Dünyaya gelişimizle birlikte “BEN” olan bizler, sonsuzluk denilen bilinmeze doğru yol alırken; kimimiz kısa, kimimiz —kime göre uzun?— bir yaşam sürdürüyoruz.
Bu yolculuğu, Mevlânâ’ya atfedilen şu sözün anlayışıyla yaşamak gerek:
«“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel.
Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait;
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”»
Ancak yaşam yalnızca söylemekle olmaz. Söylediklerimizi eylemlerimizle, birlikteliklerimizle ve birbirimize karşı sorumluluklarımızla tamamlamak gerekir.
Bir söz vardır: “Teklik Allah’a mahsustur.”
Anadan üryan geldiğimiz bu dünyada bizi ilk giydiren, sütüyle besleyen, büyüten; emeğini hiçbir zaman yadsıyamayacağımız annelerimiz, elbette babalarımız, yani çekirdek ailemiz… “BEN”den “BİZ”e uzanan yolun ilk halkalarıdır.
Fakat BİZ zincirinin halkaları yalnızca ailemiz değildir.
Yaşadığımız toplumun “BEN”leri de farklı emekleri, bilgileri, yetenekleri ve katkılarıyla birbirlerine bağlı ve birbirlerinin vazgeçilmezidir. Toplumun sürdürülebilirliği, işte bu BİZ anlayışıyla mümkündür.
“Aç ayı oynamaz.”
Bu sözü insanın ve diğer canlıların yaşamına uyarladığımızda, en temel gereksinimimizin beslenme olduğunu görürüz. Doğal kaynaklardan çiftçinin emeğine, sanayiden üretime, emeğin karşılığından ürünün sunumuna, çıplaklıktan giyinmeye, doğumdan büyümeye kadar hayatın her aşaması, görünmez bir zincirin halkalarıyla birbirine bağlıdır.
Yani insan, insanla vardır.
Şimdi, varlığımızın farkında olma anlayışıyla yaşadığımız dünyaya bakmanın zamanıdır.
İnsana, doğaya ve diğer canlıların sürdürülebilirliğine verdiğimiz zararları düşünelim.
“Dünya atalarımızdan miras değil, gelecek nesillerden aldığımız bir emanettir.”
Bu emaneti nasıl taşıdığımızı sorgulamak için henüz geç değil.
Doğru, mutlak olmasa da tektir.
Bakmayın, siyasi ayrımcıların toplumu madrabazca “Benden olanlar ve olmayanlar” diye ayırarak BİZ olmamamız için kurdukları söylemlere.
Bensiz olmaz.
Sensiz olmaz.
İnsan olarak; rengimiz, dilimiz, inancımız, kültürümüz ve dünyanın hangi coğrafyasında yaşadığımız farklı olsa da hepimiz DÜNYA denilen geminin yolcularıyız.
Ve başka, yaşanabilir bir yere gidemediğimize göre…
Birbirimizi sömürmeden, birbirimizi istismar etmeden, birbirimizin yaşam hakkına saygı duyarak yaşamayı sürdürebilmeliyiz.
Çünkü mesele yalnızca BEN değil.
Mesele, BİZ olabilmektir.
Ve unutmayalım:
ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ.
ÇARE SİZSİNİZ.
Yük. İnş. Müh. / Hukukçu / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı
M. Sait Köse