BİR CAN İÇİN

Kadınlar, ilk defa evcilik oyunlarında tadar anneliği.

Bedeni ve yüreği büyüdükçe, büyür annelikleri.

Doğurmadan öğrenirler bir canlıyı sevmeyi

/

Bebek doğuncaya kadar çekilen sıkıntıyı, acıyı ve doğum sancısında atılan çığlığı bilebilir misiniz?

Dokuz ay karnında taşıdığı, dünyaya geldiğinde çektiği zorlukları unutup bebeğine sımsıkı sarılan kolların sevgisini hissedebilir misiniz?

 

Ölümü bile göze alarak anne olmaktan geri durmayan kadınları anlayabilir misiniz?

/

Kadın, anne olmuş ise kendisini unutur ve çocuğunu koruyup-kollamaya, kötülerden, kazadan-beladan esirgemeye görevlendirir kendisini. Çocuğu için yaşar, çocuğu için savaşır. Gerektiğinde çocuğunun yoluna gözünü kırpmadan ateşe atlar.  Yemez yedirir, giymez giydirir. Çünkü annenin yaşam sevinci, dünya dileği yalnızca çocuğudur. Karşılıksız sevdiği, yoluna başını koyduğu yeğene varlığı da çocuğudur.

 

Anneler, yalnızca kendi çocuğunu değil her çocuğu hatta her canlıyı kendi çocuğuymuş gibi görürler. Kimsenin burnunun kanamasını istemezler. Çünkü onlar bir insanın hangi zorluklarla büyüdüğünü bilirler.

 

Bunun içindir ki dünyanın idaresini kadınlara bırakmazlar. Seçilen kadınları da erkekleştirmeye çalışırlar. Onları erkek egemenliğinde yönetici yaparlar. Onların da bir cana kıyılmasına göz yummasını beklerler. Oysa anneler bir canlının dünyaya gelmesine vesile olan kişilerdir.

Nasıl kıysınlar?

 

Nasıl kıyıyorsunuz canlara?

Kolay mı sandınız bir canın büyümesini? Kolay mı?

 

Dünyanın bozuk çarkının içinde annelerde dönmektedir. En çok onlar yivlerin arasında kalmaktalar. Yinede insanın ölmesini istemezler.

 

Sizlerde istemeseniz beyler. İnsanı yüreğinize sığdırmayı deneseniz olmaz mı?

Olmasa savaşlar, akmasa kanlar, ağlamasa analar…

Ağlatmasanız anaları!

 

Sevgiyle