2025 SAĞLIK MODÜLÜ VERİLERİ

2025 yılına ait bulgular, sağlık harcamalarının toplumun büyük bir kısmı için belirli düzeyde mali baskı oluşturduğunu gösteriyor.

Özellikle muayene, tedavi, diş sağlığı ve ilaç giderleri
hane bütçelerinde önemli bir yer tutuyor.
Sağlık Harcamalarının Hanelere Getirdiği Yük
Araştırma sonuçlarına göre:
 Hanelerin %6,1’i doktor muayene ve tedavi harcamalarının kendilerine çok yük
getirdiğini belirtti.
 %50,2’si bu harcamaların biraz yük oluşturduğunu,
 %40,9’u ise herhangi bir yük oluşturmadığını ifade etti.
Diş sağlığı harcamalarında ise tablo biraz farklı:
 Hanelerin %5,3’ü diş muayene ve tedavisinin çok yük getirdiğini,
 %37,2’si biraz yük getirdiğini,
 %28,9’u ise yük oluşturmadığını belirtti.
İlaç harcamaları açısından bakıldığında:
 Hanelerin %5,0’ı ilaç giderlerinin çok yük oluşturduğunu,
 %50,9’u biraz yük oluşturduğunu,
 %44,0’ı ise yük getirmediğini söyledi.
Bu sonuçlar, özellikle düzenli kullanılan ilaçların hane bütçesinde belirgin bir paya sahip
olduğunu gösteriyor. Ayrıca diş sağlığı harcamalarının birçok hanede ertelenebildiği veya
yapılmadığı da verilerde dikkat çeken bir unsur.
Son 12 aylık döneme bakıldığında ise:
 Hanelerin %2,7’si muayene veya tedavi harcaması yapmadı,
 %28,6’sı diş muayenesi veya tedavisi yaptırmadı,
 %0,1’i ise ilaç harcaması yapmadı.
Bu veriler, diş sağlığı hizmetlerinin diğer sağlık harcamalarına göre daha fazla ertelenen veya
ihmal edilen bir alan olduğunu ortaya koyuyor.
Gelir Gruplarına Göre Sağlık Harcamaları
Araştırmanın en önemli bulgularından biri de gelir grupları arasındaki farklılıklar oldu.
Özellikle diş sağlığı hizmetlerinde gelir seviyesi yükseldikçe harcama yapmama oranının
azaldığı görülüyor.

Diş muayene ve tedavisi için harcama yapmayanların oranı:
 En düşük %20’lik gelir grubunda %45,4
 İkinci %20’lik gelir grubunda %36,5
 Üçüncü %20’lik gelir grubunda %32,0
 Dördüncü %20’lik gelir grubunda %28,1
 En yüksek %20’lik gelir grubunda %25,5
Bu durum, düşük gelirli hanelerde diş sağlığı hizmetlerine erişimin veya harcama
kapasitesinin sınırlı olabileceğini düşündürüyor.
Sağlık harcamalarının yükü açısından bakıldığında da benzer bir tablo var:
En düşük gelir grubundaki hanelerde:
 %62,9’u doktor muayene ve tedavilerinin yük getirdiğini,
 %37,6’sı diş tedavilerinin yük getirdiğini,
 %65,5’i ise ilaç harcamalarının yük oluşturduğunu ifade etti.
Buna karşılık en yüksek gelir grubunda:
 Hanelerin %53,0’ı doktor harcamalarının yük getirmediğini,
 %38,0’ı diş harcamalarının yük getirmediğini,
 %59,5’i ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti.
Bu sonuçlar, sağlık harcamalarının toplumun düşük gelirli kesimleri için daha belirgin bir
ekonomik baskı yarattığını ortaya koyuyor.
Çalışma Hayatında Fiziksel Aktivite Yoğunluğu
Araştırma yalnızca sağlık harcamalarını değil, aynı zamanda çalışan bireylerin iş yaşamındaki
fiziksel aktivite düzeylerini de inceliyor.
15 yaş ve üzeri çalışan bireyler arasında:
 %29,4’ü çoğunlukla oturarak,
 %45,5’i ayakta durarak,
 %18,7’si yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktivite yaparak,
 %6,4’ü ağır iş veya yoğun fiziksel aktivite yaparak çalışıyor.
Bu dağılım, Türkiye’de çalışma hayatının büyük ölçüde orta düzey fiziksel hareket içeren
işlerden oluştuğunu gösteriyor.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski açısından bakıldığında ise önemli farklar ortaya çıkıyor:
 Risk altında olmayanların %31,7’si oturarak çalışanlar.
 Risk altında olanlarda bu oran %17,2.
Buna karşılık ağır işlerde çalışanların oranı risk altındaki grupta daha yüksek:
 Yoksulluk riski altında olanlarda %11,2.
Bu tablo, düşük gelirli veya sosyal risk altındaki bireylerin daha fiziksel olarak zorlayıcı işlerde
çalıştığını ortaya koyuyor.
Fiziksel Aktivite ve Boş Zaman Alışkanlıkları
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de bireylerin boş zamanlarında fiziksel
aktiviteye ayırdığı zaman oldu.
Verilere göre:
 %63,3’ü fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine hiç zaman ayırmıyor.
 %11,6’sı günde bir kez,
 %5,6’sı haftada 4–6 kez,
 %11,5’i haftada 1–3 kez aktivite yapıyor.
Bu sonuçlar, Türkiye’de fiziksel aktivite alışkanlıklarının oldukça sınırlı olduğunu ve toplum
sağlığı açısından geliştirilmesi gereken bir alan olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre bu
durum uzun vadede kronik hastalık risklerini artırabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Günlük Yaşam Faaliyetlerinde Zorlanma Durumu
Araştırma kapsamında bireylerin günlük yaşam aktivitelerinde zorlanma durumları da
incelendi.
15 yaş ve üzerindeki bireylerin büyük çoğunluğu temel faaliyetlerde sorun yaşamadığını ifade
etti:
 %96,9’u iletişimde zorlanmıyor
 %95,8’i öz bakımda zorlanmıyor
 %90,0’ı işitmede sorun yaşamıyor
 %85,2’si hatırlamada zorlanmıyor
 %80,5’i görmede sorun yaşamıyor
 %79,7’si yürürken sorun yaşamıyor
Ancak en çok zorlanılan alanlar şöyle sıralandı:

1. Görme – %17,3
2. Yürüme – %15,2
3. Hatırlama – %12,6
Buna karşın tamamen yapamama oranları oldukça düşük kaldı. Örneğin:
 Öz bakım faaliyetlerini yapamayanların oranı %0,5,
 Yürüyemeyenlerin oranı %0,4,
 Hatırlama veya iletişim kuramayanların oranı ise %0,2 seviyesinde ölçüldü.
Genel Değerlendirme
2025 Sağlık Modülü sonuçları, Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimin genel olarak yaygın
olduğunu ancak gelir düzeyi ile sağlık harcamalarının etkisi arasında güçlü bir ilişki
bulunduğunu ortaya koyuyor. Özellikle diş sağlığı hizmetlerinde düşük gelir gruplarının
harcamaları ertelemesi, sağlık politikaları açısından dikkat edilmesi gereken bir alan olarak
öne çıkıyor.
Aynı zamanda veriler, toplumda fiziksel aktivite eksikliğinin oldukça yüksek olduğunu ve
bunun uzun vadede halk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturabileceğini gösteriyor.
Çalışma hayatındaki fiziksel yükün gelir düzeyiyle bağlantılı olması da sosyal politika ve iş
sağlığı açısından önemli bir bulgu olarak değerlendiriliyor.
Kısacası bu modül, sağlık politikalarının yalnızca sağlık sistemiyle değil; gelir dağılımı, çalışma
koşulları ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini güçlü biçimde ortaya
koyuyor.