Şeyhülislam Esad Efendi'nin “Lehcet-ülLugat” isimli sözlüğünün önsözü, 18. yüzyıl Osmanlı Türkçesini, bizlere çok güzel sergiliyor; okuyalım:
"Amed-i medid ve ahd-i ba'iddir ki daniş-gâh-ı istifadede nihade-i zanu-yıtaleb etmekle arzu-yıkesb-i edeb kılıp gerçi irre-i ahen-i berd-i gûşiş-i bî-müzd zerre-i fulad-ı fu'ad-ı infihamıhıred edemeyip şecere bî-semere-i isti'daddan yek-bar-ı imkân intişar-ı nüşare-i asar-ı hayr-ülme'adas'ab-ı min-hart-ülkatad olup ancak piş-nigâh-ı ihvan ve hullanda hem-ayar-ı nühas-ı hassas olan hey'et-i danişveriyizaharif-i tafazzul ile temviye ve tezyin edip bezm-gâh-ı sühan-gûyandaiksar-ı sersere ile ser-halka-i ihvab-ı hava-ayin olmuş idim."
***
Herhalde, sözlüğü (lügati) açıklayan bir ifade olsa gerek. Ama ne dediğini insan anlamıyor.
Önce, bizlere Osmanlıcanın öğrenilmesi ve öğretilmesini öğütleyen, hatta okullarımızda mecburi ders olarak konmasını isteyenler, Şeyhülislam Esat Efendi’nin bu sözlerinin ne demek istediğini açıklamaları gerekir; şayet kendileri de anlayabilirlerse.
***
Şunu da belirtmek gerekir ki; Osmanlıca diye bir dil yoktur. Osmanlıca, Arapça, Farsça ve birazda Türkçe kelimelerinden oluşmuş bir dildir.
Osmanlıcanın harfleri, Arap harflerinden oluşmuştur; Osmanlıcaya özgü bir alfabe de yoktur.
Diğer taraftan Arapça olan bu harflerden bazılarının sesleri gırtlaktan çıkar ki öz Türkçede gırtlaktan çıkan bir harf, ses yoktur; Arap harflerinin bazıları, çeşitli harfler yerine kullanılır. Örneğin:
ﻙ (Okunuşu kef) harfi, cümledeki yerine göre (k,g) okunacaktır. Yineﺍ harfi (okunuşu elif) a, e, â seslerini verebilmektedir.
***
Osmanlıca yazmak ve okumak, bugünün Latin harfleri ile yazıp okumaktan çok zordur. Yine bugünün Türkçesinde, ekler kelimelerin sonuna geldiği halde Osmanlıca Türkçesinde ekler kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelebilmektedir. Bu da, okuma-yazmayı güçleştiren bir unsurdur.
***
Atatürk’ün harf inkılabı sayesinde, Osmanlıda yazıp okuyan %4-5 iken bugün okuryazar olanlarımız nerede ise %100’e ulaşmıştır.
Bunun sebebi, Türkçenin çabuk öğrenilmesidir. İlkokul birinci sınıfına kaydolan çocuğumuzun üç ay sonra yazıp okuması bunun işareti değil de nedir?
***
Bütün bunlar bilindiğine göre, “Osmanlı Türkçesi” diye önümüze konulan konunun, dil olmayıp, Atatürk’ün yaptığı devrimlerden biri olan “Harf Devrimine” karşı çıkmak; devrimleri yok etmek midir, nedir?
***
Atatürk devrimleri artık yerleşmiştir; inkâr edilemez. Osmanlıca diye bir konunun ortaya atılmasından, İnsan, bu devrimlerin silinmek istenmesinden şüpheye kapılıyor.
Eğitim ve öğretimde güçlük değil kolaylıklar fayda sağlar. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunun bilincine varmış ve inkılapları başarmıştır.
Bu devrimler kök salmıştır, yok edilemez.