Nejat Güneri

Nejat Güneri

Mail: [email protected]

ÜNÜ ÖZLEMEK (2)

Yaz aylarında NİŞANLI SAHRESİNE gidilirdi, KAVAKLIĞA… Yenilir içilir, yağlı küfteler yoğrulur; dürbekeler, zilli defler çalınır; genç kızlar günün şarkıları-türküleri eşliğinde göbek atarlardı.

Yine yaz aylarında oğlan evi kız evini yazlık sinemaya davet eder, PORTALİN gazozu içilir, leblebi çekirdekler yenilir ama; kızla oğlan zinhar bir araya gelemezdi!

Hamama gidilirken; yunduktan sonra giyeceklerin, meşefelerin, havlarlın şunun-bunun konduğu hamam torbasını natıra hamama götürürdü.

Mezere sarınarak, içeri girilir balıklı tasla su dökünür, ellerimiz garicik olana kadar yunurduk.

Hamam suyunun kesildiğinde ya yağlı küfte yoğrulur, ya maş peybazı yenilir; mevsimine göre meyveler yenirdi.

Ev hanesi hamama giden herifler; avrat hamamdan geliy, yorulmuştur diye akşam yemeğine çarşıdan soğan kebabı, lahmacun yaptırırdı.

Yazın sıcaktan bunalınca yazlıkta, damda yatılır… Yıldızları seyrederken; sinemalardan, pavyonlardan hatta elektrik fabrikasının sesiyle ninnilenirdik.

Kışın soğuktan ıbıbık çalınır, tandırda yatılır, mevsimi mevsim olarak yaşardık.

Tandır başında hakiyeler anlatılır, melengiçle kırık leblebi yenirdi.

Bastık, fıstıklı-cevizli sucuk, fıstıklı muska yenilrdi.

Düşümüzde “caazi garileri” görür, padişahın gızına üzülürdük.

Ayağında “iş tumanı; ekmek eden, don yuyan, şire eden… Damda bastık seren, eliyle nişe çıkartan…

Çocuğun boklu bezini zemheri gününde, sobanın üstende ılıttığı su da yuyan…

Durup dinlenmeden, dünyanın işini kendi bitirecekmiş gibi çalışan ANALARIMIZ vardı…

Facebook Yorum

Yorum Yazın