BASINA İSYAN!

Babası dört çocuklu bir inşaat işçisi. Dört evladını da alın teriyle okutmuş eli öpülesi bir baba. Ama tek eksikliği ünlü, tanınmış, sapkın basınımızın ilgisini çekecek türden değil. Sosyeteden değil yani.. 

İlk görev yeri Şanlıurfa Siverek ilçesiydi. Sınıf öğretmeniydi. 23 yaşındaydı henüz. Öyle herhangi bir cemaate, tarikata, sendikaya, partiye üye  falan değildi. Torpilsiz, dayısız, referansız anlayacağınız. Bildiğiniz bakir bir Anadolu çocuğu. Öyle şöhretli de  değil yani..  

İlk görev yerinden memleketine dönerken hain bölgenin kalkınmasını çocuklarının okuyup gelişmesini özellikle amaçlayan  PKK teröristleri tarafından kaçırılıp şehit edildi. Önce aracı, günler sonra da cenazesi bulundu. 

Adını sorsak basınımız da dahil hiç kimseler bilmez. Sadece ateşin düştüğü yer, baba ocağında yaşar şehidimizin adı. 

Şehidimizin de bir sevdiği vardı. Adıyaman’da. Yazın nişan yapmayı düşünüyordu. Hayalleri yarım kaldı. Ama adını bile bilmiyoruz. Acısına ortak olamıyoruz. O da sosyeteden değil yani.. 

Basınımız, şerefli görevinin başında şehit edilen öğretmenimize  hak ettiği ilgiyi bile gösteremedi. Birkaç satır o kadar. O da ajanslardan alınmadır muhtemelen. Çünkü onlar meşhur mankeni  nasıl ayarladığını tavus kuşu gibi şişerek anlatan, tanıyanı yokken abaza, tanınınca playboy havasındaki  bir soytarının peşindeler günlerce. Abazaya verdiği ilginin onda birisini şehidine bile göstermedi. 

Batman'ın Kozluk   ilçesinde  belediye başkanının aracına uzun namlulu silahlarla  saldırı düzenlenmiş, 4 öğretmen arkadaşı ile birlikte başka bir araçla olay yerinden geçen Şenay Aybüke Yalçın  kurşunların hedefi olarak şehit olmuştu. 

Oda henüz 23 yaşındaydı. Onun da daha ilk görev yeriydi. 

Şehit edilmeden kısa süre önceki son paylaşımı doğumuzda yaşananların, inkârlara rağmen en gerçek şahidiydi; 

 

"Kendimiz için, sevdiklerimiz için korkmaya başladık. Nerede, ne zaman, ne olacağı belli değil. Ailemden uzaktayım ödüm kopuyor. Ya onlara bir şey olursa, ya da bana bir şey olursa onlar ne yapar. Böyle düşünerek hal olacak bir şey değil, biz elimizden geldiği kadar temkinli oluruz da, ölüm bu geleceği varsa yapacak bir şey yok" 

 Her zamanki  gibi  basınımız yine  metresliğin reklamını yapan, nasıl bir anda zengin olduğu şaibeli  televizyoncu sevgilisinin parasıyla hava atan,  görgüsüz edepsiz bir  yaratığın onda biri kadar   şehit kızımızı haber yapmadı. Hatta  gündemin  de hiç kalmadı.  

Hiç birisi   şehitlerin  ailelerinin evine gitmedi. Ailesini merak etmedi. Yaralarını sarmaya dahi gönüllü olamadı. Röportajlar yapmadı. Sadece birkaç satır, o kadar! 

Çünkü onların gerçek ilgi alanları   abazalarla, metresler… 

 

TEBESSÜM 

ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler. Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler. Önce ABD başkanına sormuşlar: 

- ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz? 

Başkan cevap vermiş: 

- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam. 

Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş: 

- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez. 

Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar. 

- Valla, demiş bizimki, Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.