2026 OCAK AYI EKONOMİ TAKVİMİ

Yeni bir yıl, ekonomi cephesinde her zaman “yeniden ayar” anlamına gelir. 2026 yılına girerken de gerek Türkiye’de gerekse küresel ölçekte ekonomik aktörlerin gözü kulağı ocak ayı takviminde yer alan verilerde ve politika mesajlarında olacak. Yılın ilk ayı, bir önceki yılın bilançosunu ortaya koyması kadar, yeni yılın yönünü tayin etmesi açısından da kritik önemdedir. Enflasyondan büyümeye, dış ticaretten istihdama, merkez bankalarının duruşundan küresel risk iştahına kadar pek çok başlık, 2026 Ocak ayı boyunca piyasalara yön verecek.

Enflasyon ve fiyatlama davranışları ilk sırada

Ocak ayı ekonomi takviminin en kritik kalemlerinin başında enflasyon verileri yer alıyor. Türkiye açısından aralık ayı ve yıllık enflasyon rakamları, 2025 boyunca izlenen para ve maliye politikalarının ne ölçüde sonuç verdiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Özellikle hizmet enflasyonu, kira kalemi ve gıda fiyatlarındaki seyir, sadece hane halkının alım gücünü değil, aynı zamanda Merkez Bankası’nın 2026 yılına ilişkin politika çerçevesini de etkileyecek.

Ocak ayı aynı zamanda zam ve ücret ayarlamalarının yoğunlaştığı bir dönem olduğu için, fiyatlama davranışlarının ne yönde evrildiği yakından izlenecek. Asgari ücret, kamu tarifeleri ve vergi ayarlamalarının enflasyon üzerindeki ilk etkileri, yılın daha başında ekonominin nabzını tutma imkânı sunacak. Bu nedenle açıklanacak enflasyon verileri sadece geçmişi değil, beklentileri de şekillendiren bir işlev görecek.

Para politikası mesajları ve Merkez Bankası gündemi
Ocak ayı, merkez bankaları açısından genellikle “yeni yıl stratejisinin” ilk kez net biçimde ortaya konduğu bir zaman dilimidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında vereceği mesajlar, faiz politikasının yönü kadar, sadeleşme ve öngörülebilirlik başlıklarında da önemli sinyaller barındıracak.

Küresel ölçekte ise ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ocak ayındaki toplantıları, dünya genelindeki finansal koşullar açısından belirleyici olacak. FED’in faiz indirim sürecine ne ölçüde yaklaştığı ya da sıkı duruşu ne kadar sürdüreceği, gelişmekte olan ülkeler için sermaye akımlarının seyrini doğrudan etkileyecek. ECB tarafında ise Avrupa ekonomisindeki durgunluk sinyallerine karşı nasıl bir para politikası tepkisi verileceği yakından izlenecek.

Büyüme, sanayi ve güven göstergeleri

Ocak ayı ekonomi takvimi, reel sektörün fotoğrafını çeken veriler açısından da yoğun bir gündem sunuyor. Sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi gibi göstergeler, 2026 yılına ekonominin nasıl bir başlangıç yaptığına dair ilk ipuçlarını verecek.

Özellikle sanayi üretiminde iç talep ve ihracat kanallarının ne ölçüde destekleyici olduğu, büyüme kompozisyonu açısından belirleyici olacak. Güven endekslerinde gözlenecek olası iyileşme ya da bozulmalar, firmaların yatırım iştahı ve hane halkının harcama eğilimleri konusunda önemli sinyaller sunacak. Yılın ilk ayında açıklanan bu veriler, çoğu zaman tüm yıl için yapılan büyüme tahminlerinin güncellenmesine yol açabiliyor.

Dış ticaret ve cari denge başlığı

Ocak ayı, dış ticaret cephesinde de kritik verilerin paylaşıldığı bir dönem. Aralık ayı ihracat ve ithalat rakamlarıyla birlikte 2025 yılının dış ticaret performansı daha net bir şekilde ortaya konacak. İhracatta pazar çeşitliliği, ithalatta enerji ve ara malı bağımlılığı gibi yapısal konular, 2026’ya girerken yeniden tartışma konusu olacak.

Cari denge verileri ise döviz piyasaları açısından ayrı bir önem taşıyor. Turizm gelirlerinin yılın son çeyreğindeki katkısı, enerji fiyatlarının seyri ve altın ithalatı gibi kalemler, cari açığın ya da fazlanın seyrini belirleyen temel unsurlar arasında yer alacak. Ocak ayında açıklanacak bu veriler, döviz kuru beklentileri ve rezerv tartışmalarını da beraberinde getirecek.
İşgücü piyasası ve gelir dağılımı

Yılın ilk ayı, işgücü piyasasına ilişkin verilerin de yakından izlendiği bir dönemdir. İşsizlik oranı, istihdam artışı ve işgücüne katılım gibi göstergeler, ekonomik toparlanmanın ne ölçüde kapsayıcı olduğunu gösterir. Özellikle genç işsizlik ve kadın istihdamı gibi başlıklar, sosyal politikalar açısından da belirleyici olmaya devam edecek.

Ocak ayında ücret artışlarının ve sosyal transferlerin etkisiyle gelir dağılımı tartışmaları yeniden gündeme gelir. Enflasyon karşısında ücretlerin ne ölçüde korunduğu, hane halkının tüketim kararlarını doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıkar. Bu nedenle işgücü istatistikleri, sadece ekonomik değil, toplumsal bir gösterge niteliği de taşır.
Küresel gündem ve jeoekonomik riskler

2026 Ocak ayı ekonomi takvimi, yalnızca verilerle değil, küresel gelişmelerle de şekillenecek. Jeopolitik riskler, ticaret savaşları, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve iklim kaynaklı arz şokları, ekonomik göstergelerin yorumlanmasında belirleyici rol oynayacak. Özellikle enerji fiyatlarının seyri hem enflasyon hem de cari denge açısından kritik olmaya devam edecek.

Gelişmekte olan ülkeler açısından küresel finansal koşulların sıkı mı gevşek mi olacağı, sermaye akımlarının yönünü belirleyecek. Bu da ocak ayında açıklanan her verinin, sadece kendi başına değil, küresel bağlam içinde okunmasını zorunlu kılıyor.

Yılın ilk ayı, yılın tamamına ayna tutuyor

Sonuç olarak 2026 Ocak ayı ekonomi takvimi, yılın geri kalanına dair güçlü ipuçları barındırıyor. Enflasyon, para politikası, büyüme, dış ticaret ve istihdam gibi temel başlıklarda açıklanacak veriler hem politika yapıcılar hem de piyasa aktörleri için bir yol haritası niteliğinde olacak. Yılın ilk ayında atılan adımlar ve verilen mesajlar, sadece kısa vadeli beklentileri değil, orta ve uzun vadeli ekonomik algıyı da şekillendirecek.

Bu nedenle 2026’nın ocak ayı, sıradan bir takvim ayı olmanın ötesinde, ekonominin yönünü tayin eden kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ekonomik göstergelerin dili dikkatle okunacak, satır aralarındaki mesajlar yıl boyunca tartışılmaya devam edecek.

ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar