2025 yılı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) açısından yalnızca bir takvim yılı değil; aynı zamanda para politikasında yeniden güven inşası, enflasyonla kararlı mücadele ve makroekonomik dengelenme hedeflerinin somut sonuçlarının görülmeye başlandığı kritik bir dönem olarak öne çıktı. 2023 ortasından itibaren benimsenen Ortodoks para politikası yaklaşımı, 2024’te sert faiz artışlarıyla pekiştirilmiş; 2025’e gelindiğinde ise bu sıkı duruşun korunması, sadeleştirilmesi ve etkilerinin kalıcı hâle getirilmesi ana eksen haline gelmiştir.
TCMB, 2025 boyunca para politikasını şekillendirirken yalnızca enflasyon rakamlarına değil; beklentilere, finansal istikrara ve reel sektör üzerindeki gecikmeli etkilere de odaklanan çok boyutlu bir yaklaşım izlemiştir.
Faiz Politikası: Sıkı Duruşun Tahkimi
2025 yılında TCMB’nin para politikasının merkezinde, politika faizinin yüksek seviyelerde korunması yer aldı. 2024’ün ikinci yarısında ulaşılan sıkı parasal duruş, 2025’te “erken gevşeme” risklerinden özellikle kaçınılarak sürdürülmüştür. Bu tercih, geçmiş yıllarda yaşanan ani yön değişikliklerinin yarattığı güven kaybının telafi edilmesi açısından kritik öneme sahipti.
Merkez Bankası, faiz kararlarını alırken aylık enflasyon gerçekleşmelerinin yanı sıra, çekirdek enflasyon eğilimleri, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentileri gibi göstergelere daha fazla ağırlık vermiştir. Özellikle hizmet fiyatlarındaki katılık ve kira kalemlerindeki gecikmeli etkiler, politika faizinin uzun süre yüksek kalmasının temel gerekçeleri arasında gösterilmiştir.
Bu çerçevede TCMB, 2025 boyunca “enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı duruşun korunacağı” mesajını net biçimde vermiş; iletişim dilinde belirsizlikten kaçınarak öngörülebilirliği artırmayı amaçlamıştır.
Enflasyonla Mücadele: Beklentilerin Çapalanması
2025’te para politikasının temel hedefi, yalnızca enflasyonu düşürmek değil; enflasyon beklentilerini kalıcı biçimde aşağı çekmek olmuştur. TCMB, önceki yıllarda yaşanan beklenti bozulmasının fiyatlama davranışlarını olumsuz etkilediğini kabul ederek, bu alana özel önem vermiştir.
Sıkı para politikasının yanı sıra, parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi de öncelikli başlıklardan biri olmuştur. Bankacılık sisteminde kredi faizlerinin politika faiziyle daha uyumlu hâle gelmesi, seçici kredi politikalarıyla desteklenmiş; tüketici kredileri ve kredi kartlarında sıkılaşma korunurken, ihracat ve yatırım odaklı alanlarda görece dengeli bir yaklaşım benimsenmiştir.
TCMB’nin değerlendirmelerine göre, 2025’in ikinci yarısından itibaren talep koşullarındaki yavaşlama ve iç tüketimdeki dengelenme, dezenflasyon sürecine destek vermeye başlamıştır. Ancak Merkez Bankası, bu iyileşmenin kırılgan olduğuna dikkat çekerek politika duruşunu gevşetmekte temkinli davranmıştır.
Likidite Yönetimi ve Sadeleşme Adımları
2025 yılı, para politikasında teknik sadeleşmenin de hız kazandığı bir dönem olmuştur. Önceki yıllarda uygulanan karmaşık makro ihtiyati düzenlemelerin büyük bölümü sadeleştirilmiş; politika faizi, parasal duruşun ana aracı haline getirilmiştir.
TCMB, likidite yönetiminde piyasa mekanizmasını önceleyen bir yaklaşım benimseyerek açık piyasa işlemlerini daha etkin kullanmış; gecelik faizlerin politika faizi etrafında istikrarlı seyretmesini sağlamaya çalışmıştır. Bu durum, para politikasının öngörülebilirliğini artırırken, finansal piyasalarda da fiyatlama davranışlarının daha rasyonel zemine oturmasına katkı sağlamıştır.
Finansal İstikrar ve Döviz Politikası
2025 yılında TCMB’nin öncelikleri arasında finansal istikrarın korunması da önemli bir yer tutmuştur. Döviz piyasasında geçmiş dönemlerde görülen ani dalgalanmaların önüne geçmek amacıyla, rezerv birikimi ve risk yönetimi öne çıkarılmıştır.
Merkez Bankası, döviz kurlarına doğrudan bir hedef belirlemekten kaçınmış; ancak aşırı oynaklık durumlarında piyasaya dengeleyici müdahalelerde bulunabileceği mesajını vermiştir. Rezervlerin güçlendirilmesi, uluslararası yatırımcı algısının iyileşmesi ve CDS primlerindeki düşüş, 2025’te para politikasının dolaylı kazanımları arasında yer almıştır.
Reel Sektör Üzerindeki Etkiler
Sıkı para politikası, 2025 boyunca reel sektör açısından önemli bir maliyet unsuru olmaya devam etmiştir. Yüksek faiz ortamı, özellikle KOBİ’ler ve iç pazara dönük firmalar üzerinde baskı yaratırken; TCMB, bu etkinin geçici olduğunu ve fiyat istikrarı sağlanmadan sürdürülebilir büyümenin mümkün olmadığını vurgulamıştır.
Para politikasının temel mesajı nettir: kısa vadeli büyüme kayıpları, orta ve uzun vadede kazanılacak istikrarın bedeli olarak görülmektedir. Bu yaklaşım, ekonomi yönetiminin genel çerçevesiyle de uyumlu bir görünüm sergilemiştir.
2025’in Genel Değerlendirmesi
2025 yılı, TCMB para politikaları açısından bir “sabır ve kararlılık” yılı olarak kayda geçmiştir. Merkez Bankası, geçmişte sıkça eleştirilen politika zikzaklarından uzak durarak, tutarlı ve öngörülebilir bir çizgi izlemeye çalışmıştır.
Enflasyonla mücadelede henüz hedeflere tam olarak ulaşılamamış olsa da beklentilerdeki kısmi iyileşme, finansal piyasalardaki normalleşme ve para politikasının yeniden ana politika aracı hâline gelmesi, 2025’in en önemli kazanımları arasında yer almıştır.
Sonuç olarak 2025, TCMB için “kolay bir yıl” olmamış; ancak doğru zeminde ilerlenen, kurumsal kredibilitenin yeniden inşa edilmeye çalışıldığı ve para politikasının yeniden ciddiyet kazandığı bir dönem olarak ekonomi tarihindeki yerini almıştır. Önümüzdeki yılların başarısı ise, bu sıkı duruşun ne kadar sürdürülebileceği ve maliye politikasıyla ne ölçüde destekleneceğiyle doğrudan ilişkili olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar