Ben Seni ‘’Biz’’ Diye Sevdim

Bazı insanlar bir kişiyi sever. Bazılarıysa bir hayatı…
‘’Ben seni biz diye sevdim. Sen yoktun hiç bizimle.’’ Sözü tam da bunun kırgınlığıdır. Çünkü insan bazen karşısındakini olduğu gibi değil, birlikte olabilecekleri haliyle sever. Kurduğu geleceği sever. Aynı sofrayı, aynı evi, aynı gülüşü, aynı sessizliği sever. ‘’Ben’’ olmaktan çıkıp ‘’biz’’ olmaya gönüllü olur.
Ama ağır yalnızlık, iki kişilik bir hayali tek başına taşımaktır.
Bir insanı sevmek kolaydır belki. Zor olan, onunla bir ‘’biz’’ kurduğunu sanmaktır. Çünkü bazı insanlar ilişkiye gelir ama ortaklığa gelmez. Varlıkları vardır ama emekleri yoktur. Yanınızda dururlar ama sizinle aynı yöne bakmazlar. Siz ‘’biz’’ olalım diye uğraşırken, onlar hala yalnız yaşamlarının konforundan vazgeçmemiştir.
İşte insan en çok burada yorulur.
Çünkü aşk sadece ‘’seni seviyorum’’ demek değildir.
Aşk bazen ‘’senin yükünü ben de taşırım’’ diyebilmektir.
‘’Yarınını merak ederim’’ diyebilmektir.
‘’Biz’’ kelimesinin sorumluluğunu alabilmektir.
Bir taraf gelecek planları yaparken diğer taraf hala kapıyı yarım açık bırakıyorsa, orada sevgi eksik değil belki ama aidiyet eksiktir.
Ve insan şunu geç fark eder.
Meğer aynı hikâyede değilmişsinizdir.
Sen bir yuva hayal etmişsindir, o sadece güzel vakit geçirmeyi.
Sen omuz omuza yaşamayı düşünmüşsündür, o sadece canı sıkılınca uğramayı.
O yüzden bazı ayrılıklar ihanetten değil, aynı duygunun içinde farklı niyetlerle bulunmaktan olur.
En acısı da şudur: Bir gün dönüp bakarsın şunu anlarsın; sen onunla ‘’biz’’ olmuşsun ama o seni hayatının içine hiç almamış.
Yine de insan ‘’biz’’ diye sevmekten utanmamalı. Çünkü bu, kalbin eksikliği değil; fazlalığıdır. Eksik olan, o sevgiyi taşıyabilecek kadar cesur olmayanlardır.