ATATÜRK VE ANILAR

ATATÜRK VE ANILAR

 

            Reform ve inkılapları, yurdumuz üzerinde ilelebet yaşatacağımız, bedenen ölümünün 77. yılında, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.

            Bu büyük insanla ilgili birkaç olayı nakletmekle anmak istedim.

            ***

Yakup Kadri Karaosmanoğlu anlatmıştır:

Endonezyalı bir tanıdığım, Tahran’da bulunduğum sıralarda şahit olduğu bir vakayı bana şu suretle hikaye etti: ‘Bundan dokuz, on yıl evvel bir ticaret işi için Saygun’a gitmiştim. Baktım ahali mabetlere toplanmış bir matem ayini yapılmaktadır:

 Ne oldu, kim öldü’ diye sordum. Mustafa Kemal ebediyete göçtü ‘ dediler.’

Atatürk, birçok sömürülen ülkelerin, istiklallerine kavuşmasında da bir önder olmuştur. Bizler kadar, yabancılarla da sevilen bir lider…

            ***

            Atatürk, savaşta hep ön saflarda bulunur, muharebeyi bu şekilde yönetir ve takip ederdi. İşte sizlere esir düşen bir Yunan askerinin hayrete düşüşü ile ilgili bir olay:

            Dumlupınar Muharebesi hızlandığı günler. Düşman askerleri geri çekilmektedir.Düşmanın Afyonkarahisar hatlarının çözüldüğü anlar.Birkaç Yunan esiri geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmiştir. Bunlardan birisi muzaffer kumandanın doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmiştir. Sima kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformada,hiçbir işaret olmadığındanMustafa Kemal’e sorar:

            -Binbaşı mısınız?

            -Hayır.

            -Kaymakam mı?

            -Hayır.

            -Miralay mı?

            -Hayır.

            -Ferik mi?

            -Hayır.

            -Peki, nesiniz o halde?

            -Ben, Mareşal ve Türk Orduları Başkumandanıyım.

            Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunan kekeler:

            -Ben Başkumandanın muharebe hattına bu kadar yakın bir yerde dolaşmasının işitmiş değilim de…

            ***

            Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı hazırlığında, ilk Mehmetçiğini giydirip silahlamasını Faik Türkmen şöyle nakleder:

            Samsun’a çıktığı zaman üstü başı yırtık, pabuçları patlak, silahsız bir nefer görür. Yüzünün rengi bakıra dönmüş bu asker ağlıyordur. Atatürk:

            -Asker ağlamaz arkadaş; Sen ne ağlıyorsun?

            Nefer irkilir, başını kaldırır. Bu sesi tanıyordur ve bu çehre ona hiç de yabancı değildir. Hemen doğrulur, Anafartalar’daki kumandanını çelik yay gibi selamlar.

            Atatürk tekrar sorar:

            -Söyle ne ağlıyorsun?

            İç Anadolu’nun yürekli çocuğu içini çeker:

            -Düşman memleketi bastı, hükümet beni terhis etti. Silahlarımızı elimizden aldılar. Toprağıma giren düşmanı şimdi ben ne ile öldüreceğim?

            Büyük Kumandan:

            -Üzülme çocuğum, der, gel benimle.

            Ve sonra Samsun deposundan askeri silahlandırır.

Atatürk’ün yanına katılan ilk silahlandırdığı Mehmetçik budur.

           

                                                                                              Orhan YALKIN