Bir zamanlar, insan istediği özel hastaneye gider, bir kuruş dahi ödemeden tedavisini yaptırır, çıkardı.
Bunun bu şekilde yürüyemeyeceğini 09.05.2009 günü bu sütunlarda “SAĞLIK” başlığıyla sizlere sunduğum yazımın bir bölümünde söyle yazmıştım:
Bugün uygulanmakta olan sağlıkla ilgili uygulamaların gider yönü alarm vermiş olmalı ki yeşil kart hamillerinden de katılım payı alınmaya başlanıyor.
Sağlık giderleri eskiye göre katbekat artmıştır. İngiltere, şu an ülkemizde uygulanan sağlık sistemini, bir süre uygulamış; ancak altından kakamayınca terk etmek zorunda kalmıştı.
“Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” derler ya…
Yeşil kartlılardan katılım payı alınmaya başlanması, ilerde memurdan, işçiden, esnaftan, çiftçiden… daha çok katılım payı alınacağının işareti gibi gözüküyor.
Nüfuzumuz ve devlet bütçemiz nazara alınırsa bu yükün altından kalkılamayacağı ta uygulanmaya başlandığı günlerde kendini gösteriyordu.
Ülkemizden zengin ve gelişmiş ülkelerde başarıya ulaşmamış bir sistemi, biz nasıl başarıya ulaştırabileceğiz?
Konu yalnız yeşil kartlılardan da katılım payı almakla kalmayacak, belki de sağlıkta başka uygulamalarla karşılaşacağız.
Yani sonuçta, parası olan başka, parası olmayan başka türlü sağlık hizmeti alacak ve yaralanacaktır.
Zamanla bunu göreceğiz.
Şunu da bilelim ki, Milletvekillerimiz, sağlıkla ilgili hiçbir katılım payı ödememektedirler!
***
Gelelim günümüze.
Özel hastaneler, artık bir ticarethane gibi çalışıyor. Evet, kar edilir ama bu kadar da değil. Muayene. Ver para; kan tahlili, ver para; röntgen, ver para; …….., ver para.
Özel hastanelerde, yasa dışı ücretler alıyorlar olmalı ki, muayene olmazdan önce parayı öderken, paranın geri istenmeyeceğine, bu konuda dava açılamayacağına dair, hastadan imza alınıyor.
Özellikle 2018 yılı, özel hastanelere giden hastalar, tedavi giderlerinin çok arttığını, altından kalkılamayacak bir hal aldığını söylüyorlar.
Eskiden Gaziantep’te, “Vurun abalıya diye bir söz vardı”; bugün vurun hastaya desek yeridir.
Tabi, bu bal-kaymak karşısında, ot biter gibi özel hastaneler yükseliyor.
***
Yazıma bir Temel fıkrasıyla son vereyim:
Temel Çiçek Pasajı’nda birasını içtikten sonra lokanta sahibine sorar:
- Bir günde kaç ficu pira satayisun?
- Aşağı yukarı üç fıçı.
- Dört fıçı satmak istemez misin?
- Tabii.
- Öyleyüse pardakları tam doldurmalısun.
***
Özel hastaneler, çoktan doldurmaya başladı bile…
Orhan YALKIN