Semra ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Semra ÖZTÜRK
 

Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu..

CHP ve MHP’nin belirlediği çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu bazı CHP’liler tarafından  kabul görmedi. CHP görüşüne yakın olmadığı düşünülen çoğu sosyal demokrat insan gibi  çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu açıklandığında ben de rahatsız oldum. Dün gelen  bir email biraz yüreğime su serpti. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu  yakından tanıyan BÜ. Üniversitesinden Meltem Bayazıt Tepeler'in bu konudaki düşüncesini , Uğurol Barlas benimle paylaşınca bende sizlerle paylaşmak istedim.Benim gibi düşünen insanlar bir nebze rahatlar diye düşünüyorum. “Öncelikle şunu söylemek isterim ki, yaradan varlıkları yaratırken uzuvlarını gereğine göre bazen tek bazen de çift olarak vermiştir. Göz, yaşadığımız ortamın üçüncü boyutunu fark edebilmemiz için çift olarak verilmiştir. Benim yaşıma gelenlerin pek çoğu katarak olmuştur, genelde tek gözde başlar ve özellikle mesafe tayininde yarattığı zorluklar yüzünden, yürümekte, merdiven inmekte ve çıkmakta, karşıdan karşıya geçmekte güçlükler yaşamışızdır. Hele araba sürmeğe kalkarsak başkalarının başına bela oluruz. Ne yazık ki olaylara bir gözünü kapayarak, iki boyutta bakmayı alışkanlık haline getiren insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda yaşamaktayız. Şöyle ya da böyle "Yurdum İnsanı" bu! Onları seviyoruz, beraber yaşıyoruz. Günümüzü paylaşıyoruz! İyi de ne anlatmak istiyorsan söyle hoca diyeceksiniz bana: Ben iflah olmaz bir Sosyal Demokratım. Bunu dostlarım bilir. Ama üçüncü boyutu fark etmek için iki gözümü kullanırım. Bilmeden tanımadan kimse hakkında yargıya varmamaya çalışırım. 1990 yıllarının başında İstanbul Üniversitesinde Fen Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmekteydim. Edebiyat Fakültesi Hocalarından Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu benden bir randevu istedi ve yanında cici bir hanımefendi ile geldiler. Edebiyat Fakültesi bünyesinde "Bilim Tarihi Bölümü"  kurmak üzere çalışmaya başladıklarını ancak, bu bölümün yapısının fen disiplinlerini de içermesi gerektiğini düşündüklerinden Fen Fakültesi Dekanı olarak bana geldiklerini ifade ettiler. Aslında Fen ve Tıp bilimlerinde deneyimli hocalar (Üniversite hocaları eskimez deneyimli olurlar!) bu işe merak sararlar biraz da hobi olarak bu dersleri açar ve verirlerdi. İstanbul Üniversitesi tarihine bakarsanız bunu görürsünüz. Bir hayli zamandır ben de bu konuda alaylı değil mektepli kimselerin(!) bu konularda çalışmasının daha kaliteli ve bilimsel yaklaşım olacağını düşünmekteydim. Bu nedenle mutlu oldum ve bu çalışmalar için gerek akademik düzeyde gerekse Üniversite senatosunda yönetimsel düzeyde elimden geleni yapacağımı söyledim ve gerçekten de İstanbul Üniversitesinden ayrılıncaya kadar temel bilim derslerine hoca vererek, istenildiğinde akademik yükseltilmelerde jüri üyeliği yaparak ve ders programları ve içerikleri için önerilerde bulunarak katkı vermeye  çalıştım. O küçük kız şu anda Profesör olarak bölümü yönetiyor ve Ekmeleddin Hoca ile birlikte bulunduğumuz jürilerde akademik yükseltmelerini alan gençlerden bir kısmı Profesör bazıları ise Doçent olarak öğretim üyeliklerine devam ediyorlar. Bu Bölümün kurulmasında benim önemli kazançlarımdan biri; gerek bireysel gerekse akademik nezaketi üst düzeyde, uluslararası bilimsel ortamda son derecede saygın, ailevi ve her türlü ahlaksal yapısı bakımından son derecede düzgün bir bilim insanını tanımak olmuştur. Hoca'yı tanımayanların, ya da tek gözü ile bakanların söylediklerini duyunca gerçekten üzüldüm. Devlet bürokrasisine ve diplomasiye son derece vakıf olduğunu bilmekteyim. Çoğumuzun aile büyükleri gibi, ve ancak o kadar, "Mütedeyyin" bir insan olduğunu da bu konularda hiç konuşmadığımız halde biliyorum. Tam bir "Bilgili ve Akıllı" Atatürk milliyetçisidir.” Bunları okuduktan sonra sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’na başarılar diliyorum.  
Ekleme Tarihi: 02 Temmuz 2014 - Çarşamba

Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu..

CHP ve MHP’nin belirlediği çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu bazı CHP’liler tarafından  kabul görmedi. CHP görüşüne yakın olmadığı düşünülen çoğu sosyal demokrat insan gibi  çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu açıklandığında ben de rahatsız oldum.

Dün gelen  bir email biraz yüreğime su serpti. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu  yakından tanıyan BÜ. Üniversitesinden Meltem Bayazıt Tepeler'in bu konudaki düşüncesini , Uğurol Barlas benimle paylaşınca bende sizlerle paylaşmak istedim.Benim gibi düşünen insanlar bir nebze rahatlar diye düşünüyorum.

“Öncelikle şunu söylemek isterim ki, yaradan varlıkları yaratırken uzuvlarını gereğine göre bazen tek bazen de çift olarak vermiştir. Göz, yaşadığımız ortamın üçüncü boyutunu fark edebilmemiz için çift olarak verilmiştir. Benim yaşıma gelenlerin pek çoğu katarak olmuştur, genelde tek gözde başlar ve özellikle mesafe tayininde yarattığı zorluklar yüzünden, yürümekte, merdiven inmekte ve çıkmakta, karşıdan karşıya geçmekte güçlükler yaşamışızdır. Hele araba sürmeğe kalkarsak başkalarının başına bela oluruz.

Ne yazık ki olaylara bir gözünü kapayarak, iki boyutta bakmayı alışkanlık haline getiren insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda yaşamaktayız. Şöyle ya da böyle "Yurdum İnsanı" bu! Onları seviyoruz, beraber yaşıyoruz. Günümüzü paylaşıyoruz!

İyi de ne anlatmak istiyorsan söyle hoca diyeceksiniz bana: Ben iflah olmaz bir Sosyal Demokratım. Bunu dostlarım bilir. Ama üçüncü boyutu fark etmek için iki gözümü kullanırım. Bilmeden tanımadan kimse hakkında yargıya varmamaya çalışırım.

1990 yıllarının başında İstanbul Üniversitesinde Fen Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmekteydim. Edebiyat Fakültesi Hocalarından Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu benden bir randevu istedi ve yanında cici bir hanımefendi ile geldiler. Edebiyat Fakültesi bünyesinde "Bilim Tarihi Bölümü"  kurmak üzere çalışmaya başladıklarını ancak, bu bölümün yapısının fen disiplinlerini de içermesi gerektiğini düşündüklerinden Fen Fakültesi Dekanı olarak bana geldiklerini ifade ettiler. Aslında Fen ve Tıp bilimlerinde deneyimli hocalar (Üniversite hocaları eskimez deneyimli olurlar!) bu işe merak sararlar biraz da hobi olarak bu dersleri açar ve verirlerdi. İstanbul Üniversitesi tarihine bakarsanız bunu görürsünüz. Bir hayli zamandır ben de bu konuda alaylı değil mektepli kimselerin(!) bu konularda çalışmasının daha kaliteli ve bilimsel yaklaşım olacağını düşünmekteydim. Bu nedenle mutlu oldum ve bu çalışmalar için gerek akademik düzeyde gerekse Üniversite senatosunda yönetimsel düzeyde elimden geleni yapacağımı söyledim ve gerçekten de İstanbul Üniversitesinden ayrılıncaya kadar temel bilim derslerine hoca vererek, istenildiğinde akademik yükseltilmelerde jüri üyeliği yaparak ve ders programları ve içerikleri için önerilerde bulunarak katkı vermeye  çalıştım.

O küçük kız şu anda Profesör olarak bölümü yönetiyor ve Ekmeleddin Hoca ile birlikte bulunduğumuz jürilerde akademik yükseltmelerini alan gençlerden bir kısmı Profesör bazıları ise Doçent olarak öğretim üyeliklerine devam ediyorlar.

Bu Bölümün kurulmasında benim önemli kazançlarımdan biri; gerek bireysel gerekse akademik nezaketi üst düzeyde, uluslararası bilimsel ortamda son derecede saygın, ailevi ve her türlü ahlaksal yapısı bakımından son derecede düzgün bir bilim insanını tanımak olmuştur.

Hoca'yı tanımayanların, ya da tek gözü ile bakanların söylediklerini duyunca gerçekten üzüldüm. Devlet bürokrasisine ve diplomasiye son derece vakıf olduğunu bilmekteyim. Çoğumuzun aile büyükleri gibi, ve ancak o kadar, "Mütedeyyin" bir insan olduğunu da bu konularda hiç konuşmadığımız halde biliyorum. Tam bir "Bilgili ve Akıllı" Atatürk milliyetçisidir.”

Bunları okuduktan sonra sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’na başarılar diliyorum.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazeteekspres.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.