Hava Durumu

HAKKI TAVSİYE ETMEK...

Yazının Giriş Tarihi: 20.08.2014 15:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.08.2014 15:23

Gerçek mü'min Allah'ın rızasını kazanmaya sebep olacak işler yapan,amelinde her halukarda rıza-i ilahiyi gözeten ve aynı zamanda başkalarının iyiliğini de isteyen, onlara iyiliği tavsiye eden, kendilerine iyilik için yol gösteren insandır.Hatta kötülükten sakındırmak da sonuç itibariyle bir iyiliktir.Ayet-i kerimede;

"İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun.İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."

(Âl-i İmrân suresi, 3/104)

Yine al-i imran suresinde diğer bir ayeti kerimede;

 "Siz insanlık için meydana çıkmamış en hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alı korsunuz ve Allah'a imanınızda devam edersiniz."

(Âl İmrân suresi 3/110)

Mü'min kimse zorluklara tahammül edip, büyük bir tevekkülle, yapılan kötülüğe iyilikle karşılık vererek, mükâfatını rabbinden bekleyip, her hâlükârda sabırlı olmalıdır. Yanlışı tasvip etmemeli ve o yanlışın düzelmesi için elinden geleni yapmalıdır.

“Sizden biri bir kötülük gördüğünde gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin, yetmezse diliyle düzeltsin, onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.”

(Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd)

Yapılan yanlışlıklarda sessiz kalan kişi dilsiz şeytandır. Bana değmeyen yılan bin yaşasın sözünün zıddıdır. Tepki verilmezse  o yılan elbet sana değecek bin yaşamak değil, belki her yere zehrini saçacak ve yine zararı sana da değmiş olacak. “İyiliği emretmek, kötülüğü engellemek İslâm’ın kesin emriyken, susmak şüphesiz zalimliktir.Bu emri yerine getirirken sadece Allahın  rızasına itibar edip, ne idarecilerden korkmalı  ve ne de etrafından, eş, dost, akraba ve  arkadaşından çekinmelidir. Risaleinurda ustad bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi;

"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün                halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra,

isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.

 

SARHOŞ KOMŞU

İmam-ı Azam Hazretlerinin genç bir komşusu vardı.

Her gece evine içkili gelir, çıkardığı gürültü ile imamı çok rahatsız ederdi. İmam, gençten hiç şikayetçi olmaz, komşusunun haline tahammül ederdi.

Bir gün başkalarının şikayetinden olsa gerek genci hapse attılar. Ertesi gece gencin sesini duymayan Ebu Hanife (r.a.) şaşırdı ve:

- Genç komşumuzun sesleri niçin kulağımıza gelmiyor? diye sordu.

-Efendim, o sarhoşu vali hapse attırdı, dediler.

Ertesi sabah doğruca valinin konağına gitti. Talebeleri, Hocamız her halde valiye teşekkür edecek, diye düşünüyordu. Vali, onu görür görmez ayağa fırladı. Hürmet etti ve:

-Ya imam! Teşriflerinizin sebebini lütfen söyler misiniz? dedi.

O da, komşusu olan gencin serbest bırakılmasını rica etti. Vali:

-Efendim, böyle ehemmiyetsiz bir mesele için iye zahmet ettiniz? Haber gönderseydiniz emriniz derhal yerine getirilirdi, cevabını verdi.

Delikanlı serbest bırakıldı. İmam'la karşılaştıklarında oldukça mahcuptu. Kendisini bizzat çok rahatsız etmişti. Ebu Hanife:

-Bak biz seni unutmuyoruz, sözleriyle iltifat buyurdu. Genç kısa zaman sonra tövbe etti ve İmam'ın talebeleri arasında katıldı.

Onlar, kimseyi itmiyor, kınamıyor, suçlamıyor, belki sadece kendine zulmeden zavallılara acıyor ve yardım etmeye çalışıyorlardı. Başkası ne yaparsa yapsın, onlar kendilerine düşeni yapıyordu.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.