1999 Depreminin düşündürdükleri

 

Deprem, yanardağ patlaması, sel, orman yangınına doğal afet gözü ile bakıp, sadece bakmakla kalırsanız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki felaketlerdeki can ve mal kayıplarına da öylece bakmayla kalacağınız anlamı çıkar.

Depremin değil binanın, selin değil kontrolsüz başıboş suyun, yanardağ patlamasında akan volkan lavının, orman yangınında Ormanın kendisini yakmayıp %99'unun insan kaynaklı olduğu gerçeği ile kontrolsüzlük ve ihmaller zincirini oluşturursanız buna bir de Rant kaygısı, irade eksikliği, bilimden uzaklaşmayı eklerseniz ne günahı var Doğa Olayının?

Büyük Yol Gösterici Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün dediği gibi; Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur. 

Sorumlu Kurum ve Kuruluşların, "mış" gibi yapmadan gerçeklerle yüzleşip, önlemlerle üstüne düşeni yapması, kurallardan ödün vermemesi, halkın uyarılması ve eğitilmesi görevini Rant kaygısı olmadan yerine getirmesi gerekir. Ülkemiz, %98'i deprem kuşağında olup yaşadığı depremlerde, % 28 civarında azda olsa orman varlığını, Küresel iklim değişikliğinin, bilinçsizce kirletilen, tüketilen su varlığını korumamanın acı bedelini malı ile canı ile ödüyor.

Doğa olaylarının ne zaman yaşanacağını kesin olarak öngörmek olası değil. Ancak, yaşanmadan önce önlem almak mümkün. Binayı her zeminde maliyeti düşünmeden yapma olasılığı bulunmakta, ancak koşul, mühendislik disiplinleri çerçevesinde yapmak kaydı ve kontrolü ile.  Getirip de doğal dere yatağına kurumuş dere diye bina yaparsan,  doğal dere yatağına yandaşa çıkar sağlama amacı ve akılsızlığı ile  baraj yaparsan felaket kaçınılmaz olur. Sonra da 100 yıldır yağmayan yağmuru bahane edersin. Allah mı suçlu, verdiği aklı kullanmayan insan mı?

Her ne sebeple olursa olsun... Yüzbinlerce Ağacın, bitkinin, canlının yaşam alanında çıkan yangını söndürecek yeterli donanıma sahip uçak, helikopter olacağına, itibardan tasarruf edilmez diye çar çur edilen devlet kaynaklarını harcayandan bunun hesabı sorulmalı. Hepimizin suçlu olduğu,  demokratik bir yapı içinde hesabı birilerinin vermesi gerekir.

Ha..derseniz ki demokrasi nerede? Ona da aklımızı kullanıp sahip çıkma vakti geliyor...