Hava Durumu

Ailesinde Prostat Kanseri Olan 45 Yaşında Tarama Yaptırmalı

Prostat kanserinde üç risk faktörünün yaş, etnik köken ve genetik olduğuna dikkat çeken Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Atabey, “Çalışmalarda prostat kanserinin ailesel geçişinin de olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle ailesinde prostat kanseri görülenler daha sık aralıklarla ve 45 yaşından itibaren tarama yaptırmalıdır” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 10.02.2024 23:01
Haber Güncellenme Tarihi: 10.02.2024 23:01
Kaynak: İHA
Ailesinde Prostat Kanseri Olan 45 Yaşında Tarama Yaptırmalı

Prostat bezi dokusunu oluşturan hücrelerin kontrolsüz ve anormal şekilde çoğalması sonucu gelişen kötü huylu tümöral oluşuma prostat kanseri adı verildiğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ersin Atabey, uyarılarda bulundu.
“İleri evrelerde gelmeden belirti vermez”
Tüm prostat kanseri vakalarının yüzde 98’inin 50 yaşın üzerinde kişilerde olduğunu hatırlatan Op. Dr. Atabey, “Prostat kanseri, etkilediği yaş grubu itibariyle iyi huylu prostat büyümesi ile birlikte bulunabilen, ancak bu sebepten kaynaklanmayan ayrı bir hastalıktır. Sıklıkla ileri evrelere ulaşıncaya kadar da hiçbir belirti vermez” ifadelerini kullandı.
“Üç risk faktörü yaş, etnik köken ve genetik”
Birçok kanser tipinde olduğu gibi prostat kanserinde de sorumlu tek bir sebebin tanımlanmadığını aktaran Op. Dr. Ersin Atabey, “Hastalık erken dönemde semptoma ve bulguya yol açmamaktadır. Bu nedenle 50 yaş üzeri her erkeğin, idrarla ilgili şikayeti olsun ya da olmasın, en az yılda bir kere üroloji doktoruna prostat kontrolüne gitmesi önerilmektedir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin ise 45 yaşından itibaren üroloji hekiminde prostat kontrolü yaptırması gerekmektedir. Bununla beraber, prostat kanseri için kesin olarak ortaya konmuş üç risk faktörü yaş, etnik köken ve genetiktir” değerlendirmesinde bulundu.
“Obezite prostat kanserini tetikleyebilir”
Yaş arttıkça prostat kanseri görülme sıklığının arttığına işaret eden Op. Dr. Atabey, şu açıklamalarda bulundu:
“Yaşla ilgili bir örnek verecek olursak, tüm vakaların sadece yüzde 2’si 50 yaşın altındadır. Yine epidemiyolojik çalışmalarda prostat kanserinin hem genetik yönünün hem de ailesel geçişinin olduğu gösterilmiştir. Bu yüzden ailesinde prostat kanseri olan kişilerde, normal popülasyona göre daha sık aralıklarla ve daha erken yaşta tarama yaptırılması önerilmektedir. Etnik köken olarak en düşük Doğu Asya’da, en sık da Amerika’da yaşayan siyah ırkta rastlanmaktadır. Ancak Doğu Asya kökenli bir kişi Amerika’ya göç ettiğinde yine prostat kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Bu durum etnik köken haricinde çevresel faktörlerin de (obezite, bol yağlı ve düşük fibrinli beslenme, sedanter yaşam v.b.) prostatta kanser gelişiminde risk faktörü oluşturduğunu düşündürmektedir.”
“Prostat kanserine karşı 7 önlem”
Op. Dr. Atabey, prostat sağlığını (prostat büyümesine ve prostat kanserine karşı) korumak için alınması gereken önlemlere dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi:
“İdeal kiloyu korumak, dengeli ve düzenli beslenmek: Antioksidan özellikleri yüksek meyveleri ve sebzeleri bol tüketmek prostat kanseri riskini azaltmaktadır. Kabak çekirdeği, brokoli, domates, soğan, baklagiller, sarımsak bu açıdan faydalı en çok bilinen meyveler ve sebzelerdir. Doymuş yağca zengin gıdaları azaltmak: Prostat kanseri gelişimi ile hayvansal yağların çok tüketilmesi arasındaki risk birçok çalışma ile ortaya konulmuştur. Yağlı balıkların sık tüketilmesi: İçerdiği omega-3 sayesinde prostat kanserine karşı koruyucu gıdalardır. Egzersiz yapmak: Koşu, yüzme ve tempolu yürüyüş gibi sporlar prostat kanserine karşı koruyucu olmalarının yanı sıra prostatite ve prostat büyümesine bağlı gelişen şikâyetlerin azalmasına yardımcı olmaktadır. Sigarayı bırakmak: Birçok kanseri türünde olduğu gibi sigara prostat kanserine karşı da risk oluşturmaktadır. Sigaranın ayrıca prostat kanseri tanısı alan erkeklerde hem ölüm riskini arttırdığı hem de hastalığın seyrini hızlandırdığı bilinmektedir. Alkolden uzak durmak. Düzenli kontroller: Ailesinde prostat kanseri olmayan erkeklerin 50 yaşından sonra, olan erkeklerin ise 45 yaşından sonra hiçbir şikayeti olmasa dahi düzenli ürolojik kontrollerini yaptırmaları tavsiye edilmektedir. Kişi idrar yakınma problemleri varsa kaç yaşında olursa olsun mutlaka bir üroloji uzmanına görünmelidir.”
“Domates, brokoli ve baklagiller prostat dostu”
Op. Dr. Atabey, domates, brokoli, yeşil çay, soya fasulyesi ve baklagiller, nar suyu, yağlı balıklar, kabak çekirdeği, soğan ve sarımsak gibi 8 gıdanın prostat dostu besinler olduğunu belirterek, “Domates, güçlü bir antioksidan olan ve prostat kanseri riskini azalttığı bilinen likopence zengin bir yiyecektir. Brokoli, antikanser içerikli komponentleri ve zengin sulforaphane sayesinde prostat kanserine karşı koruyucu bir besin olarak kabul edilmektedir. Yeşil çay, İçermiş olduğu zengin epigallocatechin, epicatechin gallate ve ksantin deriveleri gibi güçlü antioksidanlar ile prostat kanseriyle savaşan dost bir içecek olarak kabul edilir. Günde 2 bardak yeşil çay içen erkeklerin, içerdiği hücre ölümünü tetikleyen enzimler sayesinde prostat kanserine yakalanma riskinin azaldığını öne süren çalışmalar mevcuttur. Soya fasulyesi ve baklagiller, Soya fasulyesi de dâhil olmak üzere yer fıstığı, fasulye ve mercimek gibi baklagiller içermiş oldukları zengin fitoöstrojenler sayesinde prostat kanserine karşı savaşmakta ve tümör büyümesine engel olmaktadır. Nar suyu, Antioksidan yönünden oldukça zengin içecek olan nar suyunun prostat kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği çeşitli deneylerde gösterilmiştir. Yağlı balıklar, Omega-3 yönünden zengin uskumru ve somon gibi yağlı balıkların prostat sağlığının korunmasında etkili olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Soğan ve sarımsak, Bu besinleri tüketenlerin tüketmeyenlere göre daha az prostat büyümesi problemi yaşadığı yönünde çalışmalar bulunmaktadır. Kabak çekirdeği, Antioksidan, anti-inflamatuar ve hormonal etkileri nedeniyle hem prostat kanserine hem de prostat büyümesine karşı önleyici etkileri olduğu kabul edilen bir besindir”
“Tedavi seçimi hastanın yaşı ve tümöre göre belirlenir”
Prostat kanserinde tedavi seçimi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumunun yanı sıra tümörün patolojik özelliklerinin (evre, derece v.b.) de değerlendirilmesiyle yapıldığını sözlerine ekleyen Op. Dr. Atabey, cerrahi tedavi (radikal prostatektomi), fokal tedaviler (hıfu, nano-knife v.b.), ışın tedavisi (radyoterapi), hormon tedavisi ve ilaç tedavisinin (kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler) en sık uygulanan tedavi yöntemleri olduğunu söyledi.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.