• 15 Mayıs 2019, Çarşamba 14:20
NilAkan

Nil Akan

Bağlı olmama hali

Değerli Okuyucular,
Bugünkü yazımda birkaç ay evvel okuduğum bir kitap ile ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Kitabın ismi Tanrılar Okulu. Yazarı Stefano D’Anna.
Kitaptaki ana karakter başarılı bir Amerikalı yönetici. Büyük firmalarda büyük işlere imza atıyor. Ancak hayatında sürekli patinaj çekiyor. Sağlığında tekrar eden rahatsızlıkları var. Öldürmüyor ama ürkütüyor. Ailesi ile ilişkileri gel-gitli. Onları çok seviyor ama sevginin yetmediği noktada ve beklentiler yön değiştirdiğinde boşanıyor. Firma değiştiriyor. Her işte başarılı olmasına rağmen sonu hüsranla bitiyor.
Tüm bu hazin sonların tek bir sebebi var. Kitabın kahramanının korkuları. Hayatında yaptığı tüm seçimleri korkuları veya egosu üzerine kurguluyor. “Bu işi seviyorum ama parası az. Ya ileride parasız kalırsam? En iyisi daha çok para veren öbür işe geçeyim.” Yaptığı işler devasa, ancak yetmiyor. Ya bu iş bana yarın yetmezse korkusuyla, ya da şimdiki işim sağlam, mütevazi bir kazancım var ama ömür boyu iş garantisi taahhüt ediyor diyerek sevdiği ve kalbinin tutkuyla istediği işleri geri çeviriyor. Böyle böyle potansiyelini hayata geçiremeyerek ve birkaç kez boşanıp evlenerek hayatı endişe içinde ve patinajlar çekerek geçip gidiyor.
Ana karakteri yönlendiren, simyacı tadında bir diğer ana karakter var. Bu karakter kitabın kahramanına sürekli potansiyelini açığa çıkarabilmesi için yollar gösteriyor, fener oluyor. Kitapta beni vuran, simyacının ana öğretisi olan “non-attachment” oldu. Yani “herhangi birşeye bağlı olmama hali”. Simyacının ana karaktere salık verdiği şey şu:
“Hayatında seçimlerini isteklerin doğrultusunda yaparsan ve maddiyata ve dünyevi metalara bağlılığını ne kadar ortadan kaldırırsan bolluk ve bereket sana o kadar hızlı gelir. Yani egon ve “lazım”larla seçtiğin şeyleri çıkart hayatından. Vücuduna da iyi bak. Ne kadar ihtiyacı varsa o kadar yiyecek ver. Fazlası zarar.”
Uzaktan kulağa hoş gelen ancak derinlemesine düşünüp manasını anlayınca ürküten bir öneri.
Bağlı olmama hali nasıl birşey biliyor musunuz? Günlük alışkanlıklarınızı değiştirme hali. Örneğin günde 3 öğün mü yemek yiyorsunuz? 2 veya 1 öğüne indirin ve saatlerini değiştirin. Hatta birkaç gün yememeyi deneyin, bakalım vücudunuz size ne anlatacak. Veya arabanızı satın ve gideceğiniz her yere yürüyerek gidin. Mesleğiniz sizi sıkıyor mu? Değiştirin. Zevkle yapacağınız başka bir meslek edinin. Gardrobunuzda sadece ihtiyacınız kadar kıyafet olsun. Gerisini ihtiyacı olanlarla paylaşın. Bağlı olmama hali, size hizmet etmeyen alışkanlıklarınızla vedalaşma hali.
Bir düşünün bakalım. Size hizmet etmeyen neyi bırakmaya hazırsınız?
Sağlıcakla,
“Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.” Anonim

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


bilge gürkan bilge gürkan 16.05.2019 13:39

Etkilendim. Düşüneceğim.

yukarı çık