<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gaziantep  Ekspres Gazetesi</title>
    <link>https://www.gazeteekspres.com</link>
    <description>Gaziantep son dakika, Gaziantep haberlerini, Gaziantepspor haberlerini Gaziantep'te yaşanan gelişmeleri, doğru ve tarafsız bir şekilde öğrenmek için Gaziantep Ekspres her zaman yanınızda...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteekspres.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 17:26:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehir Hastanesi’nde tedavi kolaylığı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/sehir-hastanesinde-tedavi-kolayligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/sehir-hastanesinde-tedavi-kolayligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi’nde hastaların kısa süreli tedavilere daha hızlı erişimini sağlamak amacıyla Günübirlik Tedavi Ünitesi hizmete açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehir Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin daha hızlı ve konforlu sunulmasına yönelik çalışmalar kapsamında Günübirlik Tedavi Ünitesi hizmet vermeye başladı.</p>

<p>Hastaların muayene sonrasında servise yatırılmasına gerek kalmadan birkaç saat içerisinde tamamlanabilen tedavilerin uygulanabildiği ünite, hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlıyor.</p>

<h2>Kısa süreli tedaviler tek alanda tamamlanıyor</h2>

<p>Hastanenin sağlık koridorunda E7 alanında hizmet veren Günübirlik Tedavi Ünitesi’nde 18 yataklı sedye ve kısa süreli tedaviler için 6 tedavi koltuğu bulunuyor. Ünitede 1 hekim, 4 hemşire ve 1 tıbbi sekreter görev yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dahiliye, Romatoloji, Endokrinoloji, Nefroloji ve Gastroloji polikliniklerinden yönlendirilen, yatış gerektiren ancak kısa sürede uygulanabilen saatlik tedaviler ünitede gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu uygulamayla hastaların poliklinik muayenesinin ardından farklı bir servise geçmesine gerek kalmadan tedavilerini aynı alan içerisinde tamamlamaları sağlanıyor.</p>

<h2>İlaç temin süreci hızlandırılıyor</h2>

<p>Ünitede tedavi uygulamasının yanı sıra ilaçların temin sürecinin de daha hızlı yürütülmesi için koordineli bir sistem oluşturuldu.</p>

<p>Merkez Eczanesi ile yürütülen çalışma kapsamında kliniklerden tedavi amacıyla yönlendirilen hastaların ilaçlarının hazırlanması ve temin edilmesi sürecinin hızlandırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu sistem sayesinde uygun hastaların tedavilerine daha kısa sürede başlanması amaçlanıyor.</p>

<h2>Başhekim Uluşan ünitede incelemelerde bulundu</h2>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, hizmete açılan Günübirlik Tedavi Ünitesi’ni ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen Uluşan, ünitenin işleyişi ve sunulan hizmetler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Uluşan ayrıca tedavi gören hastalara geçmiş olsun dileklerini iletti.</p>

<h2>İl Sağlık Müdürlüğünün desteğiyle hayata geçirildi</h2>

<p>Günübirlik Tedavi Ünitesi, Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğünün koordinasyonu ve desteğiyle hizmete açıldı.</p>

<p>Ünitenin faaliyete geçmesiyle kısa süreli tedavi ihtiyacı bulunan hastaların hastanede geçirdiği sürenin daha verimli kullanılması ve tedavi süreçlerinin daha etkin yürütülmesi hedefleniyor.</p>

<p>Günübirlik Tedavi Ünitesi ile hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye hızlı, güvenli ve hasta odaklı bir anlayışla ulaşmalarına katkı sağlanması amaçlanıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep Haber, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/sehir-hastanesinde-tedavi-kolayligi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/06/gaziantep-sehir-hastanesi-5.jpeg" type="image/jpeg" length="95559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[830 gramlık yaşam mücadelesi mutlu sonla bitti]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/830-gramlik-yasam-mucadelesi-mutlu-sonla-bitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/830-gramlik-yasam-mucadelesi-mutlu-sonla-bitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te 25 haftalık doğan ve 830 gram ağırlığındaki prematüre bebek, iki ameliyat ve 144 günlük yoğun bakım sürecinin ardından ailesine kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi’nde 25 haftalık olarak, yalnızca 830 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumundan itibaren kritik bir süreçle karşı karşıya kaldı. Anne karnında gelişen bağırsak perforasyonu nedeniyle yakın takip ve ileri düzey tedavi gerektiren bebeğin tedavisi, Yenidoğan Yoğun Bakım ve Çocuk Cerrahisi ekiplerinin iş birliğiyle yürütüldü.</p>

<h2>Yenidoğan ekibinin yakın takibiyle zorlu süreç aşıldı</h2>

<p>Bebeğin tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi Neonatoloji (Yenidoğan) Uzmanı Prof. Dr. Muhittin Çelik, 25 haftalık ve 830 gram ağırlığında dünyaya gelen bebeğin doğumundan itibaren yoğun bakım şartlarında takip edildiğini belirtti. Prof. Dr. Muhittin Çelik, prematüre bebeklerde solunum desteği, beslenme, enfeksiyon riski ve cerrahi gerektiren durumların bir arada yönetilmesinin büyük önem taşıdığını ifade ederek, bebeğin 144 günlük yoğun bakım süreci boyunca Yenidoğan ekibi tarafından multidisipliner bir yaklaşımla takip edildiğini kaydetti. Prof. Dr. Muhittin Çelik, "830 gram gibi son derece düşük bir doğum ağırlığıyla dünyaya gelen bebeğimiz, doğumundan itibaren yoğun bakım şartlarında yakından takip edildi. Solunum desteğinden beslenmesine, cerrahi süreçlerinden yoğun bakım takibine kadar birçok aşamayı titizlikle yönettik. Uzun ve zorlu bir sürecin ardından bebeğimizi sağlıkla ailesine teslim etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Bebek1-1" height="816" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/bebek1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>İki kez ameliyat edildi</h2>

<p>Bebeğin tedavisinde Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun önemli rol üstlendi. Anne karnında gelişen bağırsak perforasyonu nedeniyle cerrahi müdahale gerektiren bebek, hayata tutunabilmek için iki ayrı operasyon geçirdi. Bebeğe gerçekleştirilen ilk operasyonda bağırsak dışarı alınarak geçici olarak karın dışında tutuldu. Genel durumunun düzelmesi, sağlık durumunun stabil hale gelmesinin ardından ikinci bir operasyonla bağırsaklar yeniden karın içine alınarak normal anatomik yapıya kavuşturuldu ve kilo alımı sağlandı. İki aşamalı cerrahi sürecin ardından bebeğin yoğun bakımda yakın takibi ve tedavisi sürdürüldü.<br />
<br />
Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, bebeğin cerrahi sürecinin oldukça hassas olduğunu belirterek, prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde cerrahi müdahalenin deneyimli ekip ve multidisipliner yaklaşım gerektirdiğini ifade etti. Doç. Dr. Hikmet Zeytun, "Bebeğimiz henüz 25 haftalık ve 830 gram ağırlığındayken bağırsak perforasyonu nedeniyle ciddi bir tabloyla karşı karşıyaydı. Cerrahi müdahalelerimizi Yenidoğan Yoğun Bakım ekibimizle koordineli şekilde gerçekleştirdik. İlk operasyonda bağırsaklarını dışarı alarak bebeğimizin genel durumunun toparlanmasını bekledik. Genel durumu düzeldikten ve kilo alımı sağlandıktan sonra ikinci operasyonumuzu gerçekleştirerek bağırsaklarını yeniden karın içine aldık. İki operasyonun ardından yoğun bakım sürecindeki yakın takip ve tedavilerle bebeğimizin sağlık durumunda önemli ilerleme sağlandı. Bugün onu ailesiyle birlikte sağlıklı bir şekilde taburcu edebilmek bizim için büyük bir mutluluk" diye konuştu.</p>

<h2>144 gün sonra ailesine kavuştu</h2>

<p>Solunum desteğinden beslenmeye, cerrahi müdahalelerden yoğun bakım takibine kadar birçok zorlu aşamadan geçen bebek, 144 gün süren tedavi ve takip sürecinin ardından sağlıkla taburcu edildi. Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi yetkilileri, bebeğin tedavi sürecinde görev alan Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Muhittin Çelik ve Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun başta olmak üzere tüm hekim, hemşire ve sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.<br />
830 gramla başlayan yaşam mücadelesinin 144 gün sonra mutlulukla evine dönüşle sonuçlandığı belirtilirken, minik bebeğe ailesiyle birlikte sağlıklı ve uzun bir ömür dilendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/830-gramlik-yasam-mucadelesi-mutlu-sonla-bitti</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/bebek-2.jpg" type="image/jpeg" length="29833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de bir ilk; Hastanın hücreleri çoğaltıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/turkiyede-bir-ilk-hastanin-hucreleri-cogaltildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/turkiyede-bir-ilk-hastanin-hucreleri-cogaltildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şahinbey Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hücre tedavisinde bir ilke imza atıldı. Hastanın kendi kanından elde edilen hücreler tedavide kullanıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyluk bölgesindeki yumuşak doku kanseri nedeniyle daha önce çeşitli tedaviler gören 51 yaşındaki hastada, hastalığın her iki akciğere yayıldığı belirlendi. Sol akciğerdeki tümörün büyümesi üzerine hasta, GAÜN Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’ne başvurdu.<br />
Yapılan değerlendirmelerin ardından sol akciğerdeki tümör cerrahi operasyonla çıkarıldı. Ameliyat sonrasında ise hastaya, kanser hücreleriyle mücadelede rol oynayan NK hücreleri kullanılarak hücresel tedavi uygulandı.</p>

<p><img alt="Sağlık (4)" height="576" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/saglik-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1191" /></p>

<p><br />
Hastanın kendi hücreleri laboratuvarda çoğaltıldı<br />
Hastanenin Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Solunum Hastalıkları-Cerrahisi Araştırma ve Uygulama Merkezine bağlı KÖK-İDEAL GMP Laboratuvarı Müdürü Prof. Dr. Feridun Işık, hastalığın agresif seyirli olduğunu belirterek farklı tedavilere rağmen kanserin akciğerlere yayıldığını ifade etti.<br />
Tedavide hastanın kendi kanında bulunan doğal öldürücü hücrelerden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Işık, hastadan alınan kan örneğinden NK hücrelerinin ayrıştırılarak GAÜN KÖK-İDEAL GMP Laboratuvarı’nda çoğaltıldığını ve etkinliklerinin artırıldığını söyledi.</p>

<p><img alt="Sağlık (2)" height="576" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/saglik-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1201" /></p>

<p><br />
NK hücre tedavisinin dünyada da henüz deneysel aşamada olduğunu ve uygulamaların sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Işık, tedavinin standart kanser tedavilerinin etkinliğini artırma potansiyeline dikkat çekti. Işık, bugüne kadar NK hücre tedavisine bağlı yan etkilerin oldukça sınırlı bildirildiğini belirterek, GAÜN’de tedavi uygulanan hastada da uygulamaya bağlı herhangi bir yan etki görülmediğini ifade etti.<br />
Uygulama sonrasında hastanın kendi NK hücrelerinin sayısının ve etkinliğinin artırıldığını belirten Prof. Dr. Işık, yapılan ilk kontrollerde uygulanan NK hücrelerinin tümör üzerinde etkinlik gösterdiğinin gözlemlendiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sağlık (3)" height="576" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/saglik-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1201" /></p>

<p><br />
NK hücre tedavisinin mevcut uygulama izinleri kapsamında, diğer tedavi seçeneklerinden yeterli yanıt alınamayan ileri evre kanser hastalarında kullanılabildiğini belirten Işık, tedavinin hastaların klinik süreçlerine olumlu katkı sağlama potansiyelinin bulunduğunu söyledi. Işık, çalışmaların ve uygulanan hasta sayısının artmasıyla birlikte elde edilen verilerin daha sağlıklı şekilde değerlendirilebileceğini kaydetti.<br />
"NK Hücre tedavisini Türkiye’de ilk uygulayan merkeziz"<br />
GAÜN Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve KÖK-İDEAL GMP Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. Serdar Öztuzcu ise merkezin, Sağlık Bakanlığı onaylı hücresel tedavi alanında faaliyet gösteren sayılı merkezlerden biri ve bölgedeki tek yetkili merkez olduğunu ifade etti.<br />
NK hücre tedavisinin Türkiye’de ilk kez GAÜN’de uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Öztuzcu, merkezde yüksek kalite standartlarında hücre üretimi gerçekleştirildiğini söyledi. Öztuzcu, hastadan alınan savunma hücrelerinin laboratuvar ortamında çoğaltılıp aktive edildikten sonra yeniden hastaya uygulandığını belirtti.<br />
Hücresel tedaviler ve rejeneratif tıp alanındaki gelişmelerin hızla devam ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Öztuzcu, GAÜN KÖK-İDEAL GMP Laboratuvarı’nda kök hücre, eksozom ve yenilikçi immünoterapiler alanında çalışmalar yürütüldüğünü ve dünya standartlarında hücresel tedavilerin geliştirilmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Gaziantep Haber, Haberler, Sağlık, Türkiye</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/turkiyede-bir-ilk-hastanin-hucreleri-cogaltildi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/saglik-1.jpg" type="image/jpeg" length="95057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabet kampında yeni farkındalıklar deneyimlendi]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/diyabet-kampinda-yeni-farkindaliklar-deneyimlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/diyabet-kampinda-yeni-farkindaliklar-deneyimlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi'nin bünyesinde yürütülen Diyabet Farkındalık Kampı-3, çocuk ve gençlere yönelik farklı branşlarda etkinlikler ile dolu kamp deneyimi sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinesinde düzenlenen Diyabet Farkındalık Kampı-3, diyabetle yaşayan gençlere hem eğitim hem de sosyal etkinliklerle dolu bir kamp deneyimi sundu.</p>

<p>Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezi koordinasyonunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde Samsun’un Ladik ilçesinde gerçekleştirilen "Diyabet Farkındalık Kampı-3", diyabetle yaşayan çocuk ve gençleri bir araya getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akdağ Yaylası’nın doğal güzellikleri eşliğinde düzenlenen kampta gençlere yönelik teorik ve pratik diyabet eğitimlerinin yanı sıra çeşitli sosyal ve sportif aktiviteler gerçekleştirildi. Kamp programında el sanatları, spor, müzikli eğlence, tiyatro, salon oyunları, trekking, kamp ateşi ve ara öğün atölyesi gibi etkinlikler yer aldı.</p>

<p><br />
Diyabet yönetiminde yeni deneyimler<br />
Düzce Üniversitesi’nin yanı sıra Hitit Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Kastamonu Üniversitesi’nin de katılım sağladığı etkinlikte, diyabetle yaşayan çocukların öz bakım becerilerinin geliştirilmesi, sosyal uyumlarının güçlendirilmesi ve günlük yaşamda diyabet yönetimine ilişkin deneyim kazanmaları hedeflendi.<br />
Düzce Üniversitesi Çocuk Diyabeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, kampın diyabet bakımının yanı sıra çocuklar ve bakım verenlerin kişisel gelişimine de önemli katkılar sunduğunu belirtti.</p>

<p>İki devre halinde gerçekleştirilen kampta toplam 26 sağlık ve aktivite personeli görev alırken, 92 genç etkinliklerden yararlandı.<br />
Prof. Dr. Arslanoğlu, kampın son yıllarda gerçekleştirilen en büyük diyabet gençlik kamplarından biri olduğunu ifade ederek, bu tür organizasyonların diyabetle yaşayan çocuklar ve aileleri için iletişim, deneyim paylaşımı ve dayanışma açısından önemli bir ortam oluşturduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Haberler, Sağlık, Türkiye</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/diyabet-kampinda-yeni-farkindaliklar-deneyimlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/diyabetkampi.jpg" type="image/jpeg" length="44896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep’te ileri tanı testlerinde şehir dışına ihtiyaç azaldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-ileri-tani-testlerinde-sehir-disina-ihtiyac-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-ileri-tani-testlerinde-sehir-disina-ihtiyac-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi İleri Tetkik Laboratuvarı’nda bugüne kadar yaklaşık 15 bin ileri düzey test gerçekleştirildi. Özellikli tetkikler artık kentte yapılırken, hastaların şehir dışına gitme zorunluluğu da azalıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u>Gaziantep</u> Şehir Hastanesi bünyesinde hizmet veren İleri Tetkik Laboratuvarı, ileri düzey tanı testlerinde bölgenin önemli merkezlerinden biri haline geldi. Daha önce birçok hastanın tetkik için şehir dışına gönderildiği süreç, laboratuvarda gerçekleştirilen çalışmalarla büyük ölçüde <u>Gaziantep</u>'te yürütülmeye başlandı. Laboratuvarda bugüne kadar yaklaşık 10 bin Flow Sitometri ve 5 bin nadir metabolik hastalık testi olmak üzere toplam 15 bin ileri düzey tetkik gerçekleştirilirken özellikle hematolojik ve nadir hastalıkların tanısında kullanılan özellikli testlerin <u>Gaziantep</u>'te yapılabilmesi, hastaların hem zaman kaybetmesinin hem de farklı illere gitmek zorunda kalmasının önüne geçiyor. Kentte kurulan laboratuvar, <u>Gaziantep</u>'in yanı sıra çevre illerden gelen hastalara da hizmet veriyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Şehir dışına bağımlılığımız azaldı"</p>

<p></p>

<p>Laboratuvar hakkında bilgi veren <u>Gaziantep</u> Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, artık kanların şehir dışına gitmeden daha hızlı bir şekilde tanı koyulduğunu belirterek, "<u>Gaziantep</u> Şehir Hastanesi'nin özellikli bölümlerinden bir tanesindeyiz. İleri teknik metabolizma ve hematoloji laboratuvarı. Burada yaklaşık olarak yılda 10 bin flow testi, 5 binde metabolik test tanısı koymaktayız. Eskiden hastalarımızın bu testleri için kanları şehir dışına gönderilmekteydi. Ama artık tanıyı burada koyuyoruz. Yeni doğan çocuklarımızda özellikle metabolik tanılarını bir damla kanla burada hızlı bir şekilde koymaktayız. Şehir dışına bağımlılığımız azaldı. Aynı zamanda lösemi, lenfoma gibi tanısı zor alınan testleri buradaki hematolojik laboratuvarımızla, klinik hekimlerimizin konstasyonu ve düşünceleriyle beraber tanıyı hızlandırmaktayız. Ayrı bir invazi bir işleme gerek kalmadan buradaki laboratuvar testlerimizde lösemi, lenfoma gibi hastalıkların tanısını da hızlı bir şekilde koymaktayız" dedi.</p>

<p>"Her gün ortalama 70 bin kadar rutin test çalışıyoruz"</p>

<p></p>

<p>Hastane açıldığın günden bu yana yoğun bir şekilde hizmetlerine devam ettiklerini aktaran Tıbbi Biyokimya Uzmanı Dr. Yunus Gören, "Burası ileri tetkik laboratuvarımız. Burası metabolizma ve Flow sitometri testlerinin çalışıldığı bölüm. Hastanemiz açıldığından bu yana son derece yoğun bir şekilde hizmetlerimizde devam ediyoruz. Her gün ortalama 70 bin kadar rutin test çalışıyoruz. Bunun yanında metabolizma, akım sitometrisi, elektroforez gibi ileri tetkikler de laboratuvarımızda çalışılıyor. Bu sayede de bizim hedefimiz bölgede referans bir laboratuvar haline gelmek. Metabolizma laboratuvarımızda özellikle nadir hastalıklar, Fenilketonüri gibi, akçağaç şurubu hastalığı gibi, tirozinemi gibi çeşitli hastalar burada tanı alıyor. Onlara son derece hızlı bir şekilde sonuç veriyoruz ve bu sayede burası hastalarını güvenle takip ediyor hastalığın erkenden tanısı konmuş ve yeni doğanlarımızda çocuklarımıza da umut olmuş oluyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-ileri-tani-testlerinde-sehir-disina-ihtiyac-azaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/sehir-hastenesi.jpg" type="image/jpeg" length="11485"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğum okulda hastalanmasın diye ne yapmalıyım?]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/cocugum-okulda-hastalanmasin-diye-ne-yapmaliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/cocugum-okulda-hastalanmasin-diye-ne-yapmaliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda hastalık riskine karşı ailelere önemli uyarılar geldi. Uzmanlar, hijyen, sağlıklı beslenme ve düzenli uyku alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u>Gaziantep</u> Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bihter Gürsel Al, okul döneminde sık hastalanan çocuklar için alınabilecek önlemlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Uzman Dr. Bihter Gürsel Al, "Okulların açılmasıyla birlikte çocukların kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmesi, enfeksiyonların görülme sıklığını artırabiliyor. Özellikle okula yeni başlayan çocuklar; nezle, grip, boğaz enfeksiyonu ve mide-bağırsak enfeksiyonlarıyla daha sık karşılaşabiliyor. Çocukların bağışıklık sistemini desteklemek ve hastalıkların yayılmasını önlemek için ailelere önemli görevler düşüyor" dedi.</p>

<h2>"Okulun ilk yıllarında enfeksiyonlar daha sık görülebilir"</h2>

<p>Bulaşıcı hastalıkların, çocukların bağışıklık sistemi gelişene kadar daha sık görüldüğünü belirten ve bu nedenle hastalıklardan korunmanın önemini vurgulayan Dr. Bihter Gürsel Al, "Çocukların okul ortamında çok sayıda kişiyle yakın temasta bulunması, enfeksiyon etkenleriyle daha fazla karşılaşmalarına neden olur. Özellikle okulun ilk yıllarında bağışıklık sistemi daha önce tanımadığı virüslerle karşılaştığı için çocuklar daha sık hastalanabilir. Bu durum çoğunlukla bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmez. Ancak hastalıkların çok ağır seyretmesi, uzun sürmesi veya sürekli tekrarlaması durumunda bir uzmana başvurulmalıdır. Okulda hastalıkların yayılmasını önlemenin temel yolu, ortamın hijyenik ve havadar tutulmasından geçiyor. Sınıfların düzenli havalandırılması, kapalı alanlarda biriken mikropların dağılmasını sağlar. Çocuklara ellerini yemeklerden önce ve sonra, tuvalet kullanımının ardından, öksürüp hapşırdıktan sonra sabun ve suyla yıkamaları öğretilmelidir. Eller yıkanmadan göz, burun ve ağıza dokunulmaması gerektiği anlatılmalıdır. Ayrıca su şişesi, bardak, çatal ve kaşık gibi kişisel eşyalar başkalarıyla paylaşılmamalıdır" dedi.</p>

<h2>"Dengeli beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmeli"</h2>

<p>Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi önemli olduğunu vurgulayan Dr. Bihter Gürsel Al, "Günlük öğünlerde sebze, meyve, protein kaynakları, süt ürünleri ve tam tahıllara yer verilmelidir. Yeterli su tüketimi desteklenmeli; aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalar sınırlandırılmalıdır. Ayrıca Sağlıklı bir vücut için çocuklarınızın her gece yeterli uyuması oldukça önemli" şeklinde konuştu.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Hasta çocuk dinlenmeli ve okula gönderilmemeli"</h2>

<p>Dr. Gürsel Al, "Ateş, yoğun öksürük, kusma, ishal veya belirgin halsizlik yaşayan çocuklar hem iyileşebilmeleri hem de enfeksiyonu arkadaşlarına bulaştırmamaları için evde dinlendirilmelidir. Okula dönüş zamanı çocuğun genel durumu, hastalığın türü ve doktorun önerisine göre belirlenmelidir. Çocukluk çağındaki enfeksiyonların önemli bir bölümü virüslerden kaynaklanır ve antibiyotikler viral hastalıklarda etkili değildir. Gereksiz antibiyotik kullanımı yan etkilere ve antibiyotik direncine yol açabilir. Çocuğun sık hastalanmasının yanında enfeksiyonların uzun sürmesi veya ağır seyretmesi, sık zatürre ya da kulak enfeksiyonu geçirmesi, kilo alamaması, büyüme ve gelişmesinin etkilenmesi, sürekli halsizlik yaşaması veya hastalıklar arasında tamamen iyileşememesi durumunda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/cocugum-okulda-hastalanmasin-diye-ne-yapmaliyim</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/08/cocuklarda-soguk-alginligi.jpg" type="image/jpeg" length="61424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan okula başlayan öğrenciler için kritik uyarı!]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/uzmanlardan-okula-baslayan-ogrenciler-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/uzmanlardan-okula-baslayan-ogrenciler-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, okulun ilk günlerinde görülen kaygı ve uyum sorunlarına karşı ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocuklar için okul rutinine dönüş süreci başladı. Medical Point <u>Gaziantep</u> Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl, özellikle okulun ilk günlerinde çocuklarda görülebilen kaygı, huzursuzluk ve okula gitmek istememe gibi durumların doğru yaklaşımla daha kolay aşılabileceğini belirterek ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.<br />
Okula başlamanın çocuklar için yeni bir düzen, farklı bir sosyal çevre ve beraberinde bazı belirsizlikler anlamına geldiğini ifade eden Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, her çocuğun uyum sürecinin farklı ilerleyebileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Çocuğun duygusunu küçümsemeyin"</h2>

<p>Çocukların okula gitmek istememesinin ilk günlerde görülebilen doğal bir tepki olabileceğini belirten Selin Seda Koçakgöl, " Çocuğun kaygısını ‘korkacak bir şey yok’ diyerek geçiştirmek yerine, öncelikle onu dinlemek ve anladığımızı hissettirmek gerekir. Çocuğun duygusuna alan açmak, okula uyum sürecini destekler " dedi.</p>

<h2>"Rutin oluşturmak güven verir "</h2>

<p>Uyum sürecinde düzenli uyku, beslenme ve sabah hazırlıklarının önemine vurgu yapan Selin Seda Koçakgöl, "Çocuklar için öngörülebilir rutinler güven duygusunu artırır. Uyku saatlerinin düzenlenmesi, sabah hazırlıklarının aceleye gelmemesi ve okul çantasının birlikte hazırlanması çocuğun sürece hazırlanmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı.<br />
Ebeveynlerin okul kapısında vedalaşmayı uzatmaması gerektiğini de belirten Selin Seda Koçakgöl, " Kısa, net ve güven veren bir vedalaşma tercih edilmeli. Çocuğa ne zaman geri dönüleceği konusunda yaşına uygun ve anlaşılır bilgi verilmelidir. Ebeveynin sakin ve kararlı tutumu da çocuğun kendisini daha güvende hissetmesini sağlar " diye konuştu.</p>

<h2>" Çocukları birbirleriyle kıyaslamayın "</h2>

<p>Her çocuğun okula alışma süresinin farklı olduğunun altını çizen Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, " Bazı çocuklar kısa sürede uyum sağlarken bazı çocukların daha fazla zamana ihtiyacı olabilir. Çocukları arkadaşları veya kardeşleriyle kıyaslamak yerine, kendi ihtiyaçları doğrultusunda desteklemek gerekir" şeklinde konuştu.<br />
Selin Seda Koçakgöl, okula yönelik yoğun kaygının uzun süre devam etmesi, çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemesi veya fiziksel belirtilerin artması durumunda ise uzman desteğine başvurulmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/uzmanlardan-okula-baslayan-ogrenciler-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/psikolog.jpg" type="image/jpeg" length="99987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kur'an Kursunda 26 öğrenci zehirlendi]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/kuran-kursunda-26-ogrenci-zehirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/kuran-kursunda-26-ogrenci-zehirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nizip ilçesinde yatılı Kur'an Kursu'nda eğitim gören 26 öğrenci yedikleri dönerden zehirlendiler, olay yerine gelen ambulans ile hastaneye kaldırıldılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Olay, Nizip ilçesi Çanakçı Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, yatılı Kur'an Kursu'nda bir hayırsever tarafından dışarıdan getirilen tavuk döneri yediği öne sürülen 26 öğrenci rahatsızlandı. Zehirlenme belirtisi gösteren öğrenciler için 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Nizip (2)" height="630" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/nizip-2.jpg" width="1179" />Rahatsızlanan 26 öğrenci, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Nizip Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan öğrencilerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Gaziantep Haber, Sağlık, Türkiye, Yemek</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/kuran-kursunda-26-ogrenci-zehirlendi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/nizip-1.jpg" type="image/jpeg" length="15205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açıldı! Çocuğunuzun saçını mutlaka kontrol edin]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/okullar-acildi-cocugunuzun-sacini-mutlaka-kontrol-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/okullar-acildi-cocugunuzun-sacini-mutlaka-kontrol-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okullarda sık görülen saç biti, temiz veya kirli saç ayrımı yapmıyor. Uzmanlara göre bitten kurtulmada ilaçlı ürün, bit tarağı ve düzenli kontrol öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda saç biti vakaları yeniden gündeme geliyor. Özellikle yakın temasın arttığı sınıf ve oyun ortamlarında kolayca bulaşabilen saç biti, ailelerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor.</p>

<p>Bitlenmenin temizlikle doğrudan ilgisi bulunmuyor. Bit, temiz veya kirli saçı ayırt etmiyor; esas olarak saç derisine yakın temasla bulaşıyor. Bu nedenle çocukların saçlarının düzenli yıkanması tek başına bitlenmeye karşı koruma sağlamıyor.</p>

<h2><img alt="Sacta Sirke" height="576" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/sacta-sirke.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>Biti en hızlı ne öldürür?</h2>

<p>Saç bitinden kurtulmak için en etkili yöntemlerden biri, eczanelerde bulunan bit tedavisine yönelik ürünleri kullanım talimatlarına uygun şekilde uygulamak ve ardından saçları ince dişli bit tarağıyla taramaktır.</p>

<p>Tedavide kullanılan ürünün içeriğine göre uygulama yöntemi değişebileceğinden, ürünün kutusundaki talimatlara uyulması önem taşıyor. Bazı tedavilerde ikinci uygulama gerekebiliyor.</p>

<p>Tedavinin ardından saçların tutam tutam taranması, canlı bitlerin ve sirkelerin uzaklaştırılması açısından büyük önem taşıyor.</p>

<h2><img alt="Sactaki Bit" height="563" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/sactaki-bit.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>Sirkeli su saçtaki biti öldürür mü?</h2>

<p>Sirkeli su, canlı bitleri güvenilir biçimde öldüren bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmez. Sirke, sirkelerin saç telinden ayrılmasını kolaylaştırabilir ancak tek başına bit sorununu ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Bu nedenle sirke kullanmak, kanıtlanmış bit tedavisinin yerine geçmemelidir. Sirkeleri uzaklaştırmanın en önemli yollarından biri ince dişli bit tarağıyla düzenli taramadır.</p>

<h2><img alt="Tr Img 1 374" height="576" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/tr-img-1-374.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>Saçta ölmüş sirke nasıl anlaşılır?</h2>

<p>Ölü veya boşalmış sirkeler genellikle canlı sirkelerden farklı görünür. Saçtan uzaklaştıkça beyazımsı, gri veya saydam bir görünüm kazanabilir.</p>

<p>Canlı sirkeler ise genellikle saç derisine yakın bölgelerde, oval ve daha koyu renkli görünür. Ancak yalnızca renge bakarak bir yumurtanın canlı olup olmadığını kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Özellikle saç derisine 1 santimetreden daha yakın bulunan yumurtalar dikkatle kontrol edilmelidir.</p>

<h2>Sirke kaç günde bite dönüşür?</h2>

<p>Saç biti yumurtaları, uygun koşullarda yaklaşık 7 ila 10 gün içerisinde açılabilir. Yumurtadan çıkan yavru bitler gelişerek erişkin hale gelir ve yaşam döngüsünü sürdürür.</p>

<p>Bu nedenle tek seferlik uygulama sonrasında saçın tamamen kontrol edilmesi önemlidir. Tedavinin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı kullanılan ürüne göre belirlenmelidir.</p>

<h2><img alt="Sacta Sirke Nasil Temizlenir" height="648" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/sacta-sirke-nasil-temizlenir.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>Bit kafada kaç gün yaşar?</h2>

<p>Yetişkin saç biti, insan saç derisinde yaklaşık 30 gün yaşayabilir. Saç derisinden ayrıldığında ise beslenemediği için yaşam süresi oldukça kısalır.</p>

<p>Bu nedenle evde bütün eşyaları uzun süre boyunca dezenfekte etmek yerine, özellikle yakın zamanda kullanılan tarak, havlu, kıyafet ve yatak tekstillerinin uygun şekilde temizlenmesine odaklanmak daha önemlidir.</p>

<h2>Bit temiz saça mı gelir?</h2>

<p>Bitin temiz veya kirli saçı tercih ettiğine dair bir durum bulunmuyor. Düzenli saç yıkamak bitlenmeye karşı kesin koruma sağlamıyor.</p>

<p>Bit daha çok saçtan saça doğrudan temasla bulaşıyor. Tarak, şapka, toka veya benzeri kişisel eşyaların ortak kullanılması da bulaşma riskini artırabilir.</p>

<h2>Çocukların saçına bit gelmemesi için ne yapılmalı?</h2>

<p>Okul döneminde bitlenme riskini azaltmak için şu önlemler alınabilir:</p>

<p>Tarak, fırça, şapka, toka ve benzeri kişisel eşyalar paylaşılmamalı.</p>

<p>Uzun saçlar örgü veya at kuyruğu şeklinde toplanabilir.</p>

<p>Çocuğun saç derisi özellikle kulak arkası ve ense bölgesinde düzenli olarak kontrol edilmeli.</p>

<p>Okulda bit vakası görülüyorsa aileler çocuklarının saçlarını daha sık kontrol etmeli.</p>

<p>Canlı bit tespit edilirse tedavi geciktirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Cocuklarda Sac Biti Nasil Onlenir Bit Ilaci Kullanmak Gercekten Zararli Mi Dogal Yontemler Ve Uzman Onerileri 1" height="453" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/cocuklarda-sac-biti-nasil-onlenir-bit-ilaci-kullanmak-gercekten-zararli-mi-dogal-yontemler-ve-uzman-onerileri-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></h2>

<h2>Bit neyin kokusuna gelmez?</h2>

<p>Lavanta, çay ağacı, nane veya benzeri uçucu yağların biti uzaklaştırdığı yönünde çeşitli öneriler bulunsa da bunlar bitlenmeye karşı güvenilir bir koruma yöntemi olarak görülmemelidir.</p>

<p>Özellikle çocuklarda uçucu yağların doğrudan saç derisine uygulanması tahrişe veya alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu nedenle bitten korunmak için öncelik, temas ve kişisel eşya paylaşımını azaltmak ile düzenli saç kontrolü olmalıdır.</p>

<h2>Kızım bitlendi, ne yapmalıyım?</h2>

<p>Çocuğunuzda canlı bit tespit ettiyseniz öncelikle panik yapmamak gerekiyor. Bitlenme hijyen eksikliğinin göstergesi değildir ve çocuklarda kolayca görülebilir.</p>

<p>Tedavi için yaşa uygun bir ürün konusunda eczacı veya sağlık profesyonelinden bilgi alınmalı, ürün talimatına göre uygulanmalı ve ardından ince dişli bit tarağıyla saçlar düzenli olarak taranmalıdır.</p>

<p>Aynı evde yaşayan kişilerin saçları da kontrol edilmelidir. Canlı bit bulunan kişilerde tedavi uygulanması, yeniden bulaşma riskinin azaltılması açısından önemlidir.</p>

<p>Önemli not: Çocuklarda kullanılacak bit ürününün yaş sınırı ve uygulama şekli ürüne göre değişebilir. Özellikle küçük çocuklarda, hamilelikte veya tekrarlayan bitlenme durumunda sağlık profesyoneline danışılması gerekir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber  Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Haberler, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/okullar-acildi-cocugunuzun-sacini-mutlaka-kontrol-edin</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/sac-biti.webp" type="image/jpeg" length="19857"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda erken ergenlik belirtilerine dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-erken-ergenlik-belirtilerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-erken-ergenlik-belirtilerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Doç. Dr. Özge Yüce, çocuklarda yaşına göre erken görülen fiziksel değişimlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Doç. Dr. Özge Yüce, çocuklarda ergenlik döneminin normalden daha erken başlamasının aileler tarafından fark edilmesinin önemli olduğunu belirterek, erken ergenliğin fiziksel ve psikolojik açıdan çeşitli sorunlara yol açabileceğini söyledi. Yüce, yaşına göre erken ortaya çıkan fiziksel değişikliklerin ise ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Çocuklarda bu belirtiler erken ergenliğin habercisi olabilir”</strong></p>

<p>Ergenliğin çocukların büyüme ve gelişim sürecinin doğal bir parçası olduğunu belirten Doç. Dr. Özge Yüce, bazı çocuklarda bu sürecin beklenenden daha erken başlayabildiğine dikkat çekti. Erken ergenliğin kız çocuklarında 8 yaşından, erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce başlayan ergenlik bulguları ile değerlendirilmesinin önemli olduğunu aktaran Doç. Dr. Özge Yüce, ailelerin çocuklarındaki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Erken belirtiler göz ardı edilmemeli”</strong></p>

<p>Çocuklarda erken ergenliğin ilk belirtilerinin yaşa ve cinsiyete göre değişebildiğini ifade eden Doç. Dr. Özge Yüce, “Kız çocuklarında meme gelişiminin başlaması, koltuk altı ve genital bölgede kıllanma, hızlı boy uzaması gibi bulgular; erkek çocuklarında ise testis ve penis büyümesi, kıllanma, ses kalınlaşması ve hızlı büyüme gibi değişiklikler erken ergenlik açısından değerlendirilmelidir. Bu belirtilerin çocuğun yaşına göre erken ortaya çıkması durumunda bir çocuk endokrinolojisi uzmanına başvurulması önemlidir” dedi.</p>

<p><img height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/ozge-yuce-2.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>“Boy uzaması hızlanırken kemik yaşı da ilerleyebilir”</strong></p>

<p>Erken ergenlik sürecinde çocukların başlangıçta yaşıtlarından daha hızlı boy atabildiğini ancak kemik yaşının da ilerlemesi nedeniyle erişkin boyunun olumsuz etkilenebileceğini belirten Doç. Dr. Özge Yüce, “Ergenlik hormonlarının erken dönemde devreye girmesi büyüme hızında artışa neden olabilir. Ancak kemiklerin olgunlaşması da hızlandığı için büyüme plakları daha erken kapanabilir. Bu nedenle erken ergenlik yalnızca fiziksel değişiklikler açısından değil, çocuğun erişkin boy potansiyeli açısından da değerlendirilmelidir” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Her erken bulgu aynı anlama gelmez”</strong></p>

<p>Ailelerin çocuklarında görülen her değişiklikte endişeye kapılmaması gerektiğini de vurgulayan Doç. Dr. Yüce, erken gelişim belirtilerinin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Özge Yüce, “Bazı çocuklarda yalnızca tek bir ergenlik bulgusu görülebilir ve bu durum her zaman gerçek erken ergenlik anlamına gelmeyebilir. Önemli olan çocuğun büyüme hızı, fiziksel gelişimi ve kemik yaşı gibi birçok parametrenin birlikte değerlendirilmesidir. Gerektiğinde hormon testleri ve diğer tetkiklerle sürecin nedeni araştırılır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Aileler çocuklarının gelişimini düzenli takip etmeli”</strong></p>

<p>Çocukların büyüme ve gelişimlerinin düzenli olarak takip edilmesinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Özge Yüce, ailelerin çocuklarında yaşıtlarına göre belirgin ve erken fiziksel değişiklikler fark etmeleri halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Özge Yüce, “Erken tanı, çocuğun gelişim sürecinin doğru şekilde değerlendirilmesi ve gerekli durumlarda uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarının boy ve kilo gelişimini takip etmeleri, erken ergenlik belirtilerini gözlemlemeleri ve şüpheli bir durumda uzman görüşü almaları önemli” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-erken-ergenlik-belirtilerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/08/cocuklarda-skolyoz.jpg" type="image/jpeg" length="83089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ameliyat olmadan kilo vermek mümkün mü?]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/ameliyat-olmadan-kilo-vermek-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/ameliyat-olmadan-kilo-vermek-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, yutulabilir mide balonunun cerrahi ve anestezi gerektirmeyen bir seçenek olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, obezite tedavisinde cerrahi yöntemlere alternatif olarak değerlendirilen yutulabilir mide balonunun, ameliyat olmak istemeyen veya cerrahi dışı bir seçenek arayan hastalar için öne çıktığını belirtti. Aksoy, yöntemin en önemli avantajlarından birinin cerrahi işlem ve anestezi gerektirmeden uygulanabilmesi olduğunu ifade ederek, uygun hastalarda kilo verme sürecine destek sağlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Obezitenin günümüzde önemli bir sağlık problemi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, kilo verme konusunda yalnızca cerrahi yöntemlerin bulunmadığını, hastanın özelliklerine göre farklı tedavi seçeneklerinin değerlendirilebildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>“Ameliyat ve anestezi gerektirmemesi önemli bir avantaj”</strong></p>

<p>Yutulabilir mide balonunun özellikle cerrahi müdahaleden çekinen hastalar açısından konforlu bir seçenek olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, uygulama sürecinin hastaya göre planlandığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/basar-aksoy-1.jpg" width="800" /></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, “Yutulabilir mide balonunun önemli özelliklerinden biri, cerrahi bir operasyon gerektirmeden uygulanabilmesidir. Hastanın bir kapsül şeklindeki balonu yutmasının ardından gerekli kontroller gerçekleştirilir ve uygunluk değerlendirmesi yapılır. Bu durum, ameliyat veya anestezi konusunda endişe yaşayan hastalar açısından önemli bir konfor sağlayabilir” dedi.</p>

<p><strong>“Günlük yaşama dönüş açısından avantaj sağlayabiliyor”</strong></p>

<p>Cerrahi işlem gerektirmeyen uygulamaların hastalar tarafından daha kolay kabul edilebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, yutulabilir mide balonunun da bu yönüyle ilgi gördüğünü ifade etti.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, “Hastalarımızın önemli bir bölümü kilo vermek istiyor ancak ameliyat ve anestezi konusunda çekinceleri olabiliyor. Yutulabilir mide balonu, uygun hastalarda cerrahi işlem gerektirmemesi nedeniyle bu açıdan farklı bir seçenek sunuyor. Uygulama sonrasında hastanın durumuna göre günlük yaşamına dönüş süreci planlanıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Mide içerisinde hacim oluşturarak tokluk hissine destek oluyor”</strong></p>

<p>Yutulabilir mide balonunun çalışma prensibi hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, balonun mide içerisinde hacim oluşturarak daha erken tokluk hissedilmesine yardımcı olmayı amaçladığını belirtti.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, “Balon mide içerisinde yer kaplayarak hastanın daha erken doygunluk hissetmesine ve porsiyonlarını kontrol etmesine destek olmayı amaçlıyor. Ancak burada önemli olan nokta, balonun tek başına bir çözüm olarak görülmemesi. Hastanın beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi ve tedavi sürecine uyum göstermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/ameliyat-olmadan-kilo-vermek-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kilo.jpg" type="image/jpeg" length="15163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep’te 9 ayda 47 kilo vererek sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-9-ayda-47-kilo-vererek-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-9-ayda-47-kilo-vererek-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te vardiyalı çalışma nedeniyle 127 kiloya ulaşan Eyüp Özkan, kişiye özel beslenme programıyla 9 ayda 47 kilo vererek 80 kiloya düştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te vardiyalı çalışma düzeni nedeniyle düzensiz beslenen ve 127 kiloya ulaşan Eyüp Özkan, Abdulkadir Konukoğlu Sağlıklı Hayat Merkezi'nde aldığı ücretsiz beslenme danışmanlığıyla yaklaşık 9 ayda 47 kilo verdi. Özkan'ın yağ oranı yüzde 50 seviyelerinden yüzde 15'lere gerilerken, kas kütlesinde de artış sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>127 kilodan 80 kiloya düştü</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşam hedefiyle ocak ayında Gaziantep Abdulkadir Konukoğlu Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran Eyüp Özkan, yaklaşık 127 kilogram ağırlığında ve yüzde 50'ye yakın yağ oranına sahipti. Vardiyalı çalışma düzeni nedeniyle standart bir beslenme programı uygulamak yerine, çalışma saatleri, spor yaptığı günler, öğün düzeni ve günlük yaşam şartları dikkate alınarak kendisine özel bir beslenme programı hazırlandı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="752" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" src="https://www.youtube.com/embed/pmwdaabYa00" title="Gaziantep’te 9 ayda 47 kilo vererek sağlığına kavuştu" width="1337"></iframe></p>

<p>Yaklaşık 9 ay süren süreçte Özkan'ın yalnızca kilosu değil, vücut kompozisyonu da düzenli olarak takip edildi. Yağ oranı ve yağsız vücut kütlesindeki değişimler değerlendirilerek beslenme programı ihtiyaçlara göre güncellendi. Süreç sonunda yaklaşık 47 kilogram veren Özkan, 80 kiloya ulaşırken yağ oranını da yüzde 15 seviyelerine düşürdü. Bu süreçte kas kütlesinde de artış sağlandı.</p>

<p><strong>"Hayat artık benim için giderek zorlaşmaya başlamıştı"</strong></p>

<p>Yaşadığı değişimi anlatan Eyüp Özkan, son birkaç yılda ciddi şekilde kilo aldığını belirterek, "Neredeyse 133 kiloya kadar çıkmıştım. Hayat artık benim için giderek zorlaşmaya başladı. İstediğim kıyafetleri alamıyor, istediğim gibi hareket edemiyordum. İnsanların bakışları beni rahatsız ediyordu ve bu durum kendimi olumsuz hissetmeme yol açıyordu" dedi.</p>

<p><img height="533" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/9-ayda-47-kilo-vererek-sagligina-kavustu-1.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>"Sağ olsun ailem de her zaman yanımdaydı"</strong></p>

<p>Sosyal medyada Sağlıklı Hayat Merkezi'ni gördükten sonra merkeze başvurduğunu söyleyen Özkan, "Orada Tuba Hocam ile tanıştım. Açıkçası ilk başta tereddüt ettim, kendime güvenmiyordum. ‘Acaba bu kadar yüksek kilodan istediğim seviyeye inebilir miyim?' diye düşünüyordum. Ancak Tuba Hocamın yanına gittiğimde bana verdiği pozitif enerji, hazırladığı plan ve program kendime olan güvenimi yeniden kazanmamı sağladı. Sağ olsun ailem de her zaman yanımdaydı. İnce eleyip sık dokuyarak o hâlden bu hale geldim" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Çok yüksek kilodaydım"</strong></p>

<p>Kilo nedeniyle bazı sağlık sorunları yaşamaya başladığını da aktaran Özkan, "Çok yüksek kilodaydım. Kalp rahatsızlığı riski ve sırt ağrıları gibi sağlık sorunları yaşamaya başlamıştım. İyi ki Sağlıklı Hayat Merkezi'ne gelmişim, iyi ki burayı fark etmişim. Benimle çalışan abilerime ve kardeşlerime de burayı tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Amacımız hızlı kilo vermek değil, sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığı oluşturmaktı"</strong></p>

<p>Diyetisyen Tuba Tekerek ise Eyüp Özkan ile yürütülen sürecin kişiye özel olarak planlandığını belirterek, "Eyüp Bey ile bu sürece ocak ayında 127 kilo ve yüzde 50 yağ oranıyla başladık. Eyüp Bey vardiyalı çalışan biriydi. Bu nedenle herkese uygulanan standart bir liste yerine çalışma saatlerini, spora gittiği günleri, öğün düzenini ve günlük yaşamını göz önünde bulundurarak beslenme planını tamamen onun hayatına göre şekillendirdik" dedi.</p>

<p><strong>"9 aylık süreçte yaklaşık 47 kiloluk bir ağırlık kaybı gerçekleştirdik"</strong></p>

<p>Sürecin temel hedefinin hızlı kilo kaybı olmadığını vurgulayan Tekerek, "En baştaki amacımız çok hızlı kilo vermek değil, sağlıklı beslenme bilincini oluşturmak ve sürdürebileceği bir beslenme planı hazırlamaktı. 9 aylık süreçte yaklaşık 47 kiloluk bir ağırlık kaybı gerçekleştirdik. Artık Eyüp Bey 80'li kilolarda, yağ oranı ise yüzde 15 seviyelerine geriledi. Ayrıca bu süreçte kas kütlesinde artış sağladık" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-9-ayda-47-kilo-vererek-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/9-ayda-47-kilo-vererek-sagligina-kavustu-2.jpg" type="image/jpeg" length="17492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda hemanjiom hangi durumlarda risk taşıyor?]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-hemanjiom-hangi-durumlarda-risk-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-hemanjiom-hangi-durumlarda-risk-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ekrem Ünal, çocuklarda görülen hemanjiomların çoğunun iyi huylu olduğunu ancak hızlı büyüyen ve kritik bölgelerdeki oluşumlara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, çocuklarda özellikle yaşamın ilk aylarında ortaya çıkan kırmızı veya mor renkli cilt oluşumlarıyla ilgili aileleri bilgilendirdi. Hemanjiomların çoğunun iyi huylu olduğunu belirten Ünal, her hemanjiomun tedavi gerektirmediğini ancak bazı durumlarda erken değerlendirme ve yakın takibin büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p><strong>“Çocuklarda hemanjiomlara dikkat. Her kırmızı leke masum olmayabilir”</strong></p>

<p>Hemanjiomların, damarların anormal şekilde çoğalması sonucu oluşan iyi huylu damar tümörleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ekrem Ünal, bu oluşumların çoğunlukla bebeklik döneminde fark edildiğini söyledi. Hemanjiomların doğumda belirgin olabileceği gibi doğumdan sonraki ilk haftalar içerisinde de ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Ekrem Ünal, özellikle ilk aylarda hızlı büyüme görülebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>“İlk aylardaki hızlı büyüme aileleri endişelendirebiliyor”</strong></p>

<p>Hemanjiomların görünümünün ve büyüme hızının çocuklar arasında farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Ünal, “Hemanjiomlar çoğunlukla yaşamın ilk aylarında büyüme gösterir. Bu süreçte aileler oluşumun kısa sürede büyüdüğünü veya renginin belirginleştiğini fark edebilir. Bu durum her zaman kötü bir hastalık anlamına gelmez. Ancak hemanjiomun tipi, büyüklüğü, bulunduğu bölge ve büyüme hızı mutlaka ilk beş ay içerisinde çocuk hematolojisi ve onkolojisi hekimi tarafından değerlendirilmelidir” dedi.</p>

<p><img height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/ekrem-unal-3.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>“Her hemanjiom tedavi gerektirmiyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hemanjiomların önemli bir bölümünün zaman içerisinde kendiliğinden küçüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Ekrem Ünal, her vakada ilaç veya başka bir tedavi uygulanmasının gerekli olmadığını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Hemanjiomlarda tedavi kararı çocuğun yaşı, oluşumun büyüklüğü, yerleşim yeri, büyüme hızı ve oluşturabileceği riskler değerlendirilerek verilir. Bazı çocuklarda yalnızca düzenli takip yeterli olabilir. Ancak risk taşıyan hemanjiomlarda tedavi gerekebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Göz, burun ve solunum yollarına yakın hemanjiomlara dikkat</strong></p>

<p>Hemanjiomun bulunduğu bölgenin tedavi kararında önemli bir faktör olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, özellikle göz çevresi, burun, ağız ve solunum yolları gibi kritik bölgelerde bulunan oluşumların daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.<br />
Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Göz çevresindeki bir hemanjiom görme fonksiyonunu etkileyebilecek bir büyümeye neden olabilir. Burun ve ağız çevresindeki oluşumlar beslenme veya solunum açısından sorun oluşturabilir. Solunum yoluna yakın yerleşimli hemanjiomlarda ise hava yolunun etkilenmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle kritik bölgelerde bulunan veya hızlı büyüyen hemanjiomlarda erken uzman değerlendirmesi önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Aileler hemanjiomu sıkmamalı ve kendi kendine tedavi uygulamamalı”</strong></p>

<p>Ailelerin hemanjiom gördüklerinde oluşuma müdahale etmemeleri gerektiğini de belirten Prof. Dr. Ünal, “Hemanjiomların sıkılması, delinmesi veya üzerine doktor önerisi olmadan ilaç ya da farklı ürünlerin uygulanması doğru değildir. Ailelerin yapması gereken, hemanjiomun büyüklüğünü ve değişimini takip etmek ve gerekli durumlarda çocuk hematolojisi ve onkolojisi uzmanına başvurmaktır” dedi.</p>

<p>Hemanjiomların takip sürecinde fotoğrafla değişimin izlenmesinin de hekim değerlendirmesine yardımcı olabileceğini belirten Prof. Dr. Ekrem Ünal, ailelerin oluşumun boyutunda, renginde veya görünümünde meydana gelen değişiklikleri gözlemlemelerinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Hemanjiomların büyük çoğunluğu iyi huylu seyretmektedir“</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ekrem Ünal, ailelerin özellikle hızlı büyüyen, göz çevresinde bulunan, kanama veya yara oluşumu gösteren, beslenme ya da solunum sorunlarına neden olan hemanjiomlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Hemanjiomların büyük çoğunluğu iyi huylu seyretmektedir. Burada önemli olan gereksiz bir endişe yaşamadan, risk taşıyan durumları zamanında fark edebilmektir. Doğru tanı, uygun takip ve gerektiğinde erken tedavi ile çocuklarımızın sağlıklı gelişimini destekleyebiliriz” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/cocuklarda-hemanjiom-hangi-durumlarda-risk-tasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/08/cocuklarda-soguk-alginligi.jpg" type="image/jpeg" length="12989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Jinekolojik kanserlerde erken tanı için kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/jinekolojik-kanserlerde-erken-tani-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/jinekolojik-kanserlerde-erken-tani-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Necip Deniz, jinekolojik kanserlerde erken tanı ve düzenli taramanın tedavi başarısını artırdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Necip Deniz, kadın üreme sistemini oluşturan rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vulva ve vajinadan kaynaklanan kötü huylu hastalıkların jinekolojik kanserler olarak tanımlandığını belirterek, erken tanı ve düzenli taramanın tedavi başarısını artırmada önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p><strong>Jinekolojik kanserlerde erken tanı ve düzenli tarama hayat kurtarır</strong></p>

<p>Jinekolojik kanserlerin görülme sıklığının yaş, genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve çevresel etkenlere bağlı olarak değişebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Deniz, özellikle kadınların yaş gruplarına uygun tarama programlarına katılmasının hastalıkların erken dönemde tespit edilmesine imkan sağladığını kaydetti.</p>

<p><strong>Jinekolojik kanserlerde tarama ve erken tanı</strong></p>

<p>Günümüzde gelişen tanı yöntemleri ve tarama programları sayesinde birçok jinekolojik kanserin erken evrede tespit edilebildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Deniz, "Düzenli taramalar tedavi başarısını belirgin şekilde artırmaktadır. Bu nedenle düzenli kadın doğum kontrolleri yalnızca mevcut şikayetlerin değerlendirilmesi için değil, muhtemel hastalıkların erken tanısı açısından da büyük önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Kanser taramalarının temel amacının hastalığı belirti vermeden önce saptamak olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Deniz, özellikle serviks (rahim ağzı) kanserinde smear ve HPV testleri sayesinde kanser öncesi lezyonların erken dönemde tespit edilebildiğini ifade etti.</p>

<p><img class="" height="393" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/necip-deniz.jpg" width="800" /></p>

<p>Kadınların yaş gruplarına uygun şekilde önerilen jinekolojik muayene ve tarama programlarını aksatmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Deniz, erken tanı ile tedavi sürecinin daha başarılı hale getirilebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Rahim ağzı kanseri</strong></p>

<p>Rahim ağzı kanserinin erken tarama testleri sayesinde önlenebilen ve erken evrede tedavi edilebilen kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Deniz, HPV enfeksiyonunun hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti.</p>

<p>HPV testi ile birlikte uygulanan smear testinin rahim ağzındaki hücresel değişikliklerin erken dönemde saptanmasına yardımcı olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Deniz, düzenli kontrollerin hastalığın oluşmadan önce fark edilmesine imkan sağlayabildiğini söyledi.</p>

<p><strong>Rahim kanseri</strong></p>

<p>Rahim kanserinin özellikle menopoz sonrasında daha sık görüldüğünü dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Deniz, menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan vajinal kanamanın önemsenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Rahim kanserinin en önemli belirtisinin anormal uterin kanama olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Deniz, "Menopoz girdikten sonra görülen her vajinal kanama mutlaka değerlendirilmelidir. Obezite, diyabet, hipertansiyon ve uzun süreli östrojen maruziyeti rahim kanseri açısından risk oluşturabilmektedir. Hastalığın erken evrede tespit edilmesi tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Yumurtalık kanseri</strong></p>

<p>Yumurtalık kanserinin sinsi seyredebilmesi nedeniyle erken dönemde fark edilmesinin zor olabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Deniz, karında şişkinlik, hazımsızlık, kasık ağrısı, erken doyma hissi ve karın çevresinde artış gibi şikayetlerin göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.<br />
Ailede yumurtalık veya meme kanseri öyküsünün bulunmasının risk açısından önem taşıdığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Deniz, özellikle BRCA gen mutasyonu taşıyan kadınlarda riskin artabildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Belirtiler göz ardı edilmemeli"</strong></p>

<p>"Jinekolojik kanserler bazı durumlarda erken dönemde belirgin şikayetlere neden olmayabilir. Vücutta meydana gelen olağan dışı değişiklikler mutlaka dikkate alınmalıdır" diyen Dr. Öğr. Üyesi Deniz, şunları kaydetti:</p>

<p>"Menopoz sonrası kanama, adet düzensizliği, anormal vajinal akıntı, ilişki sonrası kanama, kasık ağrısı, karında şişkinlik ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerin değerlendirilmesi gerekiyor. Uzun süren veya tekrarlayan şikayetlerde kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması önemlidir."</p>

<p><strong>Jinekolojik kanserlerden korunma</strong></p>

<p>Sağlıklı beslenme, egzersiz, ideal kilonun korunması ve düzenli sağlık kontrollerinin jinekolojik kanserlerden korunmada önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Deniz, "Kadınlar yaşlarına ve risk durumlarına uygun tarama programlarını ihmal etmemelidir. HPV aşısı da rahim ağzı kanserine karşı koruyucu yöntemlerden biridir. adın sağlığı konusunda bilinçlenmek ve düzenli kontroller erken tanının en önemli basamakları arasında yer almaktadır. Kadın sağlığında bilinçlenme ve düzenli kontroller, kanserlerin erken dönemde fark edilmesine ve uygun tedaviye zamanında başlanmasına yardımcı olur. Rahim ağzı kanseri başta olmak üzere tarama ile erken tanı konulabilen kanserlerde düzenli kontroller büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/jinekolojik-kanserlerde-erken-tani-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/07/kanser-4.webp" type="image/jpeg" length="89540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep’te kardiyopulmoner rehabilitasyon ünitesi açıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi’nde hizmete giren Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi, kalp ve akciğer hastalarına kişiye özel tedavi ve egzersiz programları sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehir Hastanesi bünyesinde kurulan Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi, kalp ve akciğer hastalıkları bulunan bireylere yönelik hizmet vermeye başladı. Hastaneden yapılan açıklamaya göre, ünitede başta KOAH, astım, kistik fibrozis ve kronik solunum sistemi hastalıkları olmak üzere efor kapasitesinde azalma, nefes darlığı ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılık yaşayan hastalara kişiye özel rehabilitasyon programları uygulanıyor.</p>

<p><img height="600" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi-3-1.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>Günlük 40-50 hastaya hizmet verilecek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalar, farklı branşlardan sağlık profesyonellerinin yer aldığı multidisipliner ekip tarafından değerlendirilerek ihtiyaçlarına uygun tedavi ve egzersiz programlarına alınıyor. Ayaktan ve yatarak tedavi seçeneklerinin sunulduğu ünitede günlük ortalama 40 ila 50 hastaya rehabilitasyon hizmeti verilmesi planlanıyor.</p>

<p><img height="600" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi-1.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>Rehabilitasyonda ileri teknoloji dönemi başladı</strong></p>

<p>Ünitede ayrıca Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (CPET) yapılmasına imkan sağlayan gelişmiş cihaz altyapısı bulunuyor. CPET ile hastaların egzersiz sırasında kalp, akciğer ve dolaşım sistemlerinin birlikte çalışma kapasitesi ayrıntılı şekilde değerlendirilebiliyor. Söz konusu teknolojinin Türkiye'de sınırlı sayıdaki merkezde bulunduğu belirtildi. Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi ile kalp ve akciğer hastalıkları bulunan bireylerin yaşam kalitesinin artırılması, egzersiz kapasitelerinin geliştirilmesi ve günlük yaşam aktivitelerine daha güçlü şekilde katılmalarının desteklenmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kardiyopulmoner-rehabilitasyon-unitesi-acildi-2.jpg" type="image/jpeg" length="68680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ve boyun ağrısında alarm veren belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/bel-ve-boyun-agrisinda-alarm-veren-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/bel-ve-boyun-agrisinda-alarm-veren-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Erzurum, bel ve boyun ağrılarında dikkat edilmesi gereken belirtilere karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Abdullah Erzurum, bel ve boyun ağrılarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, her ağrının fıtık veya ameliyat anlamına gelmediğini, ancak bazı belirtilerin ciddi sinir ve omurilik basısının habercisi olabileceğini söyledi. Erzurum, özellikle ani gelişen güç kaybı ile idrar ve dışkı kontrolünde bozulma gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Bel ve boyun ağrısını hafife almayın"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Omurganın insan vücudunun hareket kabiliyeti ve dengesi açısından hayati bir görev üstlendiğini ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, omurganın yalnızca vücudu ayakta tutan bir yapı olmadığını, içerisinde bulunan omurilik nedeniyle aynı zamanda merkezi sinir sisteminin önemli bir parçasını koruduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"Her bel ağrısı fıtık değildir"</strong></p>

<p>Bel ve boyun bölgesindeki ağrıların farklı nedenlerden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Abdullah Erzurum, "Bel ve boyun fıtıkları, omurga kireçlenmesi, kanal darlığı ve omurga eğrilikleri toplumda sık karşılaştığımız sorunlar arasında. Ancak her bel veya boyun ağrısını fıtık olarak değerlendirmek doğru değil. Ağrının kaynağının doğru şekilde belirlenmesi, tedavinin de doğru planlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor" dedi.</p>

<p><img height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/abdullah-erzurum.jpg" width="800" /></p>

<p>Omurga hastalıklarının yalnızca ağrı ile kendini göstermeyebileceğini aktaran Op. Dr. Abdullah Erzurum, sinirlerin etkilenmesi halinde hastalarda kollara veya bacaklara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı görülebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>"Güç kaybı varsa beklemeyin"</strong></p>

<p>Vatandaşların özellikle nörolojik belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Abdullah Erzurum, "Ani gelişen veya giderek artan güç kaybı, kol ya da bacakta belirgin kuvvetsizlik, idrar veya dışkı kontrolünde bozulma gibi durumlar önemsenmelidir. Bu tür belirtiler ortaya çıktığında kişinin kendi kendine geçmesini beklemek yerine vakit kaybetmeden doktora başvurması gerekir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, erken değerlendirme sayesinde bazı hastalarda ilerleyebilecek sinir hasarının önüne geçilebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>"Ameliyat her zaman ilk seçenek değil"</strong></p>

<p>Bel ve boyun fıtığı tanısı alan hastaların önemli bir bölümünde ameliyat gerekmeyebileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, tedavinin hastaya göre planlandığını ifade etti.</p>

<p>Op. Dr. Abdullah Erzurum, "Her bel veya boyun ağrısı ameliyat gerektirmez. Hastanın şikayetleri, nörolojik muayenesi ve gerekli durumlarda görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir. Hastanın durumuna göre ilaç tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilebilir. Cerrahi tedavi ise gerekli görülen hastalarda gündeme gelir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Uzun süren ağrılar ihmal edilmemeli</strong></p>

<p>Günlük yaşamda yanlış duruş, hareketsizlik ve omurgaya aşırı yük bindirilmesinin şikayetleri artırabileceğini belirten Op. Dr. Abdullah Erzurum, uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen bel ve boyun ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Vatandaşların özellikle ağrıya eşlik eden uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtilerde uzman değerlendirmesine başvurmasının önem taşıdığını ifade eden Op. Dr. Abdullah Erzurum, "Doğru tanı ve uygun tedaviyle birçok omurga rahatsızlığı kontrol altına alınabilir. Önemli olan şikayetleri doğru değerlendirmek ve gerekli durumda zamanında sağlık kuruluşuna başvurmaktır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/bel-ve-boyun-agrisinda-alarm-veren-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/07/bel-agrilari.jpg" type="image/jpeg" length="70468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere erken başvuru çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/cocuk-sahibi-olmak-isteyen-ciftlere-erken-basvuru-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/cocuk-sahibi-olmak-isteyen-ciftlere-erken-basvuru-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Fuat Aksoy, infertilitenin kadın ve erkek kaynaklı olabileceğini belirterek, yaş faktörünün önemine dikkat çekti, erken başvurunun sürece katkı sunduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fuat Aksoy, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde gebeliğin oluşmamasının tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, infertilitenin hem kadın hem de erkek kaynaklı olabileceğini söyledi. Aksoy, özellikle yaş faktörünün doğurganlık üzerinde önemli rol oynadığını belirterek, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin uzman değerlendirmesini geciktirmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“İnfertilitede yaş faktörüne dikkat! Erken başvuru tedavi başarısını artırabiliyor“</strong></p>

<p>Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin karşılaşabildiği infertilite, toplumda yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Gebeliğin oluşabilmesi için kadın ve erkeğin üreme sistemlerinin sağlıklı çalışmasının yanı sıra yaş, hormonal durum ve çeşitli yaşam tarzı faktörleri de önem taşıyor.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Fuat Aksoy, infertilite konusunda toplumdaki en önemli yanlışlardan birinin sorunun yalnızca kadına bağlanması olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>“İnfertilite hem kadın hem erkek kaynaklı olabilir”</strong></p>

<p>İnfertilitenin değerlendirilmesinde çiftlerin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, “Gebelik oluşması, kadın ve erkeğin üreme sağlığının birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle gebelik elde edilemediğinde yalnızca kadının değil, erkeğin de değerlendirilmesi gerekir” dedi.</p>

<p>Kadınlarda yumurtlama bozuklukları, tüplerde meydana gelen problemler, endometriozis ve rahimle ilgili bazı sorunların gebeliği zorlaştırabileceğini ifade eden Op. Dr. Fuat Aksoy, erkeklerde ise sperm sayısı, hareketliliği ve sperm yapısındaki bozuklukların infertilite nedenleri arasında bulunabileceğini söyledi.</p>

<p><img class="" height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/fuat-aksoy.jpg" width="800" /></p>

<p><strong>“Yaş doğurganlık açısından önemli”</strong></p>

<p>Kadının yaşının gebelik planlamasında dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biri olduğunu kaydeden Op. Dr. Fuat Aksoy, doğurganlığın yaşla birlikte değiştiğine dikkat çekti.</p>

<p>Op. Dr. Fuat Aksoy, “Özellikle çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara erteleyen kadınların doğurganlık açısından uzman değerlendirmesi alması önemlidir. Gebelik planlayan çiftlerin yaş faktörünü göz önünde bulundurarak gerekli kontrolleri zamanında yaptırmaları, varsa sorunların erken dönemde ortaya konulmasına yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Tedavi süreci kişiye özel planlanıyor</strong></p>

<p>İnfertilite tanısının tek bir testle konulmadığını belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, çiftin öyküsü, yaş, önceki gebelikler ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte değerlendirilmesiyle infertiliteye neden olabilecek faktörlerin araştırıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi yönteminin her çift için farklılık gösterebildiğini ifade eden Op. Dr. Fuat Aksoy, “Tedavide öncelikle infertiliteye neden olabilecek faktörün belirlenmesi gerekir. Sonrasında çiftin yaşına, sağlık durumuna ve tespit edilen probleme göre uygun tedavi yöntemi planlanır” dedi.</p>

<p>Hastanın durumuna göre yumurtlama tedavileri, aşılama ve tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerinin değerlendirilebildiğini belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, tedavi kararının uzman hekim tarafından kişiye özel olarak verilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Çiftlerin psikolojik desteği de önemli</strong></p>

<p>Çocuk sahibi olma sürecinin çiftler açısından zaman zaman stresli ve yıpratıcı olabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Fuat Aksoy, infertilitenin bir çiftin ortak sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Op. Dr. Fuat Aksoy, “Bu süreçte çiftlerin birbirlerini suçlamaması, sorunu birlikte ele almaları ve gerektiğinde profesyonel destek almaları önemlidir. İnternette veya sosyal medyada yer alan doğrulanmamış bilgilerle tedavi uygulanmamalı, mutlaka uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>İnfertilitenin nedenlerinin günümüzde ayrıntılı şekilde araştırılabildiğini ve nedene yönelik farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Op. Dr. Fuat Aksoy, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan çiftlerin uygun zamanda uzman hekime başvurmalarının sürecin doğru yönetilmesi açısından önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/cocuk-sahibi-olmak-isteyen-ciftlere-erken-basvuru-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2024/12/hamile.jpg" type="image/jpeg" length="47259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akupunktur hangi hastalıklara iyi geliyor?]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/akupunktur-hangi-hastaliklara-iyi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/akupunktur-hangi-hastaliklara-iyi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, akupunkturun boyun ve bel ağrıları, migren, fibromiyalji ile sigara bırakma ve kilo kontrolünde tamamlayıcı olarak kullanıldığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, geleneksel Çin tıbbından günümüze ulaşan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olan akupunkturu anlattı. Prof. Dr. İrfan Koca, akupunkturun kullanım alanlarını ve vücutta oluşturduğu etkileri anlattı. Geleneksel Çin tıbbından günümüze ulaşan akupunktur, çok ince iğnelerle uygulanan doğal ve ilaçsız bir tedavi yöntemidir. Günümüzde yöntem, geleneksel meridyen anlayışının yanı sıra sinir sistemi ve organizmanın doğal düzenleme mekanizmaları üzerindeki etkileriyle de değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>"Akupunktur, vücudun iyileşme gücünü destekliyor"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Koca, akupunkturun temel amacının vücudun kendi iyileşme kapasitesini desteklemek olduğunu belirterek, "Akupunktur, vücudun kendi düzenleyici mekanizmalarını harekete geçirir. Sinir sistemi, ağrı kontrol mekanizmaları ve organizmanın çeşitli fizyolojik yanıtları üzerinde etkili olarak vücudun doğal iyileşme sürecini destekler" dedi.</p>

<p><strong>"Akupunktur hareket kapasitesinin artmasına katkı sunar"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akupunkturun kas-iskelet sistemi sorunlarında önemli bir kullanım alanı olduğunu belirten Koca, boyun ve bel fıtığına eşlik eden ağrı, kas spazmı ve hareket kısıtlılığının azaltılmasında etkili bir tamamlayıcı tedavi olduğunu belirterek, "Akupunktur, boyun ve bel bölgesindeki ağrının azalmasına, kas gerginliğinin çözülmesine ve hareket kapasitesinin artmasına katkı sunar. Özellikle kronikleşen kas-iskelet sistemi ağrılarında tedavi sürecini destekleyen önemli bir yöntemdir" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="İrfan Koca-6" height="600" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/irfan-koca-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Miyofasiyal ağrı sendromu ve fibromiyalji gibi kronik ağrı tablolarında da akupunkturun tedaviye önemli katkılar sunduğunu ifade eden Koca, yöntemin ağrı ve kas gerginliğinin azaltılmasının yanı sıra uyku kalitesi ve stres yönetimine de destek olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"Boyun bölgesindeki kas ve eklem kaynaklı sorunlar baş ağrılarını doğrudan etkileyebilir"</strong></p>

<p>Akupunkturun boyun kaynaklı baş ağrıları, gerilim tipi baş ağrıları ve migren tedavisinde de kullanılan tamamlayıcı yöntemlerden biri olduğunu belirten Koca, özellikle boyun kaslarındaki gerginliğin azaltılması ve ağrı mekanizmalarının düzenlenmesinin tedaviye katkı sağladığını söyledi. Prof. Dr. Koca, "Boyun bölgesindeki kas ve eklem kaynaklı sorunlar baş ağrılarını doğrudan etkileyebilir. Akupunktur, boyun kaslarındaki gerginliği azaltarak ve ağrı kontrol mekanizmalarını destekleyerek baş ağrısı ve migren tedavisinde önemli bir tamamlayıcı rol üstlenir" dedi.</p>

<p><strong>Sigara bırakma ve kilo yönetimi</strong></p>

<p>Akupunkturun sigara bırakma sürecinde de kullanılan tamamlayıcı yöntemlerden biri olduğunu belirten Koca, nikotin isteğinin ve yoksunluk dönemindeki yakınmaların yönetilmesine destek olduğunu ifade etti. Kilo yönetiminde ise akupunkturun iştah kontrolü ve yeme davranışlarının düzenlenmesine katkı sunduğunu belirten Koca, "Akupunktur, kişinin iştahını kontrol etmesine, yeme davranışlarını düzenlemesine ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmesine destek olur" dedi.</p>

<p><strong>"Akupunktur vücudun kendi düzenleyici ve iyileştirici mekanizmalarını destekler"</strong></p>

<p>Akupunkturun hastayı bir bütün olarak ele alan bütüncül tıp anlayışının önemli araçlarından biri olduğunu belirten Koca, "Sinir sistemi, hormonal sistem, uyku, stres, ağrı ve yaşam biçimi birbirleriyle sürekli etkileşim halindedir. Akupunktur bu bütünlük içerisinde vücudun kendi düzenleyici ve iyileştirici mekanizmalarını destekler" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Seanslar ne kadar sürüyor</strong></p>

<p>Akupunktur seanslarının genel olarak 20-40 dakika sürdüğünü belirten Koca, uygulama sıklığının hastanın durumuna ve tedavi hedeflerine göre planlandığını söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, "Uygulamalar çoğunlukla haftada 1-2 seans şeklinde yapılır. Tedavinin başlangıcında daha sık, ilerleyen dönemde ise daha seyrek seanslar planlanabilir. Toplam seans sayısı hastanın ihtiyacına göre belirlenir" diye konuştu.</p>

<p>İlaç kullanılmadan uygulanmasının akupunkturun önemli özelliklerinden biri olduğunu belirten Koca, yöntemin genel olarak iyi tolere edildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/akupunktur-hangi-hastaliklara-iyi-geliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/akupunktur.jpg" type="image/jpeg" length="61278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prostat tedavisinde su buharıyla umut veren yöntem!]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/prostat-tedavisinde-su-buhariyla-umut-veren-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/prostat-tedavisinde-su-buhariyla-umut-veren-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Barut, Rezūm yönteminde prostat dokusunun kesilip çıkarılmadığını, su buharıyla kontrollü şekilde tedavi edildiğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Barut, prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan Rezum yönteminde, prostat dokusuna su buharı verilerek büyümüş dokunun küçültülmesinin hedeflendiğini söyledi. Erkeklerde yaş ilerledikçe daha sık görülen iyi huylu prostat büyümesi, idrar yapmada zorlanma, idrar akışında zayıflama, sık idrara çıkma ve gece uyanma gibi şikayetlere neden olurken, tedavide minimal invaziv yöntemler de öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Prostat büyümesine su buharıyla müdahale: Rezum tedavisi nasıl uygulanıyor?</strong></p>

<p>Prostat büyümesinin erkeklerde yaşla birlikte görülme sıklığının arttığını belirten Doç. Dr. Osman Barut, hastaların yaşam kalitesini etkileyen şikayetlerle kendilerine başvurduğunu ifade etti. Doç. Dr. Osman Barut, “Prostat büyüdükçe idrar kanalına baskı oluşturabiliyor. Bunun sonucunda hastalarımızda idrar akımında zayıflama, idrar yapmaya başlamakta zorlanma, sık idrara çıkma, gece birkaç kez tuvalete kalkma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor” dedi.<br />
Prostat büyümesinde tedavinin hastaya göre planlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Barut, ilaç tedavisinin yanı sıra farklı cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerin de bulunduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>“Rezūm ile prostat dokusuna kontrollü şekilde su buharı uyguluyoruz”</strong></p>

<p>Rezum tedavisinin çalışma prensibini anlatan Doç. Dr. Osman Barut, “Rezum yönteminde idrar kanalından özel bir cihazla girerek prostatın büyümüş bölgelerine kontrollü şekilde su buharı uyguluyoruz. Su buharının taşıdığı ısı enerjisi prostat dokusunda kontrollü bir etki oluşturuyor. Tedavi edilen doku zaman içerisinde vücudun doğal iyileşme süreciyle küçülüyor. Böylece prostatın idrar kanalına yaptığı baskının azaltılmasını hedefliyoruz” diye konuştu.</p>

<p><img height="450" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/osman-barut-1.jpg" width="800" /></p>

<p>Uygulamanın prostatın anatomik yapısına göre planlandığını belirten Doç. Dr. Osman Barut, “Her hastanın prostatı aynı şekilde büyümüyor. Bu nedenle işlem öncesinde prostatın boyutunu ve büyümenin hangi bölgelerde olduğunu değerlendiriyoruz. Özellikle prostatın orta lobunun bulunup bulunmadığı ve idrar kanalına yaptığı baskı tedavi planlamasında önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Rezum'de prostat dokusunu kesip çıkarmıyoruz”</strong></p>

<p>Rezum yönteminin klasik prostat ameliyatlarından farklı olduğunu belirten Barut, tedavide prostat dokusunun tamamen çıkarılmadığını söyledi. Barut, “Rezum uygulamasında prostatı kesip çıkarmıyoruz. İdrar kanalına baskı oluşturan prostat dokusunu hedefliyoruz. Su buharıyla bu bölgelerde kontrollü bir tedavi etkisi oluşturuyoruz. Daha sonra vücut bu dokuyu zaman içerisinde ortadan kaldırıyor ve prostatın küçülmesiyle birlikte idrar kanalındaki basıncın azalmasını amaçlıyoruz” dedi.</p>

<p>Minimal invaziv yöntemlerin özellikle uygun hastalarda önemli avantajlar sağlayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Osman Barut, “Günümüzde hastalarımız mümkün olduğunca daha az girişimsel ve iyileşme süreci daha konforlu tedavi seçeneklerini araştırıyor. Ancak burada en önemli nokta, Rezūm'ün her hastaya uygulanamayacağıdır. Hastanın prostat yapısı ve beklentileri değerlendirilerek karar verilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Rezum tedavisinin etkisi zaman içerisinde ortaya çıkıyor”</strong></p>

<p>Rezum tedavisinin etkisinin işlem sırasında hemen ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Doç. Dr. Osman Barut, hastaların tedavi sonrasında belirli bir iyileşme sürecinden geçtiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Osman Barut, “Klasik bazı prostat ameliyatlarında büyümüş prostat dokusu işlem sırasında çıkarıldığı için idrar akımındaki rahatlama daha erken dönemde görülebiliyor. Rezūm'de ise tedavi edilen prostat dokusunun zaman içerisinde küçülmesini bekliyoruz. Bu nedenle hastalarımıza sabırlı olmaları gerektiğini anlatıyoruz. İlk dönemde idrar sıklığında, yanmada veya idrar yapma şikayetlerinde geçici artışlar olabilir. Takip sürecinde bu şikayetlerin azalmasını bekliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Her prostat büyümesi olan hastaya Rezum uygulanmıyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rezum tedavisinin uygun hasta seçimi gerektirdiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Barut, “Prostatın boyutu, anatomisi, hastanın şikayetlerinin derecesi, mesane fonksiyonları ve daha önce aldığı tedaviler bizim için önemli. Hastanın genel sağlık durumu ve beklentilerini de değerlendiriyoruz. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda hastaya uygun tedavi yöntemini belirliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prostat büyümesinde tek bir tedavi yönteminin bulunmadığını belirten Doç. Dr. Osman Barut, “Bazı hastalarda ilaç tedavisiyle takip yeterli olabilirken, bazı hastalarda endoskopik veya lazer cerrahileri, bazı uygun hastalarda ise Rezūm gibi minimal invaziv yöntemler gündeme gelebiliyor. Burada amaç hastaya tek bir tedaviyi uygulamak değil, hasta için en doğru yöntemi seçmek” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Cinsel fonksiyonların korunması hastalar için önemli”</strong></p>

<p>Prostat tedavisinde hastaların yaşam kalitesinin yanı sıra cinsel fonksiyonların korunmasına da önem verdiğini belirten Doç. Dr. Osman Barut, “Prostat tedavisi planlarken hastalarımızın beklentilerini ayrıntılı olarak değerlendiriyoruz. Özellikle cinsel fonksiyonların korunması birçok hasta açısından önemli. Rezūm gibi minimal invaziv yöntemleri değerlendirirken de bu konuları hastalarımızla konuşuyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“İdrar şikayetlerini yaşlanmanın doğal sonucu olarak görmeyin”</strong></p>

<p>Erkeklerin idrarla ilgili şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu olarak görmemesi gerektiğini belirten Barut, özellikle gece sık idrara kalkma, idrar akımında belirgin zayıflama ve idrar yapmada zorlanma gibi şikayetlerin araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Osman Barut, “Gece sık sık idrara kalkmak, idrar yaparken uzun süre beklemek, idrar akımının giderek zayıflaması veya mesanenin tam boşalmadığı hissi kişinin hayatının normal bir parçası olarak kabul edilmemeli. Bu şikayetlerin altında prostat büyümesi bulunabileceği gibi farklı ürolojik hastalıklar da olabilir. Bu nedenle özellikle yaşam kalitesini etkileyen idrar şikayetleri olan erkeklerin üroloji uzmanına başvurmasını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doç. Dr. Osman Barut, prostat büyümesinde hastanın ayrıntılı değerlendirilmesinin ardından ilaç tedavisinden cerrahi yöntemlere kadar farklı seçeneklerin değerlendirilebildiğini belirterek, uygun hastalarda Rezum tedavisinin de alternatif bir minimal invaziv yöntem olarak kullanılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/prostat-tedavisinde-su-buhariyla-umut-veren-yontem</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2024/12/prostat-agrisi.jpg" type="image/jpeg" length="72736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep’te kalbindeki delik ameliyatsız kapatıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi’nde daha önce açık kalp ameliyatı geçiren hastanın kalbindeki delik, ikinci ameliyata gerek kalmadan anjiyografik yöntemle kapatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, daha önce mekanik aort kapak ameliyatı geçiren ve sonrasında kalbinde VSD (ventriküler septal defekt) gelişen hastaya, Türkiye’de ilk kez uygulanan özel bir yöntemle başarılı bir şekilde müdahale etti. Daha önce açık kalp ameliyatı geçiren ve kalp yetmezliği bulunan hastanın, ikinci kez göğüs kafesinin açılmasını gerektirecek bir ameliyat geçirmesinin yüksek risk taşıması üzerine, hastanın kalbindeki deliğin açık cerrahiye gerek kalmadan anjiyografik yöntemle kapatılmasına karar verildi.</p>

<p>İşlem öncesinde, deliğin anatomisinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi ve görüntülemenin en iyi şekilde yapılabilmesi amacıyla ileri kardiyak tomografi görüntülemesinden de yararlanıldı.</p>

<p><img height="533" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi-4.jpg" width="800" /></p>

<p>Kardiyoloji Kliniğinden Doç. Dr. Veysel Özgür Barış, işlemin kendileri açısından oldukça zorlu olduğunu belirterek, “Hastamız daha önce açık kalp ameliyatı olmuştu. Konsey kararımız doğrultusunda anjiyografik yöntemle kalbindeki deliği başarıyla kapattık. Pediatrik Kardiyoloji Kliniğinden Doç. Dr. Münevver Tuğba Temel ve Anesteziyoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Şevki Sarı’nın katkılarıyla işlemi başarılı şekilde tamamladık.” dedi.</p>

<p><strong>“İkinci açık kalp ameliyatına gerek kalmadı”</strong></p>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, “Hastamıza ikinci bir açık kalp ameliyatı planlanıyordu. Göğüs kafesinin ikinci kez açılması ciddi risk taşıyordu. Multidisipliner yaklaşımımız sayesinde bu ameliyata gerek kalmadan anjiyografik yöntemle başarılı bir şekilde müdahale ettik. Kardiyoloji, Pediatrik Kardiyoloji ve Anesteziyoloji ekiplerimizin özverili çalışmalarıyla bu tür özellikli işlemleri gerçekleştirmekten gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="600" src="https://gazeteeksprescom.teimg.com/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi-2-1.jpeg" width="800" /></p>

<p>Bilimsel literatürde, bu özellikteki benzer vakaların dünyada yaklaşık 10 ile sınırlı olduğunu belirten Prof. Dr. Uluşan, Türkiye’de ise daha önce benzer bir uygulamaya rastlanmadığını ifade etti.</p>

<p>Hasta Ziya Özer ise, “Yürüyemiyordum, merdiven çıkamıyordum. Şimdi Allah’a şükür çok iyiyim. Doktoruma, ekibine ve Gaziantep Şehir Hastanesi çalışanlarına teşekkür ediyorum.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşlem sonrası şifa ile taburcu edilen Ziya Özer’in tedavisi, Gaziantep Şehir Hastanesi’nin ileri teknoloji altyapısı ve multidisipliner sağlık hizmeti anlayışıyla başarıyla tamamlandı.</p>

<p>Gaziantep Şehir Hastanesi, yüksek riskli ve özellikli vakalarda ileri tedavi yöntemlerini uygulayarak sağlık hizmetlerinde öncü çalışmalara imza atmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazeteekspres.com/gaziantepte-kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteeksprescom.teimg.com/crop/1280x720/gazeteekspres-com/uploads/2026/09/kalbindeki-delik-ameliyatsiz-kapatildi-2.jpg" type="image/jpeg" length="79060"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
