Hava Durumu

ÖĞRETMENLİĞİM 1

Yazının Giriş Tarihi: 09.10.2018 00:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.10.2018 00:41

            Benim öğretmenliğim, sınıfta kalmazdı; sözün özü sınıfla sınırlı değildi. Çünkü öğrencilerimi, kendi çocuklarım gibi görür, her yönüyle onları takip ederdim.

            O günlerde hemen hemen bütün öğretmenler böyleydi.

            Bu davranışımın, faydalarını gördüğüm gibi zararlarıyla da karşılaştım.

            ***

            İnsan boş oturup, bir şeylerle uğraşmazsa, eskiler, sinema şeridi gibi gözünün önünden geçiveriyor. Tatilde olmak 36 kısım, tekmili birden filmlerle baş başa kalmak gibi bir şey…

            Şimdi beyaz perdeyi aralayalım…

            ***

            1958 yılında ücretli olarak, 1965 yılında kadrolu olarak başlayan öğretmenliğim 07.01.1987 yılında son bulmuş gibi görünse de ben devamını istedim; çünkü öğretim ve eğitimin, yalnız sınıfta verilmeyeceğine inanmıştım..

            Lütfen aşağıda seyrettiğim filmleri, bir övünç vesilesi saymayınız. İçimden nasıl geldiyse, seyrettiğim filmleri öylece sizlere sunuyorum. Filmlerde ki olaylarla ilgili isimleri yazmayacağım; bende mahfuzdur.

            ***

            Bir gün bir öğrencim, “Hocan, falanca öğretmen kanaat notu 5 vereceğine bana 4 vermiş” demişti. Araştırdım. O günlerde yönetmelik, eğer öğrenci ödevini vermişse, yazılı ve sözlü notlarının ortalamasının, bir not fazlası karne notu olarak verilmesine amirdi.

            Müdüre gittim, olayı izah ettim. Müdür, öğretmenin not cetvellerini verdiğini, bir şey yapamayacağını söylediğinde, karşı çıktım. Ortada bir hata olursa, o hatanın düzeltilmesinin gerektiğini anlatınca müdür, not cetvelini çıkardı, bakınca, yanlışlığı gördü ve öğretmeni çağırtarak 4’ü 5 yaptırdı.

            ***

            Yeğenim Halk Bankasında çalışıyordu. Ziyaretine gitmiştim. Odasında otururken, bir el sırtıma dokununca dönüp baktığımda bir öğrencimi gördüm. Elimden tutup odasına götürdü beni. Bankanın müdürüymüş.

            Şuradan, buradan konuşurken bana şöyle dedi: “Hocam köyden gelmiştim. Hava çok soğuktu; üşüdüğümü görünce, okul bitimi beni alıp götürdünüz. Bana kaban falan aldınız. “Arkadaşların kim aldı derse, babam geldi o aldı dersin” demiştiniz.

            Hatırlayamamıştım.

            ***

            Mezun olan iki öğrencim geldi. Taksitle buzdolabı alacaklarını, satıcının kefil istediğini, söylediler. Kefil oldum. Bu öğrencilerimden biri, Güneydoğu Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nde çalışmıştı.

            Bu iki öğrenci, buzdolabını, meğer taksitli alıp, peşin satmışlar. Tabi parayı da bir güzel yemişler. Anlayacağınız beni dolandırmışlar.

            Taksitleri ben ödemiştim.

                                                                    Orhan YALKIN

Devam edecek

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.