Akaryakıttaki Artış, Vatandaşın Belini Büküyor

Son günlerde akaryakıta peş peşe gelen zamlar, artık sadece araç sahiplerinin değil, bu ülkede yaşayan herkesin ortak meselesi haline gelmiştir.

Çünkü akaryakıta gelen her artış, yalnızca pompa tabelasında değişen bir rakamdan ibaret değildir. O rakam; sofradaki ekmeğe, pazardaki domatese, okul servisine, şehir içi ulaşıma, üretime, nakliyeye, esnafa, işçiye, memura, emekliye, öğrenciye ve en önemlisi de vatandaşın günlük yaşamına doğrudan yansıyan ağır bir faturadır.
Bugün bir litre akaryakıtın fiyatı arttığında, aslında sadece deposunu dolduran sürücü etkilenmiyor. Tarladan çıkan ürünün hale gelişi pahalanıyor. Halden markete, marketten mutfağa ulaşan her ürünün maliyeti artıyor. Şehirler arası taşımacılık zamlanıyor, şehir içi ulaşım zamlanıyor, kargo zamlanıyor, servis ücretleri zamlanıyor, üreticinin maliyeti artıyor, esnafın ayakta kalması daha da zorlaşıyor. Sonuç olarak akaryakıta gelen her zam, ekonominin damarlarına işleyen yeni bir yük olarak milletin omzuna biniyor.
Zaten hayat pahalılığıyla mücadele eden vatandaş için artık mesele sadece “araba kullanmak” meselesi olmaktan çıkmıştır. Bugün aracı olmayan bir vatandaş bile akaryakıt zamlarının etkisini birebir yaşamaktadır. Çünkü markette alınan bir suyun, bir ekmeğin, bir çuval unun, bir tüpün, bir ilacın, bir kırtasiye ürününün, hatta bir çocuğun okul çantasının fiyatında bile akaryakıtın payı vardır. Yani mazota, benzine, LPG’ye gelen zam; “doğrudan doğruya hayatın tamamına gelen zam” demektir.
Türkiye’de akaryakıt fiyatları yalnızca ulaşımı değil, üretimi ve tüketimi de belirleyen temel kalemlerden biridir. Nakliye maliyetleri arttığında, üretici ürününü daha pahalıya taşır. Sanayici hammaddesini daha pahalı getirir. Çiftçi traktörünü daha pahalı çalıştırır. Esnaf malını daha pahalı tedarik eder. Kısacası zincirin ilk halkasında başlayan artış, en son vatandaşın cebinde son bulur. İşte bu nedenle akaryakıta gelen zamların etkisi, diğer birçok fiyat artışından çok daha sert ve çok daha geniş hissedilir.
Üstelik bu durum sadece ekonomik değil, psikolojik bir yıpranmayı da beraberinde getiriyor. İnsanlar artık sabah uyandığında döviz kurunu, brent petrolü, gece yarısı pompaya yansıyacak yeni fiyatları takip eder hAle geldi. Bu ülkede milyonlarca insan, ertesi güne ne kadar zamla uyanacağını bilmeden yaşamaya çalışıyor. Böyle bir ortamda vatandaşın geleceğe güvenle bakması, bütçe planlaması yapması, tasarruf etmesi ya da nefes alması giderek zorlaşıyor.
Son günlerde yaşanan fiyat hareketleri de bir kez daha gösterdi ki, akaryakıt artık sadece enerji meselesi değildir; doğrudan bir yaşam maliyeti sorunudur. Son günlerde motorin ve LPG’de yaşanan artışlar ile yeni zam beklentileri, özellikle taşımacılık ve lojistik başta olmak üzere birçok sektörde maliyet baskısını daha da büyüttü. Sektör kaynaklarına ve güncel ekonomi haberlerine göre, 1 Nisan’da motorine 2,52 TL zam gelirken, 2 Nisan’da LPG’ye 4,27 TL artış yansıdı; ayrıca 5-6 Nisan itibarıyla motorin için yeni ve sert bir zam beklentisi de gündeme geldi. Bu tablo, önümüzdeki günlerde yalnızca akaryakıt tabelalarını değil, çarşıyı, pazarı ve raf etiketlerini de yeniden değiştirebilir.
Peki bütün bunların sonucunda ne oluyor? Vatandaş arabasını daha az kullanmaya çalışıyor ama bu çözüm olmuyor. Çünkü kendi aracını kullanmasa bile bindiği minibüs, otobüs, taksi zamlanıyor. Markete gitmese bile marketteki ürün zamlanıyor. Kargo kullanmasa bile internetten sipariş ettiği ürünün taşıma maliyeti artıyor. Yani akaryakıt zamlarından kaçmak neredeyse imkânsız hâle geliyor.
Özellikle dar gelirli vatandaş için bu tablo artık daha ağır bir sosyal soruna dönüşmektedir. Asgari ücretli, emekli, sabit gelirli memur ve işçi, maaşına gelen artışı daha cebine koyamadan; ulaşım, gıda, kira ve temel ihtiyaçlar üzerinden fazlasıyla geri vermek zorunda kalıyor. İnsanların alım gücü her geçen gün biraz daha düşüyor, yaşam standardı biraz daha geriliyor. Zamlar sadece cebi değil, umudu da tüketiyor.
Bu noktada en büyük sorunlardan biri de akaryakıt zamlarının artık “alışılmış” bir gelişme gibi sunulmasıdır. Oysa vatandaş için bu durum alışılacak değil, çözüm üretilecek bir meseledir. Çünkü burada konuştuğumuz şey sadece birkaç kuruşluk ya da birkaç liralık fiyat değişimi değil; toplumun tamamını etkileyen ekonomik bir dalga, hayatın bütün dengelerini bozan bir maliyet sarsıntısıdır.
Şunu artık açıkça kabul etmek gerekir: Akaryakıta gelen zam, sadece direksiyon başındakini değil; mutfakta tencere kaynatan anneyi, sabah işe yetişmeye çalışan işçiyi, servis bekleyen öğrenciyi, yük taşıyan kamyoncuyu, tarlasını süren çiftçiyi, dükkânını açık tutmaya çalışan esnafı ve ay sonunu getirmeye çalışan milyonları etkiliyor.
Akaryakıt fiyatları yükseldikçe, aslında toplumun bütün maliyetleri yükseliyor. Ve ne yazık ki bu yük, en çok da zaten en zor şartlarda yaşamaya çalışan insanların omzuna biniyor. Bugün akaryakıt tabelasında gördüğümüz her yeni rakam, aslında yarının ekmek fiyatının, sebze-meyve etiketinin, servis ücretinin, taşıma bedelinin ve genel yaşam giderinin habercisidir.