Bir yandan “anlaşılmak” istiyorlar, bir yandan da hiçbir şeye tam olarak yaklaşamıyorlar. Karşılarına gerçekten iyi biri çıkıyor mesela; dinleyen, anlayan, emek veren biri… Ama o sırada zihnin içinde başka pencereler açık oluyor. Kapanmamış bir eski ilişki, gece gelen bir mesaj, İnstagram’da bekleyen bir DM, “acaba daha iyisi var mı?” düşüncesi…
Kimse kötü insan olduğu için değil bu. Ama herkesin dikkati parçalanmış durumda.
Eskiden insanlar birini tanımaya çalışırdı. Şimdi ise aynı anda ihtimalleri yönetmeye çalışıyorlar. Bir ilişkiye başlamadan önce bile arkada açık sekmeler var. “Ya yanlış seçimse?”, “Ya daha iyisi gelirse?”, “Ya erken bağlanırsam?” korkusu… Modern zamanların en büyük problemi belki de tam olarak bu: Kimse bulunduğu ana tam olarak dâhil olamıyor.
O yüzden iyi insanlar görünmez hale geliyor. Çünkü artık ilişkiler karakter üzerinden değil, seçenek hissi üzerinden değerlendiriliyor. Bir insanın sakinliği sıkıcı sanılıyor. Güven vermesi heyecan eksikliği gibi algılanıyor. Oysa gerçek bağ çoğu zaman gösterişli değil; huzurludur. Ama huzur, sürekli uyarılmaya alışmış zihinlere yavaş geliyor.
Bugünün ilişkilerinde insanların çoğu gerçekten yalnız değil aslında. Sadece sürekli başka ihtimallere bakmaktan, önündeki insanı net göremiyorlar. Birini kaybetmeden değerini anlayamamalarının sebebi de bu. Çünkü dikkatleri hiçbir zaman tamamen orada olmuyor.
“Daha iyisi” fikri çağın en büyük yanılsaması olabilir. Çünkü insan ilişkisi bir telefon modeli gibi yükseltilecek bir şey değil. Birini değerli yapan şey; kusursuz olması değil, yanında kendin gibi hissedebilmen. Ama insanlar artık hissetmekten çok karşılaştırıyor.
Belki de bu yüzden herkes birbirine yakın ama kimse kimseye tam temas edemiyor.
Gerçek bağ, seçenekleri sonsuza kadar açık tutarak kurulmuyor. Bir noktada dönüp gerçekten bakmayı gerektiriyor. Dinlemeyi, kalmayı, odaklanmayı… Çünkü sevgi biraz da dikkati tek bir yerde tutabilme meselesi.
Ve bugün en çok kaybettiğimiz şey tam olarak bu: dikkat.