yap (bu ara öğünü kim icat ettiyse hakkımı helal etmiyorum, sindirim sürecine aykırı bir öğün, metabolizmayı altüst ediyor, ek not olarak paylaşmak istedim:). Günün sonuna vardığımda büyük bir açlık (fiziki değil, daha çok manevi bir açlık bu) ve gece geç saatte yenilen yemekler. İşin enteresan tarafı günün sonunda aldığım kaloriler normal sınırlar içerisindeydi ancak gün içindeki yemek yeme sürecim zevkten uzak, sadece yapılmış olmak için yapılan bir süreç olduğu için sonuç fiziksel açlıktan çok manevi açlıktı...

Kendimi sevme ve şefkat gösterme yolculuğumda sıra bu konuya el atmaya geldi. Beslenme planımın (%20) uygulamasını artık zevk aldığım bir “olma hali”nde yürüteceğim (%80). Sabah çocuklarla yapacağım kahvaltıyla güne başlayacağım, öğlen arkadaşlarımla soframı paylaşacağım, akşam öğününü yine ailemle yiyeceğim keyifli bir yemekle sonlandıracağım. Süreçten zevk aldığım bir beslenme planında ne karbonhidrat, ne kalori saymaya gerek olacağını sanmıyorum. Alacağım manevi tatmin, fiziksel açlığımın yarısını tatmin ediyor zaten. Bana iyi gelecek, “olma hali”mi güçlendirecek süreç bu.

Şimdi bu örnekten yola çıkarak siz de başarmak isteyip de başaramadığınız bir konuyu düşünün. Sonuca ulaşamamanızın sebebi elinizde iyi bir plan olmamasından mı kaynaklanıyor (%20)? Yoksa planı uyguladığınız süreçten manevi olarak tatmin olmadığınız için mi hayalinize ulaşamıyorsunuz (%80)?

“Olma hali”nize odaklanırsanız sizin için neler mümkün olur?

“Yaşamak, var olmak ve var olanı sevmektir.” Anonim

Sevgiyle,

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın