Küstüm sözcüğünün Türkücü Latif Doğan’la yaşamımıza girdiğini sanırız. Haksız da değiliz bir bakıma, Türkünün tamamının sözcükleri toplamından daha çok yinelenerek söylenen küstüm sözcüğüyle, yüreğine işlemiştir küsmek de böylece halkımızın.
Halkımız küskün bir halktır. Kendisine en büyük kötülükleri yapanlara hınç duymaz:
Küser.
Hakkını, rüyalarını, umudunu çalanlara diş bilemez, küfretmez:
Küser.
Keşke sadece küsen değil, diş bileyebilen, küfredebilen, hınç duyabilen, hakkını kopara kopara almayı bilen bir halkımız olsaydı…
Ey halkım, bütün bu becerilere sahip olmadığın için, yıllardan beri kendinle birlikte bizi de yaktığın, yakmayı sürdürdüğün için ben sana küstüm!
***
Bütün bunları bana düşündüren, tesadüfen gördüğüm bir şiir oldu. Büyük ozanın bu önemli şiirini nasıl olmuş da görememişim bugüne kadar. Sizlerle paylaşmak istedim.
İşte o şiir:
KÜSMEK NEDİR BİLİR MİSİN?
Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek Dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek; “Seni seviyorum”dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek.
Kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek, “sevdiğini söyle” demektir... “Hadi anla” demektir...
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana Küstüm!..
***
Bu güzeller güzeli, kutlu anlamlar yüklü şiirin şairini söylüyorum şimdi:
Nazım Hikmet Ran!
Üstüne yıldızlar yağsın Büyük Ozan!