Hava Durumu

Türkiye Muhafazakârlaşıyor mu?-II-

Yazının Giriş Tarihi: 09.10.2014 16:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.10.2014 16:36

3) Haklara sahip çıkma alanında son altı yılda kayda değer bir iyileşme görülmüyor.

 

a) Kişilerin kendi haklarına ve başkalarının haklarına sahip çıkmaktaki duyarlılıklarında son altı yılda bir artış kaydedilmemiş. Nitekim bazı istisnalar hariç, temel haklar ve ikincil haklar devlet tarafından asla kısıtlanmamalıdır diyenlerin oranında da, gerektiğinde kısıtlanabilir diyenlerin oranında da, altı yıl öncesine göre kayda değer bir değişim meydana gelmemiş.

b) Haklar alanında göze çarpan tek ilerleme, siyasi haklara sahip çıkma eğiliminde bir miktar artışın meydana gelmiş olmasıdır. Nitekim altı yıl öncesiyle kıyaslandığında, "dernekleşme ve sendikalaşma hakkı" ile "toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı"nın devlet tarafından asla kısıtlanmaması gereken haklar olduğunu düşünenlerin oranı biraz yükselmiş.

c) Eşcinselliğin ve heteroseksüellik dışı cinsel yönelimlerin toplumda en az kabul gören hak olması durumunda son altı yılda hiç oynama olmamış. Kamuoyunda zaten yaygın olan homofobi aynen devam etmiş.

 

4) Kadının toplumsal konumuna ilişkin tutumlarda pozitif bir değişim olurken, ailedeki konumuna ilişkin tutumlarda bir değişim görülmüyor.

 

a) İster başı örtülü, ister başı açık olsun, tüm kadınların toplumda kadın oldukları için ezildikleri yönündeki tutumda bir artış olmuş.

b) Başörtülü kadınların da erkeklerle hayatın her alanında eşit olduklarına ilişkin tutumda bir artış meydana gelmiş.

c) Açık giyinen, çalışan, boşanmış, tek başına yaşayan, nikâhsız beraberlik yaşayan kadınlardan duyulan rahatsızlık azalmış.

d) Kürtaj, hiç bir koşula bağlı olmaksızın, cevap verenlerin yarısından fazlası tarafından kabul edilirken, işin içine yoksulluk, tecavüz, sağlık gibi faktörler girdiğinde, bu kabul oranı hızla artmış ve sağlık söz konusu olduğunda yüzde 85'e ulaşmış.

e) Buna karşılık, kadının ailedeki konumu, evdeki rolü, kocası ve çocuklarına karşı yükümlülüklerine ilişkin tutumlarda bir değişiklik olmamış. Altı yıl önce olduğu gibi, bugün de, ideal kadın "eşit, hamarat ve namuslu" bir kadın olarak tanımlanmış.

 

Sonuçlar; muhafazakârlıkta "ılımlılaşma" ve "ana akımlaşma", “bireyleşme” sürecinde artış, ancak “haklara sahip çıkma” ve “kadının ailedeki yeri” ile ilgili olumlu bir değişme olmadığını gösteriyor. 2012 yılından bu yana neoliberalleşme adımlarının hız kazandığı da düşünüldüğünde sonuçların seyrinin benzer yönde olduğu ileri sürülebilir.

 

Bu sonuçlar, neoliberal ekonomik düzeni noktası-virgülüne kadar tam olarak uygulayan AKP iktidarını; “Şeriat, Ilımlı İslam, Ilımlı Şeriat, İslami Rejim, Gizli Ajandalı” gibi tespitlerle değerlendiren ve bu değerlendirmelere göre politika belirleyen sol ve sosyalist partilerin, değerlendirmelerini yeniden gözden geçirmelerini gerektiriyor.  

 

Sol partiler bu değerlendirmeyi yapar mı, sorusuna cevabımın ise olumsuz olduğunu eklemeliyim.

 

Kaynaklar

 

Yılmaz, H. (2012) Türkiye'de Muhafazakârlık: Aile, Cinsellik, Din. İstanbul 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.