Hava Durumu

ÖĞRETMENLİĞİM 7

Yazının Giriş Tarihi: 19.10.2018 00:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.10.2018 00:37

-Aydın Kişi-

Toplum olarak ağızda çürümüş bir diş gibi sancıyan, acı veren düşünceleri henüz kaldırıp atamamışız. Ufkumuz dar, faydayı hep ilk anda görebildiğimizde buluyoruz. Bu anlamda dar görüşlüyüz. Bulunduğumuz yerden bir adım ötesi aydınlıksa, iki adım ötesi göremeyeceğimiz kadar karanlıktır. Aydınlarda ise öyle bir göz vardır ki gözün görebileceği kadar ileriyi görür. Görebildiği için de hep önde gider. Bu onların görevidir, aydın olup olmamaları da bu görevi yapıp yapmamalarına bağlıdır.

Her öğretmen aydın değildir. Belki dersini çok iyi bilir, ama bu onun aydın olduğunu değil, bilgili olduğunu gösterir. Öğrencilere öğretilen bilgiler (fizik, matematik, coğrafya) çok iyi öğretilse de yarın bunlar hayatın acımasız gücü karşısında direnç gösteremez, zayıf kalır. Bunu bilginin gücünü yadsıdığım anlamında söylemiyorum. Elbette öğretilenler kişilere gelecekte çeşitli alanlarda faydalar sağlayacaktır. Ama gelecekte başarının temellerini oluşturacak olan bunlar değil, aydın öğretmenin dersin yanında bahsettiği yaşam bilgileridir.

En çok sizin bu yönünüz bende büyük bir ilgi uyandırdı. İsterdim ki hiç zil çalmasın sürekli sizi dinleyeyim. Anlatımınız sade ve herkesin anlayabileceği bir dilleydi. Kullandığınız lisanı ustaca konuşuyor, zaman zaman yöresel dil ile konuşmanız anlatımınıza orijinal bir hava getiriyordu.

Kişilerin sorumluluğunu bilmeleri gerektiği konusundaki ısrarlı tavrınız, anlattığınız gerçek yaşam örnekleri unutulacak gibi değil.

Hakkı olanla olmayanı çok iyi ayırıyor, gerekeni söylemekten çekinmiyorsunuz. O şeyi siz bile hak etmediyseniz bunu defalarca vurgulamaktan çekinmiyorsunuz...

Değerli hocam uzun süre ara verdiğim okula tekrar girebildiğime -büyük bir çaba sarf ederek- kadar da sizi tanıdığıma seviniyorum. Bu yazıyı -bendeki örneğini- yaşadıkça hep saklayacağım, her okuyuşumda XI-C ve sizi hatırlayacağım.

Hatırlamak ve hatırlanmak insana bazen tüm değerlerden daha üstün ve sevindirici gelir. Kendimi zaman zaman kuyunun dibindeki bir taş gibi yapayalnız bulacağım günler geliyor aklıma. Düşünüyorum. Hayalimde yarattığım o karanlıklar içindeki yalnızlığımdan yine ben ürperiyorum. İşte o anlarda alıp bu yazıyı okurum diyorum, seviniyorum. Bunu düşünmek bile alıp çıkarıyor beni o hayalimdeki karanlıklar içindeki kuyunun dibinden. Yoğun bir kalabalığa giriyorum, caddelerde, sokaklarda dolaşıyorum, dünyanın neresinde hangi ülke olduğunu bilmediğim yerlerde gerekli olanla gereksiz olanı düşünüyorum kadınların kızların kaşlarına baktıkça...

Bir bahçıvan görüyorum güneşin altında kan ter döküyor, soğukta donuyor, tutmuyor elleri, ilikleri donuyor. Yağmurda ıslanıyor son ipliğine kadar. Ama çalışıyor, durmuyor bir an, azimlidir bahçıvan. Tohumlar saçıyor, meyveler topluyor, çalışkandır bahçıvan. Yetiştirip de sattığı ürünlerini unutmuyor -kuru bir dal da olsa- bunlar benim güllerim diyebiliyor, kadirşinastır bahçıvan. Tıpkı “Orhan Hoca” gibi.

Öyle karamsar oldum ki bugün sanki bir daha dönmemek üzere bir yolculuğa çıkacak gibiyim. Yuvasından ayrılacak bir kuş gibi çarpıyor kalbim. Okulun son günleri... Sanki diyorum gerçekte de öyle değil mi ki. Belki üçümüz-beşimiz bir araya geliriz ama “Orhan Hoca” geliyor denildiği zamanki gibi yüreklerimiz hoplayarak yerlerimize koştuğumuz günlere bir daha dönemeyiz.

Bu duygular beni alıp otuz-kırk yıl ileriye götürüyor. Bu yazıyı arıyorum kitapların arasında. Bulup okuyorum bir çırpıda. Bir dosta kavuşmuş gibi seviniyorum. O zaman elli-altmış yaşlarında olacağımı düşünüyorum. Dişlerim dökülmüş, saçlarım ağarmış, gözümde kalın camlı bir gözlük, bir ayağım çukurda... Siz ise hep hayatı sevecek, “Ölmeden yaşlılığı kabul etmeyecek” yaşamla iç içe, dışarıda bir yaprak kıpırdasa haberiniz olacak, hep zamanında geleceksiniz derslere, elinizde o içinde ne ararsanız bulunan çantanız olacak, gencecik bir fidan gibi kalacaksınız, bir gül gibi her yıl yeniden açacaksınız eğitim bahçesinde ve gönlümde...

02 Haziran 1983

Gaziantep Ticaret Lisesi 1982-1983 Yılı

XI-C Sınıfı Öğrencilerinden

ENVER ÇAPAT”

***

Benim öğretmenliğim, sınıfta kalmazdı.

***

Yazlıkta otururken, izleyebildiğim filmler, şimdilik bu kadar.

Yeni filmler olursa, yine sizlerle paylaşacağım.

Şen ve esen kalınız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.