BU SENARYO ÖNCEDEN ÇİZİLDİ

Aktif siyasette iken, hep söylemişim. Bir ülkeyi çökertmenin en kolay yolu o ülkenin önce askeri gücünü bitirmek, askeri her yerde suçlu göstermek. Bu 1960, 1980 askeri müdahalesi gibi sanki kendileri sütten temizmiş, asker müdahale ettiği için suçluymuş gibi tavır içine girenler. Askeri ne kadarda pasif bir konuma çekseniz de, her türlü zorluğu göğüs geren Türk askeri anasından doğarken asker doğar, ölürken de asker ölür. Tıpkı Osmanlının son yıllarında olduğu gibi, orduları lav edilmiş askere silah bıraktırılmış, ülkeyi işgâl güçlerine teslim edenlerin kendi gelecekleri için ülkeyi terk ettikleri gibi o günleri yaşıyoruz. Ülkesini savunan aydınlar, askerler ve bu vatan benim diyenlerin cezaevlerine doldurulması ve Hizbullahçıların cezaevlerinden bırakılması da bunların kanıtıdır.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Cumhuriyete karşı olan, Cumhuriyeti içlerine sindiremeyen, bu kesimlerin arkasındaki o güç ne kadar kuvvetliymiş ki bu hükümete böyle  bir yasa bile çıkarttırdılar.

 Ancak bu güne kadar bu ülke üzerinde türlü oyunlar oynayanlar emellerine ulaşamadılar. Bu halk bir avuçken bile güçlü ordulara karşı durmuş, vatanına göz dikenleri, Akdeniz’de banyo yaptıran bir ulustur.

Bu güne kadar bir avuç toprak için nice şehitler veren bir ırkın, şu an önüne perde çekilmiş gibi hiçbir şeyi görmemesi çok acı, geçmişte Kıbrıs barış hareketi ile ülkenin halkın büyüklüğünü dünyaya kabullendirdik. Ama siyasilere kabullendiremedik. Onlar menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen, gelecekleri için zemin senaryolar çizenlerdir. Kendilerini Osmanlının mirasçısı yerine koyup, o özlemle yandıklarını her yerde ortaya koydular. Bu gün geldikleri iktidarda bunu ispatladılar. Kendilerinden başkasının yaşama hakkı olmadığı gibi Cumhuriyeti benimseyenlerin hepside suçlu sayıldı.

 Hatta, Atatürk, İnönü şu an sağ olsalardı. Onlarda Padişaha darbe yapmadan yargılanırlardı. Şu an yargılanan cezaevlerini boylayanlar ile çıkan yasalardan faydalanamayan kesim ise, vatandaşın kendisi ile kader mahkûmları çünkü yasalara eklenen maddelerin kimleri ceza evinden çıkaracağı ve yargının nasıl işleyeceği sanki toplantılarda yargıçlara brifing vermiş gibi uygulanıyor.

Yani kimleri serbest bırakacaklarını kimleri bırakmayacaklarını, emreder gibi bir tavır içinde hareket ediliyor. Uygulamanın nasıl işlediği açıkça ortada bu güne kadar, vatandaş mahkûm kaç tane tahliye oldu?

Çünkü onların arkasında herhangi bir güç yok yargının verdiği cezaya boyun eğmiş, yargının tayin vereceği kararı bekleyen kurbanlık kuzulardır. Bizler geçmişte siyasetin vatandaşın hizmetinde yer alan siyaseti o mantıkla yapan Ecevitçiler olarak bir kez daha açıklamada yarar görüyoruz. Yasalar bütün toplumu kapsamadığı müddetçe bir ülkede dirlik düzen adaletten bahsedilemez.

Adalet kime lazım?