Köyde büyüyen herkes bilir… Sabah ezanıyla uyanan, daha gün doğmadan ocağı yakan, hayvanların yemini veren, tarlaya giden, eve dönüp çocuklarının karnını doyuran anneleri. Onların günü hiçbir zaman sekiz saatlik mesaiyle sınırlı olmadı. Gün doğumundan gece yarısına kadar süren bir emek, sabır ve fedakârlık vardı hayatlarında.
Bir yandan tarlada çalışır, bir yandan sırtında odun taşır, bir yandan da çocuklarını büyütürlerdi. Çamurlu yollarda yürüyerek bizi okula gönderir, kendi yorgunluklarını ise hiçbir zaman dile getirmezlerdi. Ellerindeki nasırlar, yüzlerindeki çizgiler aslında yılların emeğinin sessiz tanıklarıydı.
Köy anneleri yalnızca bir evin değil, aslında bir hayatın yükünü taşırdı. Hayvanlara bakmak, ekmek yapmak, tarla sürmek, su taşımak, kış için hazırlık yapmak… Hepsi onların omuzlarındaydı. Ama buna rağmen yüzlerinde çoğu zaman şikâyet değil, sabır ve merhamet vardı.
Bugün bizler hayatta bir yere gelebildiysek, bunda en büyük pay o görünmeyen emeğin sahibidir. Bizi zor şartlarda büyüten, kendi hayallerinden vazgeçip çocuklarının geleceğini düşünen o güçlü kadınlardır.
Belki büyük salonlarda konuşma yapmadılar, belki isimleri gazetelere manşet olmadı. Ama hayatın gerçek kahramanları çoğu zaman zaten sessiz olanlardır.
Bu yüzden 8 Mart’ı en çok hak edenler, köyde sabahın ilk ışığında çalışmaya başlayan, elleri emek kokan annelerimizdir. Bugün onların günü.
Başta köylerde bizleri yokluk içinde ama sevgiyle büyüten annelerimiz olmak üzere; emeğiyle hayatı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.