Bir Ömür Geçineceğin İnsanı Seçiyorsun

Bazı kararlar vardır; yanlış yapınca birkaç ay sürünürsün. Bazıları vardır; yıllarını götürür.
Bir de evlilik vardır. Yanlış insanla yapıldığında sadece zamanını değil, ruhunu da tüketir.
Toplum uzun zamandır insanlara aynı cümleyi fısıldıyor:
“Artık evlen.” “Sırası geldi.” “Daha neyi bekliyorsun?” “Bu yaşta daha iyisi mi gelecek?”
İnsan bazen gerçekten sevdiği için değil, yalnız kalmaktan korktuğu için evleniyor. Bazen çevrenin baskısından. Bazen “artık olsun da” diye. Bazen de sırf hayatındaki belirsizlik bitsin diye.
Oysa evlilik, hayatı kolaylaştırmıyorsa; insanın omzundaki yükü hafifletmiyorsa; zor gününde yanında duracak bir yol arkadaşlığı kurmuyorsa, sadece aynı evin içinde iki yalnız insan üretir.
Bir ömrü birlikte geçireceğin insanı seçiyorsun. Sabah gözünü açınca ilk göreceğin yüzü…
Hastalığında başında duracak kişiyi… En başarısız anında seni küçümsemeyecek insanı… Suskunluğunu anlayacak, yorgunluğunu fark edecek, en kötü haline rağmen yanında kalacak kişiyi. Bu yüzden evlilik aceleye gelecek bir karar değildir. Çünkü düğün bir gün sürer; evlilik bir ömür.
Bugün birçok insanın mutsuzluğu sevgisizlikten değil, yanlış seçimden kaynaklanıyor. Birbirini tanımadan verilen sözlerden… Karakter yerine heyecana aldanmaktan…
“Nasıl olsa değişir” diye başlayan büyük yanılgılardan… Kimse mükemmel insanı bulamaz.
Ama insan, yanında huzur bulduğu kişiyi aramalı. Kendini eksiltmeden var olabildiği insanı…
Yanında rol yapmak zorunda kalmadığı kişiyi… Sessizliğinin bile yargılanmadığı bir güveni…
Çünkü aşk bazen geçer. Heyecan azalır. Güzellik değişir. Ama karakter kalır.
Bir insanın öfkesine bakın. Parayla ilişkisine bakın. Zor zamanlarda nasıl davrandığına bakın.
Kendinden güçsüz olana nasıl konuştuğuna bakın. Çünkü evlilikte insan en çok karaktere yaslanır.
Bu yüzden “geç kaldım” korkusuyla yapılan evlilikler, çoğu zaman insanı kendi hayatına yabancılaştırır.
Oysa geç kalmak diye bir şey yoktur.
Yanlış insanda erken olmak vardır.
Toplum takvime bakar.
Hayat ise huzura.
Ve insanın gerçek şansı, hızlı bir evlilik yapmak değil; ölene kadar geçinebileceği, konuşabileceği, susabileceği, yaşlanabileceği doğru insanı bulmaktır.
Geç olsun.
Ama ömrünü yormasın.