Aşk Diye Satılan Toksiklik

Günümüz ilişkilerinin en temel problemi sevgisizlik değil; kendisiyle ilişkisi kötü olan insanların çoğalmasıdır.

Aynadakiyle barışık olmayan, karakteri henüz oturmamış, iç disiplinini inşa edememiş bireyler; eksik benliklerini başkalarının hayatında denemeye çalışıyor. Üstelik bunu utanmadan, ‘’seviyorum’’ ya da ‘’aşık oldum’’ etiketiyle sunuyorlar.
Oysa sevgi, bir insanın kendi iç düzenini başkasına taşımasıdır.
Toksiklik ise iç kaosun karşı tarafa ihraç edilmesi.
Birgün birçok ilişki, iki olgun insanın buluşması değil; birinin henüz kendisi olamadan başka birini tüketme girişimi.
Kırılgan egolar, bastırılmış öfkeler, onay ihtiyacı ve kontrol arzusu…
Bunların hiçbiri sevgi değildir. Ama hepsi, yanlış ilişki kalıplarında romantize edilir.
Kendisiyle kavgalı olan insan, ilişkide barış inşa edemez.
Öz değerini inşa edememiş biri, sevgiyi bir güç oyununa çevirir.
Karakteri oturmamış olan ise, karşısındakini bir ‘’deney alanı’’ sanır.
İşte tam da bu yüzden modern ilişkilerde en çok duyduğumuz cümleler şunlardır:
‘’Ben böyleydim.’’
‘’Abartıyorsun.’’
‘’Geçmişim yüzünden böyleyim.’’
Hayır. Bunlar gerekçe değil, kişisel gelişimden kaçış cümleleridir.
Sevgi; sorumluluk ister, farkındalık ister, kendine bakabilme cesareti ister. Kendi karanlığıyla yüzleşemeyenler, başkalarının ışığını söndürmeye meyillidir. Ve bunu yaparken adına aşk demekten de çekinmezler.
Oysa gerçek sevgi, kimseyi yaralayarak var olmaz. Gerçek aşk, egoyu değil, karakteri büyütür.
Aksi halde yaşanan şey aşk değil; yalnızca iyi pazarlanmış bir toksikliktir.
Kendisiyle yüzleşemeyenlerin ilişki kurma hakkı yoktur; sadece zarar verme potansiyeli vardır.