Aşçı

Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın,  akşam yemeğine gelecek olan oğlu  ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış,  yemek yapıyordu.

Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi. Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar…

Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı,  köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu,  kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek  iştahlı göründükleri söylenemezdi.

Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler.  Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi düşünüyordu.

Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına:

"Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum.  Bana söyler misin, bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü?

Bence ya hastasın ya da bir bildiğin var." dedi.

Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:

- Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım.

Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak...

**

Suçtur Bu Ülkede Kadın Olmak

Suçtur kadın olmak... Çünkü herkesin sahip olmak istediği bir bedenin vardır. Korumak zorunda olduğun bir namusun ve sevmeye yasaklı törelerin.

Adam gibi adam derler de, kadın gibi kadın demezler mesela Taş gibi derler. Soğuk olmak zorundadır, hmemesi gerekir, iyi gözükmelidir ama öyle çok iddialı da olmaması gerekir. Erkeğin yanında yerini bilmelidir.

Kadın olmak suçtur bu hayatta. Seversin deli derler, sevmezsin kötü derler. Elde ederler basit olursun, elde edemediklerinde konuşmalara meze olursun. Susarsın bir şey bilmiyor derler, susmazsın dili uzun derler

Erkek olmak doğuştan bir güçtür, kadın olmak eksikliktir, güçsüzlüktür. Eksik etektir kadın Aklı ermez, gözü açılmamalı, sırtından sopa karnından sıpa eksik olmamalıdır. Kadın, şeytana açılan kapıdır çünkü. O kapıyı, kadına açtırtmamalı...

Gazi Şahin

**

H

DAR DÜNYA

Yüreğim gövdeme sığmıyor

Gövdem odama

Odam evime sığmıyor

Evim dünyaya

Dünyam evrene sığmıyor

Patlayacağım

 

Acımın acısından susmuşum

Ki suskunluğum göklere sığmıyor

Böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım

Gönül dar geliyor sevgime

Kafam beynime

Ah şakaklarım

Çatlayacağım

Anladım artık anladım

Kimselere anlatamayacağım

 

Aziz NESİN

 

**

Gülümse

Kanaatkar Temel

 

Temel deniz kenarında balık tutuyormuş diğer insanlarla. Oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş… Balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından, şöyle bir balığa iyice bakmış ve denize atmış.

Ondan başka kimse balık yakalayamıyormuş. Temel tekrar oltasını atmış daha kocaman bir balık, tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa şöyle bir etraflıca bakmış ve tekrar denize atmış.

Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları denize.

Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve Temel’in yanına gelmişler:

– Amcacığım ne yapıyorsun sen, demişler.

Biz saatlerdir buradayız tek bir balık bile yakalayamadık. Sen ise kocaman kocaman balıkları denize atıyorsun.

Temel, dönmüş kalabalığa ve şöyle demiş;

– Çünkü benim tavam küçük.

 

**

Kulağına küpe olsun

“Vazgeçmek her zaman zayıflık demek değildir, bazen bırakacak kadar güçlü olmaktır."

**