Ait Olmadığın Yerdeki Kavganı Bırak

İnsan bazen yanlış yerde doğru şeyler yapmaya çalışır. Doğru konuşur, iyi niyetli olur, emek verir… Ama bir türlü karşılığını alamaz. Çünkü mesele ne söylediğin, ne yaptığın değildir. Mesele, bulunduğun yerin sana ait olup olmadığıdır.

Ait olmadığın yerde verdiğin her mücadele, aslında kendine karşı verdiğin bir savaşa dönüşür.
Orada anlaşılmak için kendini fazla anlatırsın.
Sevilmek için olduğundan daha çok çabalarsın.
Kalabilmek için kendinden eksiltirsin.
Ve en acısı da şudur: Ne kadar uğraşırsan uğraş, o yer sana hiçbir zaman ‘’ev’’ hissi vermez.
Çünkü aidiyet zorla kurulmaz. Aidiyet, hissettirilir.
Bir ortamda sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyorsan, sürekli yanlış anlıyorsan, sevildiğini değil de tolere edildiğini hissediyorsan… Orası senin savaş alanın değil, terk etmen gereken bir yerdir.
Ama biz ne yapıyoruz? Gitmek yerine daha çok kalıyoruz. Susmak yerine daha çok anlatıyoruz. Bırakmak yerine daha çok tutunuyoruz.
Çünkü kabullenmek zor geliyor: ‘’Ben buraya ait değilim’’ demek, bazen yenilgi gibi hissettiriyor.
Oysa bu bir yenilgi değil, bir farkındalıktır.
Her savaş kazanılmak için verilmez. Bazı savaşlar bırakılmak içindir.
Çünkü ait olmadığın yerde kazansan bile kaybedersin. Ruhunu, enerjini, kendine olan saygını…
Ve bir gün fark edersin ki, sen aslında yanlış insanlarla değil, yanlış yerde savaşıyormuşsun.
İşte o gün, en doğru şeyi yaparsın: Kavganı bırakır, kendini alır ve gidersin.
Çünkü insan en çok, kendine ait olmayan yerde kalmaya devam ettiğinde tükenir.
Ve unutma…
Ait olduğun yerde savaşamazsın, huzur bulursun.