Bir İlişkide Görünmez Olmak

Bazı ilişkiler bittiğinde insan üzülür. Bazı ilişkiler bittiğinde ise insan yas tutmaz; hayatta kaldığına şükreder. Ben uzun süre bunun adını aşk sandım.

Bir insanı sevmeyi, onun her davranışını tolere etmek zannettim. Kırıldığımda susmayı olgunluk, ağladığım geceleri sadakat, kendi gururumu ikinci plana atmayı fedakârlık sandım. Oysa bugün dönüp baktığımda gördüğüm şey aşk değil; sevgi kırıntılarıyla hayatta kalmaya çalışan bir kalbin hikâyesi. Ne kıyaslamalar yapıldı üzerimde...
Yetersiz hissettirilmenin türlü yolu denendi. Bazen geçmişteki insanlar, bazen hayali senaryolar, bazen de hiç yaşanmamış olaylar karşıma çıkarıldı. Sanki sürekli bir mahkeme salonundaydım ve masumiyetimi kanıtlamak zorundaydım. Ne küfürler işittim... Ne saygısızlıklar gördüm... Evimin içinde, bulunduğumuz ortamlarda, iki kişinin arasında kalması gereken meselelerde bile değersizleştirildim. Bir sarılmanın bile çok görüldüğü bir ilişki yaşadım. Sevginin doğal olması gereken yerde, sevgiyi hak etmek için mücadele etmek zorunda bırakıldım. Bencillik vardı. Cimrilik vardı. Ama en çok da duygusal yokluk vardı.
İnsan bazen bir tokattan değil, eksik bırakılmaktan yorulur. Sürekli itilmekten, terslenmekten, küçümsenmekten, görmezden gelinmekten yorulur. Psikolojik şiddet her zaman bağırmak değildir. Bazen günlerce süren soğukluk, bazen küçümseyen bir bakış, bazen de sürekli suçlu ilan edilmek insanın ruhunda çok daha derin yaralar açar. Gururumun yerle bir edildiği zamanlar oldu. Kendimi anlatmaya çalışırken suçlu çıkarıldığım zamanlar oldu. İlişkiyi ayakta tutabilmek için elimden gelenin fazlasını yaptım. Yönlendirdim, destek oldum, sustum, alttan aldım. Kırıldım ama yansıtmadım. Ağladım ama göstermedim.
Her "ara verelim" diyen oydu. Her geri dönen de oydu. Ve her seferinde kapıyı açan bendim. Çünkü seviyordum. Fakat sevgi, insanın kendisini sürekli inkâr etmesi değildir.
Bir gün geldi ve yine bir suçlama ortaya atıldı. Gerçekliği olmayan, sadece şüphelerden ve kuruntulardan beslenen bir hikâye. Hayatımda olmayan insanlar üzerinden karakterime saldırıldı. Silinen kayıtlar, oluşturulan senaryolar, kurulmuş mahkemeler... Aslında mesele hiçbir zaman gerçek değildi. Mesele, can yakacak bir yer bulabilmekti. Ve sonunda o yer karakterim oldu.
Bunca yıl boyunca biriken kırgınlıkların, bastırılmış hayal kırıklıklarının ve görmezden gelinen acıların bir patlaması yaşandı. İnsan bazen bir cümle yüzünden gitmez. O cümle, yıllardır birikenlerin son damlası olur sadece. Ben o son damlayı yaşadım. Ve gittim.
Çünkü bazı ayrılıklar sevgisizlikten değil, insanın kendisine duyduğu saygıyı kaybetmek istememesinden olur. Bugün geriye dönüp baktığımda kimsenin mükemmel olmadığını biliyorum. Benim de hatalarım oldu. Ama bir şeyi çok net biliyorum: Bir ilişkide insan sevildiğini hissetmek için dilenmemeli. Sarılmak lütuf olmamalı. Saygı pazarlık konusu olmamalı.
Ve hiç kimse, sevdiği insanın yanında kendisini sürekli eksik, suçlu ve değersiz hissetmemeli. Ben bir ilişkiyi değil, kendimi kaybetmeye başladığım yeri terk ettim. Bazen gitmek vazgeçmek değildir. Bazen gitmek, kendine geri dönmektir.