Aşk Değil, Değiştirme Projesi

İlişkilerde en sessiz başlayan ama en gürültülü biten şey nedir biliyor musun?
Birini sevmek değil…
Onu değiştirmeye karar vermek.
Başta fark edilmez. ‘’Şu huyunu biraz törpülesin’’, ‘’Zamanla düzelir zaten’’,
‘’Benimle birlikteyken farklı olur…’’ İşte tam da burada başlar o görünmez kırılma.
Çünkü sen artık karşındaki insanı olduğu gibi sevmiyorsundur.
Onun potansiyelini, yani kafandaki versiyonunu sevmeye başlamışsındır. Arkadaşlarını düşün. İş yerindeki insanları… Kimseyi değiştirmeye çalışmazsın.
Geç kalıyorsa ‘’bu böyledir’’ dersin. Mesafeli ise ‘’karakteri bu’’ dersin.
Ama aşk konu olunca…
Birden herkes ‘’geliştirilmesi gereken proje’’ye dönüşür.
Neden?
Çünkü aşkın içine beklenti girer. Sahiplenme girer. Ve en tehlikelisi: ‘’Benimle daha iyi olmalı’’ fikri girer.
Ama gerçek şu ki; insanlar değişmez mi? Değişir.
Ama sen istediğin için değil. Kendisi istediği zaman değişir.
Zorla değişen biri, aslında sadece rol yapar. Bir süre sonra yorulur. Ve eninde sonunda özüne geri döner.
İşte o an, ilişkilerde şu cümle duyulur: ‘’Sen eskiden böyle değildin…’’
Hayır.
O hep öyleydi. Sadece sen görmek istemedin.
Birini değiştirmeye çalışmak, ona ‘’sen olduğun halinle yeterli değilsin’’ demektir.
Buda sevgiyi değil, eksiklik hissini büyütür. Sevgi dediğin şey; birini şekillendirmek değil, onunla uyumlanabilmektir. Uyum yoksa… Değişimle kurulan hiçbir denge kalıcı olmaz.
‘’Ben bu insanı hiç değişmeyecekmiş gibi kabul edebilir miyim?’’
Cevap ‘’hayır’’ ise…
Sorun onda değil.
Senin seçiminle ilgilidir.
Birini değiştirmeye başladığın an, aslında onu kaybetmeye de başlamışsındır.