Hava Durumu

Özgür'ce...

Yazının Giriş Tarihi: 24.08.2014 15:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.08.2014 15:34

Düşün

BAŞARININ SIRRI

 

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli...

 Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi:'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti.

 Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi.

Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor.Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.

**

Hisset

EVRENİ SEVMEK Kİ...

Aç mısın kardeşim, gel olanı bölüşelim,

Ama şiirlerimle seni doyuramam ki;

Ta, yıldızlara değin uzansa bile elim,

Daha ötelerine, daha...buyuramam ki.

 

İnsanı insan diye sevmişim, hep severim;

Ve onu tanrılara karşı bile överim.

Ben bütün bir evreni sevmişim; alın terim

Var evrende; öz, üvey diye ayıramam ki.

 

Güzellikleri alır satarım, gelişim bu.

Güzel tellalıyım ben; alan var mı? neşem bu.

Güzel'le yüceltirim insanlığı, işim bu,

Çirkini, kabayı ve hamı kayıramam ki.

 

İnsanoğulluğunu kulluk diye almışın!

Düşüncenin orakla biçilmesine karşın

Bir geleceğin dulda düşlerine dalmışın;

Bu derin aldanıdan seni uyaramam ki.

Kim zafere erecek? Zafer ne? Bir akşamda

Güneşi bağlamaksa geceye karşı, ya da

Haykırmaksa, gür... varım, bir güldür açan, ama

Kini bir hançer gibi kından sıyıramam ki.

 

Hep Tanrı mı gerek, ey tapınağı dünyanın,

Özgürlükler üstünde?... Bir yüce aramanın

Yıldızsal kulesinden sesleniyorum: kalkın!

Duyuramam ki ama beni, duyuramam ki...

 

 

                Ahmet Muhip DRANAS

**

Gülümse

Çok Kolay           

Ünlü bir bilim adamı özel otomobiliyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunur:

-Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin, bu konferansı sizin yerinize ben vereyim.

Bilim adamı öneriyi kabul eder. Şoför, arka koltuğa geçer. Bilim adamı, şoförün şapkasını giyip öne oturur. Konferansın verileceği salona varırlar. Şoför, kürsüye çıkar, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapar ve sorar:

-Sorusu olan var mı?

Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri oldukça zor bir soru sorar.. Şoför hiç tereddüt etmeden şöyle der:

-Çok kolay bir soru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın...

**

Kulağına küpe olsun

"Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır.."

W. Golding

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.