Demek ki adaletli davranmak ile adaleti savunmanın ayrıcalıklı yanları da buna benzermiş. Tıpkı birkaç aydır yazdığım yazılarımla bütün yetkililerin kentsel dönüşümün, adaletli işlemediği, Suriye krizi, kentsel dönüşümün getirdiği kira sorunları, kiralık ev bulunamaması bulsa da aldığı ücretle ancak kira faturaları dahi karşılayamayacak duruma gelen insanlar.
İşte günlerden beri mağdur olan vatandaşın sorunlarına el atılmasını istediğim gibi, ilimin bakan ve milletvekillerini de, bu konuya duyarlı olmaya davet etmiştim. Ancak adaletin uğramadığı bir konunun ıspatıda gayrimenkul kiralarının yükselişi, il genelinde önüne gelen iş merkezleri kuruyor. Çok iş merkezi tam takır, Vakıflar da aynı keza her tarafta iş merkezleri kurarken, ilin ihtiyacı olan konut sorununa duyarsız kalıyorlar. Çünkü burada yapılması gerekende adaletli bir karar vermeden geçiyor.
Ekonomideki adalet anlayışının var olduğu gibi, 2005 yılları sonrası DSP Gaziantep il yönetim kurulu üyesi olduğum sıralarda, edindiğim bilgiler doğrultusunda, ABD’nin Irak’a müdahalesi ile özellikle Doğu, Güneydoğu illeri, Gaziantep’in daha çok zarar göreceğini yazdığım ve o günkü DSP genel Başkanı Zeki Sezer’e rapor halinde iletmem sonucu, bu sefer bütün il başkanlarından illeri hakkında bir ekonomik program yapmalarını istemişti. Bu konuyla ilgili çalışmalar başlatmıştı. 2005 ile 2007 seçim sonrası ve 2008 krizi, 2001 seçimleri sonrası ülkenin ve özellikle İlimizin geldiği durum gözler önünde.
Aslında buda bir adalet anlayışıdır. Bir bölgede halkın mağduriyetini görmeden, yaşam şartlarını iyileştirmek yerine adalet baskısı oluşturmaya gidilirse orada adalet iflas eder.
Şu an güneydoğunun yükünü omuzlamış olan Gaziantep’in gelir düzeyindeki, paylaşımın adaletli dağılımdan aldığı pay, açıkça ortada. Bir asgari ücretlinin, aldığı maaşla, artık bu ilde yaşanamayacağını, kiralar ile gayrimenkulün daha da artacağını açıklayanlar çok iyi biliyorlar. Ama ne yazık ki adaleti ve adaletli davranması gerekenler göz ardı ediyorlar.
Gelin en azında şu Mübarek Ramazan ayının başlaması ile kendinize layık gördüğünüz adalet anlayışını vatandaşa da yayın, demek ki sosyal yaşantıda sadece yargıyla adalet değil. Gelir düzeyi ve çalışan emekliler ile sosyal paylaşımda da adaletli olunması gerekiyormuş. Ancak her yıl olduğu gibi şatafat gösterişlerle Ramazan yardımı yerine, yardıma muhtaç olan aileleri belirleyerek, Teravih sonrası kapıları çalınarak kapılarına teslim edilmesi ile dinimizin emrettiği adalet çizgisinden gitmeyi kendinize ilke edinin. Hayırlı Ramazanlar bütün insanlara mübarek olsun. Hazreti Ömer adaletinin var olduğu İslam âleminin ülkemizde de uygulanmaya başladığı bir döneme dönüşsün dileklerimle. Adaletin tecelli ettiği bir yönetim anlayışı ile insanlar mutlu bir Ramazan geçirsin.