ALAMADIM KAŞLARI KARAYI

ALAMADIM KAŞLARI KARAYI

SÜREMEDİM ZEVK İLE SEFAYI

Sabah, sabah yerel gazeteleri okurken tam şehrimize uygun (!) ve uygulanabilecek bir haber: “Ambulansa yol vermeyen yandı.”

Haberin içeriğine bakıyorsunuz, Gaziantep Sağlık Müdürü Prof. Dr. Metin Karakök, bundan böyle ambulans gecikmelerine sebep olan araçların plakası tespit edilip, emniyet müdürlüğüne bildirileceğini söylüyor.

Sayın Kararök, ambulanslara takılacak kamera sistemi ile olası vakalara gecikmenin de önüne geçileceğini, sözlerine ekliyor.

xxx

Her işimiz mi böyle olacak?

Aslına bakarsanız güzel bir tedbir alma. Ama Gaziantep’in eski yollarını bir tarafa bırakın, yeni yolların ne kadar trafik akışına yardımcı olacağı (!) ortada.

Maşallah o kadar geniş yollarımız var ki gir top oyna, çık top oyna.

Sabah veya akşam saatlerinde caddelerimizin durumunu herkes biliyor; trafik ışıklarının yol vermesine dayalı olarak araçlar adım, adım ilerlemektedir. Bunun dışında, ancak tek vasıtanın gidebildiği yollarımız da ortada.

Siz böyle yollarda, gelin de ambulansa yol verin.

xxx

Sağlık Müdürlüğümüzün be söyledikleri uygulanmaya başlarsa adliyenin yükü biraz daha artacaktır.

Yol vermedi diye ceza kesilen sürücü dava açıp “Hâkim bey yol vermem için yol mu vardı ki yol vermedim” diyecek ve yollarımızın bugünkü durumu karşısında davayı kazanacaktır.

xxx

Yollarımızın durumu bu iken, her hafta kaydolarak trafiğe çıkan araba sayısının 200 civarında olması zaten trafiği arap saçına döndürmektedir.

Yollarımızın bu şekilde olması Gaziantep’in kaderi olmamalıdır. Karagözden Bakır Hanına kadar olan caddenin adı Eskisaray, buradan da Kadı Kasteline kadar olan caddenin adı da Kunduracılar Çarşısı olarak adlandırılır.

Hadi bu yolda seyrederken ambulansa yol verin!

Kunduracılar çarşısı bugünkü halinden daha darmış. 1930’larda yol genişletilip bugünkü duruma getirildiğinde “Bune yahu, burada cirit mi oynanacak” dendiğini babamdan duymuştum.

Demek ki şehrimizin alınyazısı böyle yazılmış.

xxx

Yaşlı bir kadın kedisi ile koltuğunda otururken her zaman isteyip de karşılaşamadığı bir periyi karşısında bulur. Peri yaşlı kadına:

“Benden üç şey iste; ama ne istersen iste hemen gerçekleştireceğim ve üçünü de derhal vereceğim” der.

Gözlerine inanamayan yaşlı kadın periden koltuğunu altına çevirmesini ister. Perinin bir el hareketiyle koltuk som altın oluverir.

Yaşlı kadın çok memnundur.

“İki isteğim mi kaldı?” diye sorar.

“Evet” diye cevap verir peri.

“Öyleyse genç ve güzel bir kadın olmak istiyorum” der yaşlı kadın.

Peri elini oynatınca yaşlı kadının isteği yerine gelir.

“Şimdi de kedimin yakışıklı ve esmer bir erkek olmasını istiyorum” der kadın.

Peri ortadan kaybolurken, kadının üçüncü isteği de yerine gelmiştir. Genç adam kadını kolları arasına alarak, kulağına şunları fısıldar:

“Beni baytara hadım ettirmeye gönderdiğine şimdi çok pişmansın, değil mi?”