Ağustos 2026’da Ekonominin Fotoğrafı

Ağustos 2026, Türkiye ekonomisi açısından enflasyonla mücadelenin, büyüme performansının ve dış ticaretin aynı anda öne çıktığı bir ay oldu. Fiyat artışlarında yıllık bazda gerileme sürerken, ihracat tarafında rekorlar dikkat çekti. Bununla birlikte hizmet fiyatlarındaki direnç, enerji maliyetleri ve yüksek ithalat ekonominin önündeki temel riskler olarak varlığını korudu. Ağustos ayının ardından açıklanan veriler, ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde hem dezenflasyonu sürdürmek hem de ekonomik aktiviteyi korumak gibi iki yönlü bir sınavla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Enflasyonda düşüş sürüyor ama mücadele bitmiş değil

Ağustos ayının ekonomi gündemindeki en önemli başlıklardan biri enflasyon oldu. TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise temmuzdaki seviyesine göre 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51'e indi. Böylece yıllık enflasyondaki aşağı yönlü eğilim devam etti.

Ancak rakamların ayrıntıları, enflasyonla mücadelenin hâlâ zorlu olduğunu ortaya koyuyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 33,79 olurken, ulaştırmada yüzde 35,08, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise yüzde 39,77 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyona en yüksek katkıyı 8,12 puanla gıda, 5,94 puanla ulaştırma ve 5,01 puanla konut grubu yaptı.

Özellikle hizmet fiyatlarındaki direnç dikkat çekiyor. Hizmet grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 40,28 seviyesinde bulunurken, temel mallardaki yıllık artış yüzde 15,89'da kaldı. Bu tablo, mal fiyatlarındaki normalleşmeye karşın hizmet sektöründeki maliyet ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceğine işaret ediyor.
Merkez Bankası'nın hedefi yeniden gündemde

Ağustos ayında para politikasının önümüzdeki dönemdeki seyri de ekonomi gündeminin merkezindeydi. Merkez Bankası 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 28 olarak güncelledi.

Bununla birlikte ağustos enflasyonunun yıllık yüzde 31,51 seviyesinde bulunması, yıl sonu hedefinin yakalanması için yılın kalan aylarında fiyat artışlarının daha da yavaşlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla faiz politikası, kredi koşulları, iç talep ve beklentilerin yönetimi sonbahar aylarında ekonomi politikasının en kritik başlıkları arasında yer alacak.

İhracatta rekor, ithalatta daha hızlı artış

Ağustos ayının olumlu gelişmelerinden biri dış ticaret cephesinde yaşandı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre ağustosta ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolara yükseldi. İthalat ise yüzde 10,5 artışla

28 milyar 706 milyon dolara çıktı. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 9,4 artarak 52,2 milyar dolara ulaştı.
Ocak-ağustos döneminde ihracat yüzde 4 artışla 185 milyar dolara ulaşırken, ithalat yüzde 5,3 artışla 250,8 milyar dolara yükseldi. Bakanlık ayrıca yıllıklandırılmış ihracatın 280,3 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktığını açıkladı.

İhracattaki yükseliş Türkiye ekonomisi açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Üretim kapasitesinin kullanılması, sanayi faaliyetinin desteklenmesi ve döviz gelirlerinin artırılması bakımından dış satışlardaki artış, ekonomik dengelenme programının önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak ithalatın ihracattan daha hızlı artması, dış ticaret açığının tamamen ortadan kalkmadığını da gösteriyor.

Büyümede kontrollü ivme

Ekonominin büyüme performansı da ağustos sonunda dikkat çekti. İkinci çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık bazda yüzde 2,3 büyürken, yılın ilk yarısındaki büyüme yüzde 2,5 oldu. İkinci çeyrekte net mal ve hizmet ihracatının büyümeye önemli katkı vermesi, büyümenin yalnızca iç tüketim üzerinden şekillenmediğini ortaya koydu.

Bu gelişme ekonomi yönetimi açısından önemli. Çünkü enflasyonu düşürürken ekonomik aktivitenin aşırı yavaşlamaması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde temel mesele, büyüme ile fiyat istikrarı arasında sağlıklı bir denge kurulması olacak.

Küresel ekonomi Türkiye'yi de etkiliyor

Ağustos ayında küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası'nın para politikası, faiz beklentileri, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmeler yakından izlendi. Küresel faiz politikasındaki değişiklikler Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sermaye hareketlerini, döviz kurlarını ve finansman maliyetlerini doğrudan etkileyebiliyor. Ağustos sonunda küresel piyasaların ABD'den gelecek istihdam verilerine odaklanması da bu hassasiyetin göstergesi oldu.

Enerji fiyatlarındaki hareketlilik ise Türkiye açısından ayrı önem taşıyor. Enerjide dışa bağımlılığın yüksek olması, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin hem cari denge hem de enflasyon üzerinde baskı yaratabileceği anlamına geliyor.
Eylül ve sonbahar ekonominin yönünü belirleyecek

Ağustos verileri, Türkiye ekonomisinin yeni bir döneme girdiğini gösteriyor. Enflasyon düşüyor ancak hâlâ yüksek seviyede. İhracat güçleniyor fakat ithalat da hızlı artıyor. Büyüme devam ediyor ancak fiyat istikrarı hedefi nedeniyle iç talebin daha kontrollü seyretmesi bekleniyor.

Bu nedenle sonbahar ayları ekonomi açısından belirleyici olacak. Eylül ayında açıklanacak yeni Orta Vadeli Program, büyüme, enflasyon, dış ticaret ve para politikası hedeflerinin önümüzdeki üç yıllık çerçevesini ortaya koyacak. Piyasalar özellikle enflasyonun yıl sonunda hangi seviyeye ulaşacağını, faiz politikasının nasıl şekilleneceğini ve büyümenin hangi hızda devam edeceğini yakından izleyecek.

Sonuç olarak Ağustos 2026 ekonomisi, “düşen enflasyon, güçlü ihracat ve kontrollü büyüme” üçgeninde şekillendi. Önümüzdeki dönemin asıl sınavı ise bu kazanımları kalıcı hale getirmek olacak. Fiyat istikrarının güçlendirilmesi, üretimin desteklenmesi ve dış finansman ihtiyacının azaltılması başarılabildiği ölçüde Türkiye ekonomisi daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yaklaşabilecek.