Hava Durumu

Olgunlaşmak...

Yazının Giriş Tarihi: 11.10.2018 00:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.10.2018 00:36

Artık eskisi gibi her haftasonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum.  Beni yor...an ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski  dostlukların da özetini çıkarmaya başladım.

İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz  insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık, inanmadan konuşmak  istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği  yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi  deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve  yeterli yaş faktörü artık bende de var.Ben demiştim sendromunda  olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini  sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya  geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem  veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak  bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi  sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler  kalıyor..

Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar  gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da  ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Boş  geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama çokta  yorulmaktan kendimi çokta hırpalamaktan yana değilim. Gerektiğinde hayır  demeyi öğrendim ve bu kelime başta karşındakine kırıcı gelse de senin  için hayat kurtarıcı olabiliyor.Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı  geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi  paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor.

Aileme, eşime ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi  ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece  iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor.Bana  çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi  sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama  yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey  öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçakgönüllülükle gülüyorum  içimden sadece.Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar  dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım.

Önce kendine güzel görünmelisin, kokoz da deseler kendi zevkime göre  giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına popomun  sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini  de kullanabilirim. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride  kaldı .Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden  bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı  lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim  belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.Sonra Sezen’in  şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun.

İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma  olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş  doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın  bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu  yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek.İnanın bana  hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi  dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek  çok işe yarıyor.

Bir gün hepinizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum.

Can Dündar

///

H

SİZDEN SONRA

 

önümüzde sonsuzluğu toprağın

taşları ve dikenleri ve gökyüzünü iterek

girdiğimiz düşünceden bir gölge kalıyor geride

simsiyah saçlarını rüzgâra vermiş uzun koşucu

tetiği düşmeye hazır bir yüreği dayıyor

kısacık ömrüne dolan güz güneşine

yağmur yağıyor bütün zamanlarına dünyanın

 

bir taş kemerin altından geçiyor koşarak

kemer bir gökkuşağıdır/yedi rengin kilimini taşıyan

otlar rüzgârın ellerindeki beşikte

toprak güneşe teslim olmuş

günler bir kurşun gibi fırlıyor yatağından

 

ölüm ve yaşam kıskacında

sevgi ve korkusuzluk damlıyor genç adamın yüzünden

uzaktan turaçlar geçiyor/çoban ateşleri yansıyor ufkun alnına

suyun sesi kanıyor ağıtları anlatan mektuplarda

uykuyu unutmuş iki göz dalıyor şafağa

ölümün kıyısında bir çığlık: gençliğimiz kalıyor afişte.

 

Ahmet ÖZER

 

///

Gülümse

İnşallah benim hatun!

Bir gece hoca karısı ile konuşurken şöyle demiş:

-Yarın hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa tarlaya gideceğim. Karısı çıkışmış:

-Efendi inşallah de! Hoca hiddetlenmiş:

-Niçin inşallah diyeyim hatun? İki işten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!

Ertesi gün hava yağmurlu olduğu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çıkmış, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmiş. Atın üzerindeki sipahi seslenmiş Hocaya:

-Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir? Hoca da ilgisiz bir tavırla cevap vermiş:

-Bilmem. Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hocayı bırakmamış ve kamçıyla birkaç defa şiddetle vurduktan sonra bağırmış:

///

Kulağına küpe olsun

"Cahillerle tartışmaya girmeyin; ben hiç yenemedim."

Gazali

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.