Bugün 6 Şubat.
Takvim yaprağı sıradan görünüyor ama bu tarih, milyonlarca insan için hâlâ durmayan bir zamanı ifade ediyor.
Aradan yıllar geçti.
Enkazlar kaldırıldı, yollar açıldı, şehirler yeniden kuruldu ya da kurulmaya çalışılıyor.
Ama bazı sorular hâlâ yerli yerinde duruyor.
Bu deprem yalnızca yerin sarsılması değildi.
Bu deprem, hazırlıksızlığın, ihmallerin ve “sonra bakarız” anlayışının da ağır bir sonucuydu.
Deprem bir doğa olayıdır.
Yıkım ise çoğu zaman insan eliyle büyür.
Bugün hâlâ şunu net olarak söylemek zorundayız:
Felaketin kendisi değil, sonuçları yönetilemediğinde acı katlanıyor.
İhmal Nerede Başlıyor?
İhmal bazen büyük bir karar değildir.
Bazen denetlenmeyen bir bina,
bazen ertelenen bir rapor,
bazen “şimdi zamanı değil” denilen bir uyarıdır.
Deprem bize şunu gösterdi:
Sorun sadece bina sayısı değil,
sadece beton değil,
sadece fay hattı da değil.
Asıl sorun, risk bilinirken harekete geçilmemesidir.
Peki Ne Yapılabilir?
Bugün konuşmamız gereken şey suçlu aramak değil.
Bugün konuşmamız gereken şey nasıl tekrar etmez sorusudur.
Denetimin kâğıt üzerinde değil, sahada yapılması
Şehir planlamasının rant değil, yaşam odaklı olması
Deprem bilincinin sadece afet günlerinde değil, günlük hayatın bir parçası haline gelmesi
Psikolojik iyileşmenin en az fiziksel yeniden inşa kadar ciddiye alınması
Çünkü travma, yalnızca enkaz altında kalmaz.
İnsanların içinde, ilişkilerinde, gelecek algısında da devam eder.
Hatırlamak Bir Sorumluluktur
6 Şubat’ı anmak sadece kaybettiklerimizi hatırlamak değildir.
Aynı zamanda kalanların sorumluluğunu hatırlamaktır.
Bu tarih bize şunu söylüyor:
Unutursak tekrar eder.
Ertelediğimiz her önlem, geleceğe bırakılmış yeni bir risktir.
Bugün yas günü.
Ama aynı zamanda düşünme, sorgulama ve değiştirme günüdür.
Çünkü deprem değil;
hazırlıksızlık öldürür.