BİR AKADEMİSYENİN ANLAYIŞI

            Birkaç gün önce Büyükşehir Belediyesinden bir bayan beni arayarak, iki bayan akademisyen ve yazarın, Batalhüyük Kafede, öğretmenler grubu ile Gaziantep’in sosyal ve ekonomik konularında söyleşi yapılacağını söylemişti.

            Söyleşiye katıldım. Bir muhafazakâr ve dört sosyal demokrat öğretmen idik.

            ***

            Söyleşi, hem onlar, hem de bizler için faydalı oldu. Öğretmenlikten, çocuklarımızın yetişmelerinden, evlenme, kimlerle evlendiklerimizden ve daha birçok konularda sordukları sorulara, herkes fikrini söylemişti.

            Akademisyenlerden biri bulaşık makinesini ne zaman aldığımızı sorduğunda ben şöyle cevap vermiştim:

            “Benim branşım, meslek dersleridir. Ticaret Liselerinde tedrisat, saat 13’e kadar yapılır; öğlenden sonraları öğrencilerin piyasada çalışmaları sağlanırdı. Bugün son sınıflarda öğrencilerin staj görmeleri gibi.

Olduğu günden beri, meslek dersleri öğretmenleri de, piyasada gerek vergi, gerekse muhasebe konularında çalışıp hem ek bir gelir sağlar, hem de piyasayı okula getirerek öğrencilerin yetişmelerinde fayda sağlarlardı.

Bizim evde, bulaşık makinası aşağı yukarı 30-35 senedir var.” deyince; akademisyen bayan nasıl aldığımı sormuştu.

Şöyle cevapladım:

“Almanya’da çalışan bir işçiyi bir arkadaşım eve getirmişti. Kayaönü’ndeki arsası istimlak edilecekmiş. O günlerde istimlak, emlakin mülk sahibi tarafından gösterilen vergi değeri ile yapılıyordu. Baktığımda, emlak vergi değeri düşük; adam perişan olacak. Gerekli bilgi ve işlemler ile yol gösterip, işini halletmiştim. Oda bana, bir bulaşık makinesi getirip hediye etmişti” diye sözlerimi bitirdiğimde akademisyen, “ Desene rüşvet aldım.”

Her halde beni anlayamamış idi. Muhasebe tutar para alırsınız, dilekçe yazar para alırsınız. Hizmet karşılığı alınan bu paralar rüşvet midir?

Eğer rüşvet sayılıyorsa, avukatların aldığı, hatta kendisinin gazetede yazdığı makaleler için aldığı paralar da rüşvettir.

İşini gördüğüm adamı arkadaşım getirdiği için ondan herhangi bir ücret talep etmemiştim. Buna karşılık işini gördüğüm adam da bana bir bulaşık makinesi getirmiş.

Bunun neresi rüşvettir?!!!

Eh! Artık bir fıkrada buraya konduralım:

            Parasızlık bir gün Temel'in canına tak etmiş ve çok para kazanmak üzere Amerika'ya gitmeye karar vermiş. Hemen uçak biletini alıp ilk uçakla soluğu orada alıvermiş.

Fakat görmüş ki orada para kazanmak onun hayal ettiği kadar kolay değil. Bakmış elindeki avucundaki de bitiyor bir banka soyup ülkesine kaçmaya karar vermiş. Gece olmuş. Temel bir bankaya girmeyi başarmış ve hemen önüne çıkan ilk kasayı açmış.

Bir de bakmış ki kasada bir kâse muhallebiden başka bir şey yok. Bu benim kısmetim diyerek yemiş muhallebiyi bir güzel. Gitmiş ikinci kasaya. Onu da açınca ne görsün bir kâse muhallebi daha. Onu da yiyivermiş. Sıra gelmiş üçüncü ve son kasaya. Onu da açmış ve görmüş ki oda boş. Sadece bir kâse muhallebi. Temel çok sinirlenmiş. Ama muhallebiyi de bir güzel yemiş. Bakmış para mara yok vazgeçmiş soygundan. Kaldığı otele geri dönmüş.

Ertesi sabah gazetesini almış ve okumaya başlamış.

Gazetedeki manşette şu yazıyormuş:

“AMERİKA'DAKİ EN BÜYÜK SPERM BANKASI DÜN GECE KİMLİĞİ BELİRSİZ KİŞİLER TARAFINDAN SOYULMUŞTUR! ”