Özgür ZOR

Özgür ZOR

Mail: [email protected]

Özgür’ce...

Merhaba...

Bundan böyle bu sütunlarda birlikteolacağız...

İçimizi karartan haberlerden, günlük koşuşturmadan bir nebze olsun kurtulmak, bir nefes almak için bu sayfada buluşacağız.

Duygularımızı, düşüncelerimizi , bu sütunlardan Özgür’ce paylaşmak amacımız...

Tabi ki bu, sizlerin destekleri ile olacak.  Bizlerle, insanlarla  paylaşmak istediğiniz yazılarınız, şiirleriniz, düşünceleriniz için bu sayfa...

Düşüncelerinizi Özgür’ce ifade edebilmeniz, insanlarla paylaşmanız için buradayız...

Paylaşımlarınızı bana [email protected] adresinden ulaştırabilirsiniz.

Özgür Zor

 

 


Kulağına küpe olsun...

 "Hayatta kimseyi değiştiremezsin . Ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; Ne de başkası senin için. Yorma kendini;Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.."

**

Hisset

Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.

Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, bir gün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin;

kimseye dayanmayacaksın! Dünya da sensin, evren de!

Kendini geliştireceksin.

Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.

Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.

Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın.

Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.

Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.

Boşuna hayal kurmayacaksın!

 

CAN YÜCEL

**

Düşün...

Ne Mutlu Türküm Diyene

Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş:

- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin.

- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz... Ne diyorsunuz?

- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.

 **

İnönü çıkınca Atatürk "bütün görevlileri" toplamış:

- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal.

İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin "halini" görmüş ve "görevlilere" sormuş:

- Ne oldu böyle?

- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.

Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş:

- Paşam, bahçenin durumu nedir?

- Azınlıkları söküp attım İsmet.

İnönü "anladım" dercesine başını öne eğmiş:

Atatürk:

- İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü boş yere söylemedim... Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.

 

**

Gülümse...

Uçak

Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki: Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin.
Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum,
atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!’

Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.
Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, ‘Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.’ diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:

‘Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar’ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!’
Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar;

Sonra hostes İngilizler’e yönelmiş:
‘Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!’
Bütün İngilizler hevesle atlamışlar.

Sıra Fransızlar’a gelmiş. Hostes:
‘Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim.’ demiş.
Fransızlar:
‘Tabii, mersi!’ deyip sırayla atlamışlar!

Hostes bu kez Almanlar’a yönelmiş:
‘Atlayın aşağı çabuk!’ diye bağırmış. Alman kafile ‘Heil!’ diyerek atlamış.

Veee sıra gelmiş Türkler’eee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş:

“Siz var ya… Buradan hayatta atlayamazsınız…”

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın