Bile Bile Yanmak

Hikâyenin sonunu biliyordum. Canımın yanacağını da. Ama bazı şeyler akılla değil, kalple yaşanır. Ve kalp bazen, sonucu bile bile yürür ateş.
Seni yaşamak istedim.
Bir ihtimali değil, bir gerçeği.
‘’Belki değişir’’ umudunu değil, olduğun halinle seni.
Kaybettiğim için üzülmedim. Çünkü bazı insanlar kaybedilmez; zaten hiç sahip olunmamıştır.
Benim üzüntüm başka bir yerden sızdı içime. Ben, benim olmayan birinde kendimi kaybettiğim için üzüldüm.
Sana tutunurken kendimden vazgeçtiğim anları düşündüm.
Susmamam gereken yerlerde sustuğumu, anlaşılmak isterken idare ettiğimi, sevilmek isterken yetinmeyi kabul ettiğimi…
En çok da şuna yandım: Kendimden bu kadar uzaklaştığım halde buna ‘’sevgi’’ dememe.
Şimdi anlıyorum.
Acı, seni kaybetmek değildi.
Acı, kendimi geri toplamak zorunda kalmaktı.
Bazı hikâyeler mutlu bitmez. Ama öğretir.
Ve bazı vedalar bir insanı değil, bir yanılgıyı geri de bırakır.
Ben seni kaybetmedim.
Ben, kendimi geri aldım.
Ve şimdi ellerimi geri çekiyorum. Çünkü insan, kendini kaybettiği bir yerde daha fazla kalmamalı.
Ben seni değil, kendimden eksilen parçaları özlüyorum artık.
Adını anmıyorum ama izlerin hala dolaşıyor çevremde.
Bil ki, birini bile bile sevmek cesaretti, ama kendime geri dönmek en büyük aşkım oldu.
Bazı hikâyeler mutlu sonla değil, insanın kendine kavuşmasıyla biter.
Ben şimdi kendime dönüyorum, sessizce.
Ama tamamlanarak.